şarap ile cümle
şarap kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Büyükbabamın akrabaları şarap üreticisiydi.كان شتفان جورجه ابناً لأحد تجار النبيذ.
Bu Şarapova'nın WTA'deki ilk yarı finaliydi.حيث كانت تلك أول بطولة لديفاين في تي إن إيه.
Bulgaristan'ın en büyük şarap fabrikalarından biri burada bulunmaktadır.Uma das maiores fábricas produtoras de vinho da Bulgária localiza-se aqui.
Sonuçta, 12. yüzyılda onların "imparatorun şarap torbaları" olarak tanımlanmaları çok sürpriz değildir.Num texto do século XII, são descritos como "os sacos de vinho do imperador."
Şarap, doğal ve yaşayan bir üründür.O vinho é um alimento natural e perecível.
Hatta Augustus'un Raetia şarabını tüm diğer şaraplara tercih ettiği söylenir.Augusto, por exemplo, preferia o vinho da Récia a qualquer outro.
Diğer şarapların aksine bardak son noktasına kadar doldurulur.O copo deve estar cheio até um terço.
Savaşın ardından Krum, Nikiforos’un kafatasını gümüşle kaplattı ve onu şarap bardağı olarak kullandı.Após a batalha, Crum banhou o crânio de Nicéforo em prata e o utilizou como copo de vinho.
Bir örnek, ekmek, bira ve şarap yapımında kullanılan Saccharomyces cerevisiae'dır.Um exemplo é Saccharomyces cerevisiae, utilizado na produção de vinho, pão e cerveja.
Halk, içebildiği kadar şarap içer, içilen kap sayısı kadar dua eder.Quem paga uma bebida pode comer tanta comida quanta quiser.
İsveç şarabı, İsveç'te üretilen şaraplara verilen addır.O vinho Argelino, é o vinho que é feito na Argélia.
Üzüm şarap için çok değerlidir.Por exemplo: O vinho é bom.
Şehirde şarap ve tütün üretimi yaygındır.Em todo o mundo, a cocriação de produtos e serviços é incipiente.
Kadın bunu bir şarap şişesine boşaltır.Ela irá recompensar Link com uma garrafa vazia.
Bölge, şaraplarıyla ünlüdür.Esta cidade é famosa, graças às suas vinhas.
Bu meclislerin şaraplı içki alemi özelliği sürekli yinelenmiştir.Aliás, a produção de vinho de todo o concelho tem estado a concentrar-se nesta freguesia.
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Vinho de elevada qualidade proveniente de uma só colheita.
Şehrin geleneksel önemli iktisadi faaliyet alanları şarapçılık, balıkçılık, gemi yapımı ve turizmdir.A cidade tem uma longa tradição na produção de vinho, na pesca, na construção naval e no turismo.
Bozcaada, şaraplık üzümleri ve şaraplarıyla ünlüdür.A Brisgóvia é conhecida por seu vinho, seus pomares e sua cultura de cereais.
Bira üretiminde, ekmek hamurunun kabartılmasında, şarap yapımında insanlık tarihinde hep kullanılmışlardır.Historicamente, além da cevada outros cereais sempre foram utilizados na produção de cerveja.
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.Comei e bebei, amigos; bebei fartamente, ó amados.
Şaraplarıyla ünlüdür.Vale das Vinhas.
Düğünün sonuna doğru şarap biter ve Meryem oğluna "şarapları kalmadı" der.Como o vinho veio a faltar, a mãe de Jesus lhe disse: "Eles não têm mais vinho".
Bu Şarapova'nın WTA'deki ilk yarı finaliydi.Foi o primeiro título de Woods na WWE.
Her meyveden şarap üretilebilir.A bebida pode ser misturada com várias frutas.
Takımın günümüzde ad sponsoru olan Farnese Vini, İtalyan şarap şirketidir.A vencedora da licitação e hoje responsável pelo aeroporto é a empresa ESAERO.
Portekiz şarapları Romalılar zamanından beri ülke sınırları dışına gönderilir.A exportação dos vinhos portugueses iniciou-se para Roma durante o Império Romano.
Hakikat şaraptadır.A verdade está no vinho.
En çok tüketilen şarap türü kırmızı şaraptır.De meest gedronken wijn is rode wijn.
İsviçre'de en ünlü alkollü içecek şaraptır.De populairste alcoholische drank in Zwitserland is wijn.
