Sadece bana bir şans ver.Just give me a chance.
Sadece bana bir şans ver, tamam mı?Just give me a chance, OK?
Sadece ona bir şans ver.Just give it a chance.
Hey bana bir şans ver.Hey, give me a chance.
Bana bir şans daha ver.Give me one more chance.
Bana bir şans verin, lütfen.Give me a chance, please.
Tom'a bir şans vermedin.You didn't give Tom a chance.
Tom bana son bir şans verdi.Tom gave me one last chance.
Tom Mary'ye bir şans vermedi.Tom didn't give Mary a chance.
Onlar sana bir şans daha verdiler.They gave you another chance.
Bana bir açıklama şansı ver.Give me a chance to explain.
Sadece lütfen bana bir şans ver.Just please give me a chance.
Bir başka şans verildik.We've been given another chance.
Bize ikinci bir şans verildi.We've been given a second chance.
Polis Tom'a teslim olması için şans verdi.The police gave Tom the chance to surrender.
Lütfen bana ikinci bir şans ver.Please give me a second chance.
Bana başka bir şans veriyor musunuz?Are you giving me another chance?
Tom'a bir şans daha vermeliyiz.We should give Tom another chance.
Sadece bana bir şans daha ver.Just give me another chance.
Bana bir şans daha vermek zorundasın.You've got to give me another chance.
Tom sana ikinci bir şans veriyor.Tom is giving you a second chance.
Lütfen Tom'a bir şans daha ver, tamam mı?Please give Tom another chance, OK?
Tom'la konuşmak için bana bir şans ver.Give me a chance to talk to Tom.
Onu kanıtlamam için bana bir şans verin.Give me a chance to prove it.
İşlemesi için plana bir şans vermek zorundayız.We have to give the plan a chance to work.
Tom ona bir şans daha vermeye karar verdi.Tom decided to give it one more shot.
Tom'a, onu yapma şansı tanımayalım.Let's not give Tom the chance to do that.
Tom'a bir şans daha verelim.Let's give Tom another chance.
Tom'a başka bir şans verebilir misin?Can you give Tom another chance?
Tom'a başka bir şans verebilir misiniz?Can you give Tom another chance?
Benim bile Tom'la konuşma şansım yoktu.I didn't even have a chance to talk to Tom.
Aşk büyük ölçüde bir şans meselesidir.Love is largely a matter of luck.
Sen şanslı olansın.You're the lucky one.
Tom'a bir şans daha verdik.We've given Tom one more chance.
Size bir şans daha vereceğiz.We'll give you one more chance.
Tom onu doğru yapmak için sadece bir şansa sahip olacak.Tom is only going to have one chance to do it right.
Tom'a son bir şans daha veriyorum.I'm giving Tom one last chance.
Bizim son bir şansımız var.We have one last chance.
Şanslı mavi kasketim nerede?Where's my lucky blue cap?
Doğru zamanda doğru yerde olduğun için şanslısın.You were lucky to be at the right place at the right time.
Şanslı olabilirsin.You might get lucky.
Biz şanslı olabiliriz.We might get lucky.
Tom çok şanslı değildir.Tom isn't very lucky.
Senin bir şansın yok.You haven't got a chance.
Programa bakmak için henüz bir şansının olup olmadığını merak ediyordum.I was wondering if you've had a chance to look at the schedule yet.
Tom'un şanssız olduğunu düşünüyor musun?Do you think Tom is unlucky?
Sence Tom şanssız mı?Do you think Tom is unlucky?
Şanssız mısın?Are you unlucky?
Sen şanslı mısın?Are you lucky?
Seçildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.I feel so lucky that I was chosen.
Biz o şansı almalıyız.We must take that chance.
Bu benim şanslı günüm olmalı.This must be my lucky day.
Bir şans var olmalı.There must be a chance.
Bu bizim şanslı günümüz olmalı.It must be our lucky day.
Ben bugün şanslı değilim gibi görünüyor.It seems that I'm not lucky today.
Bugün benim şanslı günüm değil gibi görünüyor.It looks like today is not my lucky day.
Tom'la konuşmak için bir şans yakaladın mı?Did you get a chance to talk to Tom?
Tom'la konuşmak için bir şansın var mıydı?Did you have a chance to talk to Tom?
Tom ve ben konuşmak için bir şans yakalayamadık.Tom and I didn't get a chance to talk.
Gerçekten Tom'la konuşmak için bir şans isterim.I'd really like a chance to talk to Tom.