Ana içeriğe geç
Sözlük

şans ile cümle

şans kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Seçimi kazanması için hiçbir şansının olmadığını sezinlediler.They felt he had no chance to win the election.
O, başarma şansını yakaladı.He got his chance to succeed.
Lee büyük bir şans alıyordu.Lee was taking a huge chance.
Bu insanlar çok şanslıydı.These people were very lucky.
Bu planın çok az başarı şansı vardı.This plan had little chance of success.
İnsanlar zengin olmak için bir şans istedi.The people wanted a chance to become rich.
Wilson kazanmak için şüphesiz en iyi şansa sahipti.Wilson clearly had the best chance to win.
Yargıç Parker'ın seçimi kazanma şansı yoktu.Judge Parker had no chance to win the election.
Dün havaalanında şans eseri onunla karşılaştım.I met him by chance at the airport yesterday.
Evlilikte mutluluk tamamen şans işi.Happiness in marriage is entirely a matter of chance.
Haberler şimdilik sansürlenmiştir.The news was censored for the time being.
Passportu çok şanslı bir insan.Passportu is a very lucky human.
Sana şanş diliyorum.I wish you luck.
Bazen bir merdiven kötü bir şans işaretidir.Sometimes a ladder is a sign of bad luck.
Kırık bir ayna kötü şans getirir.A broken mirror brings bad luck.
At nalı ve dört yapraklı yonca iyi şans getirir.A horseshoe and a four-leaf clover bring good luck.
Onun cevabı bilebilme şansı var.There's a chance that she might know the answer.
Kara kedilerin kötü şans getirdiklerine inanmıyorum.I don’t believe that black cats cause bad luck.
Sansür dört harfli kelimenin kendisinden daha çok kirli zihinleri besler.Censorship feeds the dirty mind more than the four-letter word itself.
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.I believe in censorship. I made a fortune out of it.
O şansına küstü.He is shit out of luck.
Takımımızın kazanma şansı zayıf.It's unlikely that our team will win.
Mazeretler arayanın başarı için herhangi bir şansı yoktur.He who looks for excuses doesn't have any chances for success.
Tom şanslı idi.Tom was lucky.
Tom şanslıydı.Tom was lucky.
Tom hiçbir şeyi şansa bırakmadı.Tom left nothing to chance.
Tom'un seçimi kazanma şansı az.Tom has little chance of winning the election.
Tom'un seçimi kazanma şansı yüksek.Tom has a good chance of winning the election.
Tom'un iyi bir seçilme şansı vardı.Tom has a good chance of getting elected.
Tom'un Boston'a seyahat etme şansı vardı.Tom had a chance to travel to Boston.
Tom ne kadar şanslı olduğunun farkında değil.Tom doesn't realize how lucky he is.
Tom kendini şanslı olarak addetti.Tom considered himself lucky.
Tom ile zaman geçirmek için bu senin son şansın.This is your last chance to spend time with Tom.
Tom, Mary'yi ikna etme şansı olan tek kişidir.Tom is the only person that has any chance to persuade Mary.
Tom'un Mary'nin ona yapmasını söylediğini yapmaktan başka şansı yoktu.Tom had no choice but to do what Mary told him to do.
Tom'un Mary'nin ona yardım etmesini istemekten başka şansı yoktu.Tom had no choice but to ask Mary to help him.
Tom her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.Tom always wanted to visit Mary, but he never had the chance.
Hatası için kötü şansını suçluyor.He blames his failure on bad luck.
Harvard'a girmede Tom'un şansının ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think Tom's chances of getting into Harvard are?
Üzgünüm dün seninle konuşmak için bir şans yakalamadım.I'm sorry I didn't get a chance to talk with you yesterday.
O, başarısının şanstan dolayı olduğunu düşünüyor.He thinks that his success is due to luck.
Şans hayatta önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in life.
Şanslı olursam, zamanında varırım.If I'm lucky, I will arrive on time.
Mary ona vurmadığı için Tom şanslıydı.Tom was lucky that Mary didn't hit him.
Tom, iyi bir iş bulacak kadar şanslıydı.Tom was lucky enough to find a good job.
Tom çok şanslı olduğunu düşündü.Tom thought that he was very lucky.
Tom yarışı kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to win the race.
Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to survive.
Tom borsada çok para kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to make a lot of money on the stock market.
Tom sadece şansını denedi ve Mary'ye çıkma teklif etmek için aradı.Tom just took a chance and called Mary to ask her out.
Tom'un işleri hatasız yapmak için tek şansı vardı.Tom had only one chance to get things right.
Tom hiç şansı var gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to have any luck at all.
Tom şansına inanamadı.Tom couldn't believe his luck.
Tom, hayatta olmak için kesinlikle şanslı.Tom certainly is lucky to be alive.
Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.If Tom hadn't helped Mary, she wouldn't have stood a chance of surviving.
Siyah kediler kötü şanstır.Black cats are bad luck.
Bazı insanlar siyah kedilerin kötü şans getirdiklerine inanırlar.Some people believe that black cats bring bad luck.
Bu bizim son şansımız.This is our last chance.
Onun ismini şansa bulabilir misin ?Do you know, by chance, her name?
Size matematiksel bilimlerde eğitim almak için bir şans sunuyoruz.We offer you the chance to obtain training in mathematical sciences.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod