Şans sadece bazen çalışır - iş her zaman çalışır.Luck only works sometimes — work always works.
Mary sana bir şans daha verecek.Mary is going to give you another chance.
Tom şanslı olanlardan biriydi.Tom was one of the lucky ones.
Ne kadar şanslı!How lucky!
Kesinlikle Tom'un yarışı kazanma şansı yok.There's absolutely no chance that Tom will win the race.
Bunun olma şansı kesinlikle yok.There's absolutely no chance of that happening.
Şanssızlık hayatı boyunca onun yakasını hiç bırakmadı.Misfortune dogged him all his life.
Biz sadece şanslıyız.We're just lucky.
Sansür korkunç bir uygulamadır.Censorship is a terrible practice.
Onlara sorunla ilgilenmede iyi şanslar diliyorum.I wish them the best of luck in dealing with the problem.
Bir sonraki uğraşında sana iyi şanslar diliyorum.I wish you the best of luck in your next endeavor.
Buradaki gelecek hayatınızda size şans diliyorum.I wish you all well in your future life here.
Sana ve ailene iyi şanslar diliyorum.I wish you and your family all the best.
Tom ve ailesine iyi şanslar diliyorum.I wish Tom and his family all the best.
Tom'a gelecek için iyi şanslar diliyorum.I wish Tom all the best for the future.
Keşke şimdi Tom'a bir şans verseydim.I wish now I'd given Tom a chance.
Sana en iyi şansı diliyorum.I wish you the very best of luck.
Onlara iyi şanslar diliyorum.I wish them all the best.
Tom'a iyi şanslar diliyorum.I wish Tom all the best.
Keşke senin şansına sahip olsam.I wish I had your luck.
Keşke Fransızca öğrenme şansım olsaydı.I wish I had had the chance to learn French.
Aradığın şeyi bulmada sana şans diliyorum.I wish you luck in finding what you're looking for.
Keşke Tom bize bir şans daha verse.I wish Tom would give us another chance.
Sana şans diliyorum. Buna ihtiyacın olacak.I wish you luck. You'll need it.
Şans dileyelim.Let's cross our fingers.
Birine şans diliyorum.I'm crossing my fingers.
Şans diliyorum.I'm crossing my fingers.
Şimdi şansım açık.I'm on a roll right now.
Hayatta olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.I feel lucky to be alive.
Ne kadar şanslı olduğumu biliyorum.I know how lucky I've been.
Ben sadece şanslı hissediyorum.I just feel lucky.
Bu benim şanslı günüm.This is my lucky day.
Tom'a bir şans verilmeli.Tom should be given a chance.
Ben ikinci bir şans almadım.I didn't get a second chance.
Tom ve Mary şanslı çocuklardı.Tom and Mary were lucky kids.
Sanırım bu bizim kötü şansımızdı.I guess it was our bad luck.
Ben oldukça şanslıyım.I've been pretty fortunate.
Orada olmak için şanslıydım.I was lucky to be there.
Ben Tom'a pek çok şans verdim.I gave Tom many chances.
Tom asla bize bir şans vermedi.Tom never gave us a chance.
Ben oldukça şanslıydım.I was quite lucky.
Randevunda iyi şanslar.Good luck on your date.
Tom'la buluşmanda iyi şanslar.Good luck on your date with Tom.
Mary ile randevunda iyi şanslar.Good luck on your date with Mary.
İyi bir şansım olduğunu düşünüyorum.I think I have a good chance.
Hepimizin bir şansı olduğunu düşünüyorum.I think we all have a chance.
Ben Tom'a bir şans vermek istedim.I wanted to give Tom a chance.
Gerçekten bir şansım yoktu.I didn't really have a choice.
Tom, Mary'ye ikinci bir şans verdi.Tom gave Mary a second chance.
Tom çok, çok şanslı bir adam.Tom is a very, very lucky man.
Tom hayatta olduğu için çok şanslı.Tom is very lucky to be alive.
Tom'un şansı sonunda değişti.Tom's luck eventually changed.
Bu, Tom'un'un büyük şansı olabilir mi?Could this be Tom's big chance?
Tom'a bir şans vermemiz gerekmiyor mu?Shouldn't we give Tom a chance?
İyi bir kazanma şansımın olduğunu düşünüyorum.I think I have a good chance of winning.
Tom takımda olduğu için şanslı.Tom is lucky to be on the team.
Sanırım Tom çok şanslıydı.I think Tom has been very lucky.
Ben biraz şanssızdım.I was a bit unlucky.
Ben hala şansıma inanamıyorum.I still can't believe my luck.
Hala hayatta olduğum için şansıma şükrediyorum.I thank my lucky stars that I'm still alive.