Ve şansımı denedim.I'll take my chances
Bunun nedeni ise bozuk paranın sadece yazı veya tura gelme şansı var.So the right answer is a half, or 0.5, and the reason is the coin can only come up heads or tails.
Şans eseri üçüzlerim var.I happen to have triplets.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.But it always leaves behind that 10 percent or more that is most disadvantaged or unlucky.
İyi şanslar...Good luck!
Belki de artık hiç bir sansasyonel tecrübe olmayacak.Maybe no more 'spectacular experiences' may happen.
Sadece %20 şans olduğunu bilebiliriz.We would just know that there is a 20% chance.
Biliyorsun tüm bahisçiler senin ölümüne oynadı hiç şansın olmayacak atın onuI'll let it spread to punters once you step out Tell them to bet that you'll die Throw him out
İyi şanşlar, o zaman.Good luck, then.
Şanslı kelimeler.Lucky words.
Efendim, bence kendimizi kandırıyoruz bizim kazama şansımız hiç yok.Sir, I think we were fooling ourselves to believe we had even the tiniest chance of winning this.
Kendini şanslı say pantolanundan sadece bu şeyler kayboldu diye.Count yourself lucky the only thing you lost were your pants.
Söylediğim gibi, Nelson gibi kim düşünüyor birçok şansı...As I was saying, who here thinks that Nelson took too many chances with...
İyi şanslar bugün.Good luck today.
Bulmakta bile şanslıydı.He's lucky to even find it.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Come on, Paki, it's your chance to stick it to the British aristocracy.
Şansıma, halen birlikte çalıştığım herkesi çok seviyorum.Luckily, today most of the people I'm working with are people I really like.
Sonra ben şansımı denedimSo then I took my time
Şans nedir?What is luck?
Şanslı Seol.You must be happy.
Basın konferansını biraz erteleme şansımız var mı?Can the press conference be pushed back?
Belki de bize kötü şans getirsin diye büyü yapmıştır!Maybe he's put a curse on the house to bring us bad luck!
Tanrı sana sağlık ve şans versin oğlum!May God give you health[br]and good luck, my son!
O benim iyi şansım!He's my good luck!
- Ne şansı?- What good luck?[br]
Tanrı size sağlık ve şans versin, kardeşlerim!May God bring you[br]good luck and health, my brothers!
Şans getirir!It brings good luck!
Webby Ödüllerine götürme şansı elde ettik ve o senenin sunucusu Sam Donaldson'du.And that year, Sam Donaldson was the host.
Eğer rahip daha şanslı olsaydı bütün bunlara farklı bir gözle bakabilirdiIf the bishop of Panama had been luckier he might have seen things differently
Eğer bu arı,sarıdan hoşlanıyorsa, çiçeklerin bundan başka bir şansı yok gibiIf she likes yellow there's little point in a flower being anything else
Başka bir erkek şansını zorluyorAnother male tries to muscle in
Ayrıca bazı kültürel değerlerimizi de tekrardan düşünme şansını yakalarız.We'll also have to rethink some of our cultural values.
Bu yüzden tarihin bu noktasında yaşadığım için inanılmaz derecede şanslıyım.It makes me incredibly fortunate to live at this moment in history.
Araba dublörü olarak rol alma şansımı kaybettim.I hurt my chances of debuting a car stunt.
O zaman şans dileyin.So fingers crossed.
Ve kullanarak, bizim için şanslı çevresi, biz başardık yarıçapı anlamaya.And lucky for us, using the circumference, we were able to figure out the radius.
Acele etmeliyim , yoksa şansımı kaçırırımSo, I must hurry, or miss my chance.
Ve yakında şans benimle olursa.And soon if fortune is with me.
- Çok şanslı. -- Ha? - Senin gibi bir arkadaşları var. .- Yok canım.Huh?? Your friends, they're lucky to have a friend like you..
2008'de medya sansürü oldu, Kenya'da seçim sonrası şiddet olduğu zaman.There was a media blackout in 2008, when there was post-election violence in Kenya.
İki muhteşem ortakla çalıştığım için çok şanslıyım.I'm very lucky to work with two amazing collaborators.
Şimdiye kadar hiç kimse red etmedi ve şanslıyız ki kameramızla birlikte kaçan olmadı.No one's ever refused, and luckily no one's ever run off with our camera.
Eylül 11--bir komplo teorisyeni o belgesel... Bu [perçinleme sansür]. -Oh, Evet.And you don't have to believe everything in the documentary to still have questions come up.
Çin'de bir yeraltı örgütü- son şans biraz işçi mülakat için olsun.Through an underground organization in China we at last get the chance to interview some workers.
Umarım hepiniz de bir gün kendi 200 yıllık hikayenizi yazıp paylaşma şansına sahip olursunuz.I hope all of you one day get a chance to share and write your own 200-year story.
Çok şanslısın, Won-sun.You're so lucky, Won-sun.
Herkes için çalma şansını elde ettiğim için de gerçekten minnettarım.I'm really grateful that I get a chance to play for everyone.
Çünkü yazı veya tura gelme şansı ikisi için de aynı.Heads and tails are equally likely.
Ziklak, Madmanna, Sansanna,Ziklag, Madmannah, Sansannah,
Adamın amma da şansı varmış, keyfine diyecek yok!” dediler.He indeed possesses great good fortune."
"Bir şansımız daha olsaydı da, inananlar olsaydık."If only we could return and be among the believers!"
Gerçekten, o çok şanslı biri," dediler.He indeed possesses great good fortune."
Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir.Believers, wine and gambling, idols and divining arrows are abominations from the work of satan.
Azabı gördüklerinde, zalimlerin, "Bizim için bir şans daha yok mu?" dediklerini görürsün.You will see the harmdoers when they see the punishment saying: 'Is there a way back'
Sanskritçe (Hindistan)Sanskrit (India)
Sunum sırasında sans- serif yazıtipi kullanUse a sans-serif font during the presentation
Matematik yazıtipi yerine sans- serif yazıtipi kullanOverride the math font to be a sans-serif font
Eğik -\\ textsl {} (Sans- serif yazıtipleri için)Slanted - \\textsl{}
Sans Serif -\\ sffamilySans Serif - \\sffamily
Sans SerifSans Serif