Beni umursayan arkadaşlarım olduğu için çok şanslıyım.I am very lucky to have friends who care about me.
Beni düşünen arkadaşlara sahip olduğum için çok şanslıyım.I am very lucky to have friends who care about me.
Beni önemseyen arkadaşlarım olduğu için çok şanslıyım.I am very lucky to have friends who care about me.
Bu kitabı şans eseri bir sahafta buldum.I found this book by chance in a secondhand bookstore.
Yaralanmadan kaçmak için yeterince şanslıydım.I was lucky enough to escape unhurt.
Şans benden yana değil.Luck is against me.
Şans eseri mağazada Jane ile karşılaştım.I met Jane in the department store by chance.
Ne kadar şanslıyım!How lucky I am!
Ben şanslıydım.I was lucky.
Havaalanında şans eseri ona rastladım.I chanced to meet him at the airport.
Ben onunla şans eseri tanıştım.I met him by chance.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazanma şansım vardı.I had the fortune to win the first prize in the speech contest.
İyi bir koltuk bulacak kadar şanslıydım.I was lucky enough to get a good seat.
Ben ne şanslı bir çocuk olduğumu biliyorum.I know what a lucky boy I am.
İyi bir sağlığa sahip olduğum için, kendimi şanslı sayıyorum.I count myself lucky in having good health.
Onunla tamamen şans eseri tanıştım.I met him by pure chance.
Ben zamanında orada olduğum için şanslıydım.I was lucky to be there on time.
Gelecek sefere iyi şanslar.Better luck next time.
Ben şansımı deneyeceğim.I'll try my luck.
Başarısını şansa bağladı.She attributed her success to luck.
Kazanmanın bir dış şansı vardır.There's an outside chance of winning.
Çok az kazanma şansımız var.We have little chance of winning.
Şans bize karşı.The odds are against us.
İnsanlar iyi şanslarıyla övündüler.The people exulted over their good luck.
Şans hayatınızda önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in your life.
Petrolün keşfi şanslı bir rastlantıydı.The discovery of oil was a lucky accident.
Öğretmen, Tokyo Üniversitesi'ne girme şansım hakkında oldukça samimiydi.The teacher was quite candid about my chances of entering Tokyo University.
İyi şanslarından dolayı diğerlerini kıskanma.Don't envy others for their good luck.
Er ya da geç, onun şansı bitecek.Sooner or later, his luck will run out.
Şansınızı zorlamayın.Don't push your luck.
Havanın çok güzel olması şanstır.It is fortunate that the weather is so nice.
Bir trende şans eseri onunla tanıştım.I met her by chance on a train.
Kaçmak için şansım yoktu.I had no chance to escape.
Onun maçı kazanma şansı olduğuna hiç kimse inanmadı.Nobody believed he stood a chance of winning the match.
Onun iyileşme şansı var mı?Is there any chance of his recovery?
Oyunu kazanması tamamen şanstı.It was pure chance that he won the game.
Onun kazanma şansı yüksek.There is a good chance that he will win.
Onun az miktarda kazanma şansı vardır.There is little chance of his winning.
O, başarısını iyi şansa borçludur.He owes his success to good luck.
Şans eseri o beni görmedi.Luckily he did not see me.
Onun şans payı vardı.He had his share of luck.
Onunla karşılaştırıldığında şanslıyım.I am fortunate compared with him.
O, başarısını hem çok çalışmaya hem de şansına borçlu.He owes his success both to working hard and to good luck.
Onunla tanıştığım için şanslıydım.I was fortunate to make his acquaintance.
Başarısını iyi şansa bağladı.He attributed his success to good luck.
O, her şeyi şansa bıraktı.He left everything to chance.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
Ne şanslı bir kişi o!What a lucky person he is!
O iyileşme şansı dışındadır.He is beyond the chance of recovery.
Şans eseri kayıp kamerasını buldu.He found his lost camera by chance.
Güzel bir kızla evlenmek için iyi şansı vardı.He had the good fortune to marry a pretty girl.
Onun güzel bir kızla evlenme şansı vardı.He had the fortune to marry a nice girl.
Onun iyi bir karı bulmak için iyi şansı vardı.He had the good fortune to find a good wife.
Onun bir iş bulacak şansı vardı.He had the fortune to find a job.
O, kaybettiği kitabı bulacak kadar şanslıydı.He was fortunate to find the book he had lost.
O, sınavı geçtiği için şanslıydı.He was fortunate to pass the exam.
Başarısını iyi şansa bağlar.He attributes his success to good luck.
O kendini şanslı addetti.He considered himself lucky.
Başarısızlığını kötü şansa dayandırdı.He attributed his failure to bad luck.
Onun şansı açık.He is on a roll.