Biz şanslıydık.We were fortunate.
İyi şanslar, Tom.Good luck, Tom.
Köpeğim seni ısırmadığı için şanslısın.You're lucky that my dog didn't bite you.
Kendini biraz şanslı say.Consider yourself somewhat fortunate.
Tom kendini şanslı kabul eder.Tom considers himself fortunate.
Kendimi şanslı kabul ediyorum.I consider myself lucky.
Tom başka bir şansı hak ediyor.Tom deserves another opportunity.
Herkes bir şans hak ediyor.Everyone deserves a chance.
Tom'un şansı yok.Tom doesn't have a chance.
Onların bir şansı yok.They don't have a chance.
Biz bir şansa sahip değildik.We didn't have a chance.
Tom'un bir şansı var mı?Does Tom have a chance?
Gerçekten şanslı hissediyorum.I feel really lucky.
Oldukça şanslı hissediyorum.I feel pretty lucky.
Çok şanslı hissediyorum.I feel so lucky.
Gerçekten onların şansı yaver gitti.They got really lucky.
Biz sadece şanslıydık.We just got lucky.
Şans Tom'un yüzüne gülmedi.Tom got unlucky.
Tom'un bize yardım edebilmesi için hala bir şans var.There's still a chance that Tom might help us.
Ben asla Boston'dan ayrılmak istemedim ama hiç şansım yoktu.I never wanted to leave Boston, but I had no choice.
Senin gibi bir arkadaşa sahip olduğum için şanslıyım.I'm lucky to have you as a friend.
İnanılmaz şekilde şanssızdım.I was incredibly unlucky.
Bir işim olduğu için şanslıyım.I'm lucky to have a job.
Herkes bana şans diledi.Everyone wished me luck.
Gerçekten şanslıydım.I was really fortunate.
Ben akıl almaz derecede şanslıydım.I was incredibly lucky.
Son derece şanslıydım.I was extremely lucky.
Ben sadece şanslıydım.I was just fortunate.
Şansıma güveniyorum.I like my chances.
Onlara şans diliyorum.I wish them luck.
Tom'a şans diliyorum.I wish Tom well.
Şansımıza bir planımız var.Luckily, we have a plan.
Herkes bir şans daha istiyor.Everybody wants another chance.
Tom'un orada olmayacağına dair bir şans var.There's a chance that Tom won't be there.
Orada olmayacağımıza dair bir şans var.There's a chance we won't be there.
Tom'un kabul edeceğine dair bir şans var mı?Is there any chance that Tom will agree?
Yönetime bir şans ver.Give the administration a chance.
Tom ve Mary işlere bir şans daha vermeye karar verdi.Tom and Mary decided to give things another chance.
Bunu çok istiyorsam gayret göstermem lazım. Başka şansım yok.If I want it so badly, I need to cultivate it. I have no choice.
Şans yoktur.Luck doesn't exist.
Şans diye bir şey yoktur.Luck doesn't exist.
Bizim kazanma şansımız olacağını sanmıyorum.I don't think we'd have any chance of winning.
Kazanma şansımız olduğunu sanmıyorum.I don't think we have any chance of winning.
Tom kendini nispeten şanslı düşünüyor.Tom considers himself relatively lucky.
Tom'un kazanma şansı yok.Tom doesn't stand a chance of winning.
Tom'a son bir şans vereceğim.I'm going to give Tom one last chance.
Tom Mary'ye bir şans daha vermeli.Tom has to give Mary another chance.
Tom'un iyi bir kazanma şansı var.Tom has a good chance of winning.
Tom ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how lucky he is.
Tom ne kadar şanslı olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know how lucky he was.
Tom kendini şanslı olarak düşünüyor.Tom considers himself lucky.
Belki şansın değişiyor.Maybe your luck is changing.
Kendimi şanslı görüyorum.I consider myself fortunate.
Mary çok şanslı bir bayan.Mary is a very lucky lady.
Tom'un yapmak için bir şansı var.Tom has a choice to make.
Şansını zorlama.Don't press your luck.
Gereksiz riskler almak şansını zorluyor!Taking unnecessary risks is pushing your luck!
Seni seviyorum. Beni geri sevebilme şansı var mı?I love you. Is there any chance you might love me back?
O pozisyonu almak için bir şansım olduğuna inanıyor musun?Do you believe I have a chance to get that position?
Kolay olmayacak ama bir şansımız var.It won't be easy, but we have a chance.