Kötü bir şans yaşıyorum.I've been having some bad luck.
Tom'un Mary ile konuşmak için şansı yoktu.Tom didn't have a chance to speak to Mary.
Kendi şansınızı kendiniz yaratın.You make your own luck.
Tom'un hiç onu yapma şansı olmadı.Tom has never had the chance to do that.
Tom Mary'den bir şans daha istedi.Tom begged Mary for another chance.
Çok kişiden yardım istedim ama şimdiye kadar hiç şansım olmadı.I asked many people for help, but so far I haven't had any luck.
Bence iyi bir kazanma şansımız var.I think we have a good chance of winning.
Sana iyi şanslar, Tom.Good luck to you, Tom.
Onlara öğrenme şansı verelim.Let's give them the chance to find out.
Sana ve bana verilen şans Tom'a verilmedi.Tom wasn't given the chance you and I were given.
Kararında sana şans diliyorum.I wish you luck on your decision.
Kendime bir şans vermek istedim.I wanted to give myself a chance.
Tom'un Mary'yi geri kazanma şansı hiç yok.Tom has no chance of winning Mary back.
Tom hayatta kalma şansına sahip değildi.Tom didn't have a chance of surviving.
Tom'un hayatta kalma şansı yoktu.Tom didn't have a chance of surviving.
Durumumuz çok şanslı.Our situation is very fortunate.
Tom'un kaçmak için neredeyse hiçbir şansı yoktu.Tom had almost no chance to escape.
Gerçekten şanslı olanlardan biriyim.I'm truly one of the lucky ones.
Sansürlemek gerçeği saklamaz.Censoring won't hide the truth.
Tom'un anne ve babası o kadar şanslı değildi.Tom's parents weren't so lucky.
Onlara sahip olduğumuz için çok şanslıyız.We're very lucky to have them.
Bunu kazanmak için şanslıydık.We were lucky to win that one.
Oynamak için hiç şansımız olmadı.We never got a chance to play.
Ben sadece Tom'a şans dilemek istiyorum.I merely want to wish Tom well.
Tom yardım etmek için bir şans yakalayacak.Tom will get a chance to help.
Tom bu sefer o kadar şanslı değildi.Tom wasn't so lucky this time.
Burada kötü bir şansımız vardı.We've had some bad luck here.
Şimdi şans kurabiyeni aç.Now open your fortune cookie.
Onun için gerçekten şanslıyız.We're really lucky for that.
Şanssızdık, hepsi bu.We were unlucky, that's all.
Tom bir ev bulduğu için şanslıydı.Tom was lucky to find a home.
İkinci şanslar yoktur.There are no second chances.
Tom işi şansa bırakmaz.Tom leaves nothing to chance.
İkinci bir şans alıyorum.I'm getting a second chance.
Şanslılardan biri bendim.I was one of the lucky ones.
Şanslı olanlardan biriydim.I was one of the lucky ones.
Bence iyi bir şansımız var.I think we have a good shot.
İyi bir şansımız olduğunu düşünüyorum.I think we have a good shot.
Onu mühürleme şansım oldu.I had the chance to seal it.
İnsanlara ikinci bir şans verin.Give people a second chance.
Onların asla öyle şansları olmadı.They never got that chance.
Buna sahip olduğum için şanslıyım.I'm lucky to have this one.
Sizin şansınız berbattır.Your chances are terrible.
Burada çok şanslıyız.We're very fortunate here.
Lezzet sansasyonel.The flavor is sensational.
Kendine bir şans ver.Take a chance on yourself.
Kendine bir şans tanı.Take a chance on yourself.
Tom şans oyunları sever.Tom likes games of chance.
Tom nasıl bu kadar şanslı çıktı?How did Tom get so lucky?
Bir şansımız olduğunu biliyordum.I knew we had a chance.
Bu hafta sonu iyi şanslar.Good luck this weekend.
Biz büyük bir şans yakaladık.We caught a big break.
Tom daha az şanslıydı.Tom was less fortunate.
Bizim hâlâ bir şansınız var.We still have a shot.
Tom'da cenabet şansı var.Tom has very bad luck.
Biri ne kadar şanslı olabilir?How lucky can one be?
O bizim şansımızdı.That was our chance.
Hâlâ bir şansım var.I still have a shot.
İyi şanslar, çocuklar.Good luck, you guys.
Tom'a iyi şanslar dilerim.I wish Tom good luck.