Şansımız vardı.We had the chances.
Orada şanslıyız.We got lucky there.
Bu bir şans değil.This isn't a fluke.
Şansımızı seviyorum.I love our chances.
Şanslarımızı seviyorum.I like our chances.
O ne kadar şanslıydı?How lucky was that?
Kendimi çok şanssız hissediyorum.I hit rock bottom.
Tamam, bana şans dileyin.OK, wish me luck.
Sana iyi şanslar.Good luck to you.
Bunu yapmak için bir şansımız olmayacak.We won't have a chance to do that.
Tom burada olmadığı için şanslıyız.We're lucky Tom isn't here.
Şansım varken onu öpmeliydim.I should've kissed her when I had the chance.
Şansım varken onu öpmem gerekirdi.I should've kissed him when I had the chance.
Şansım varken ona sormam gerekirdi.I should've asked her when I had the chance.
Pazartesi olmadığı için şanslıyız.We're lucky it's not Monday.
Tom'la kıyaslandığında ben şanslıyım.I'm fortunate compared to Tom.
Kazanma şansımız yoktu.We had no chance of winning.
Çok kötü şansımız var.We have too much bad luck.
Şanslı bir gün. Dokunduğunuz her şey altın olacaktır.A lucky day. Whatever you touch will turn into gold.
Gelecek için iyi şanslar.Good luck for the future.
Tom, bir şansı hak ettiğini söylüyor.Tom says that you deserve a chance.
Şansını kaybetti.He ran out of luck.
Tom bizimle burada olmadığı için şanslıyız.We're lucky Tom isn't here with us.
Böyle yakışıklı bir oğlun olduğu için çok şanslısın.You're very lucky to have such a handsome son.
Kaçma şansın yok.There's no chance you're getting away.
Tom her şeyi şansa bıraktı.Tom left everything to chance.
Sanırım bizim şanslı günümüz olmalı.I guess it must be our lucky day.
Kazadan kurtulduğum için şanslıyım.I'm fortunate to have survived the accident.
Tom büyük bir şans alıyor.Tom is taking a huge chance.
Tom'un başlamak için bir şansı var.Tom got a chance to start over.
Sansasyonel masajlar yapıyorum.I give sensational massages.
Başka birine şans vermeyi reddediyorsun.You refuse to give anyone else a chance.
Tom iyi bir kazanma şansına sahip.Tom has good chance of winning.
Ben böylesine şanssız bir adamım.I'm such an unlucky guy.
Şansın olsaydı Boston'a geri döner miydin?Would you go back to Boston if you had the chance?
Gerçekten bir kazanma şansımız olduğunu düşünüyor musun?Do you really think we have a chance to win?
Fadıl'a ikinci bir şans verildi.Fadil was given a second chance.
Tom'a ikinci bir şans verildi.Tom has been given a second chance.
Fadıl, Leyla'ya intikam alma şansı verdi.Fadil offered Layla a chance for revenge.
Tom bizim için çalıştığı için şanslıyız.We're lucky to have Tom working for us.
Tom'a onu yapması için bir şans vermeliyiz.We should give Tom a chance to do that.
Tom'un başka şansı olmayabilir.Tom may not get another chance.
Şansın olsa onu yapar mısın?Would you do that if you had the chance?
Tom'la konuşmak için bir şans daha bulacağımı düşünmüştüm.I thought I'd have another chance to talk to Tom.
Tom bize yardım ettiği için şanslıyız.We're lucky that Tom helped us.
Tom'la konuşmak için asla bir şansımız olmadı.We never got a chance to talk to Tom.
Ekibimizde Tom'un olmasından şanslıyız.We're lucky to have Tom on our team.
Sadece bana bir şans vermeni rica ediyorum.I only ask that you give me a chance.
Başarı şansımızı nasıl artırabiliriz?How can we improve our chances of success?
Tom onu yapmak için bir şans bulacak, eminim.Tom will get a chance to do that, I'm sure.
Eminim şanslıyım.I sure am lucky.
Bugün şanssız olarak görünüyorum.I seem to be unlucky today.
Düşündüğün kadar şanslı değilim.I'm not as lucky as you think I am.
Kazanmak için bir şansımız var.We have a chance of winning.
Hiç şanssız değildim.I never was unlucky.
Şanssız olanlardan biriydim.I was one of the unlucky ones.
Şanslı günümdeyim.I'm on a roll.
Ben şanssızdım.I was unlucky.
Şimdi benim şansım.Now's my chance.
Ben şanslı doğdum.I was born lucky.