Her yıl şarap festivali düzenlenir.Elk jaar wordt er een wijnfestival gehouden.
Düğünün sonuna doğru şarap biter ve Meryem oğluna "şarapları kalmadı" der.Tijdens een bruiloft zei de moeder van Jezus : "Ze hebben geen wijn meer".
Ayrıca kaliteli şaraplık üzümler yetişmektedir.Eveneens een kwaliteitswijngebied.
Bölge, şaraplarıyla ünlüdür.De streek staat bekend om zijn wijnen.
Brendi, damıtılmış şaraptan üretilen yüksek dereceli (%40 ile %60 alkol yoğunluğuna sahip) alkollü içki.Cognac is een sterk alcoholische drank (40% of hoger) verkregen door het destilleren van witte wijn.
Öte yandan zeytinyağı ve şarap gibi ürünlerde bir ziyan olmayacağı da belirtilir.Eet en drink niet als een veelvraat en een dronkaard.
Bölgede şarap üretimi yapılmaktadır.In ieder deel van het land wordt wijn geproduceerd.
Ama az üretilen her şarap butik değildir.Niet alle wijn is overigens bedoeld voor de verkoop.
İsviçre şarabı, beyaz şaraplar özellikle Valais ve Vaud şarapları, Cenevre ve Ticino'da üretilmektedir.Zwitserse wijn wordt voornamelijk geproduceerd in Wallis, Vaud (Lavaux), Genève en Ticino.
Şarap dolu tulumlarla köyleri, kırları dolaşır.Grote tuinen versierden de omgeving.
İhraç edilen şarap öncelikle Almanya'da tüketilmiştir.De hiervan gemaakte eenvoudige wijn werd in Duitsland met andere wijnen versneden.
Onu buğday ve yeni şarapla besledim.Hij stookte jenever en brandewijn.
Şarap içmezler, domuz eti yemezler.Ze vertelden ons dat ze geen rundvlees aten.
Şarap içmeyi tercih ettiler.Er wordt wijn gedronken.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.Suiker en alcohol werden de belangrijkste exportproducten.
Şarap genelde sulandırılarak içilirdi.Decanteren komt de wijn meestal ten goede.
Stanley Tucci - Dionysus şarap tanrısı ve Melez Kampı'nın yöneticisi.Dionysus - De god van de wijn en de directeur van Kamp Halfbloed.
Burada her yıl Ağustosun sonunda Şarap Festivali düzenlenir.Hier wordt elk jaar in augustus een wijnbeurs gehouden.
Ayrıca, et yemiyorlar ve şarap içmiyorlardı.Let op wat je eet en drink niet te veel wijn.
Sek şarap yapımında kullanılır.Het is gebaseerd op de applicatie Wine.
Şarapova yıla Avustralya Açık’ta yarı finale yükselerek başladı.Hierna bereikte zij de halve finale op de Australian Open.
Bu meclislerin şaraplı içki alemi özelliği sürekli yinelenmiştir.Zo blijft het karakter van de wijnen fris.
Ailem okula gidip gitmediğime ya da beyaz şarapla sarhoş olduğuma ilgi duymadı.Ze heeft haar school niet afgemaakt en haar moeder is aan de drank.
Eserde şarap sarhoş ediciliği yönüyle aşka benzetilir ve öykü bu sarhoş edici etkinin etrafında şekillenir.Verberg je achter het masker van een gek of dronkaard en zaai op die manier verwarring over je bedoelingen.
Ayrıca eski Yunanlar şaraplarını sık sık yarpuz ile tatlandırmışlardır.De Grieken hadden de gewoonte om hun wijn met water te vermengen.
Şarap bardaklara doldurulduktan sonra dört kişi tarafından içilir.De wijn werd vier jaar in de kelders bewaard om te rijpen.
Şarap üreten ülkeler listesi, şarap üretimlerine göre ülkeleri içerir.In onderstaande tabel worden de twintig grootste wijnproducerende landen weergegeven met hun productie.
Ülkede 8500 hektardan fazla şaraplık üzüm bağı vardır.Er zijn meer dan 8500 ha wijngaarden in Uruguay.
Üzüm dışındaki meyvelerden üretilen şarap ise ülkede eski bir gelenektir.Het inleggen van vruchten op brandewijn is een oude inmaakmethode.
Şarap da tıpkı ekmek gibi özel bir muameleye tabi tutulur.Vervolgens wordt de most net zo behandeld als witte wijn.
İlgili Sayfalar