Ana içeriğe geç
Sözlük

şan ile cümle

şan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sana o şekilde düşündüren ne?What makes you think that way?
Öyle aptalca bir şeyi sana ne söyletti?What made you say such a stupid thing as that?
Onun gibi aptalca bir şeyi sana yaptıran nedir?What made you do a silly thing like that?
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Sana ne oldu? Solgun görünüyorsun.What's the matter with you? You look pale.
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Lütfen bana bir şans daha verin.Please give me another chance.
Televizyonda gösterilen şey, sanki, toplumun neye benzediğinin bir yansımasıdır.What is shown on television is, as it were, a reflection of what society is like.
Televizyonun kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think TV will ever take the place of books.
Sanırım daha fazla dinlenmelisin.I think you should get more rest.
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.But I don't think Dad would like me to.
Detroid araba sanayisiyle ünlüdür.Detroit is famous for its car industry.
Sana edebildiğim kadar yardım edeceğim.I will help you as far as I can.
Mümkün olursa sana yardım edeceğim.I'll help you if possible.
Onu açıklamak için sana meydan okuyorum.I defy you to make it public.
Elimden geldiğince sana destek olacağım.I'll support you as much as I can.
Helal olsun sana! Ailen seninle gurur duyuyor olmalı.Well done! Your parents must be proud of you.
Masanın yanında dört sandalye vardı.There were four chairs by the table.
Tim sanki solakmış gibi yazar.Tim writes as if he were left-handed.
Dick sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.Dick talks as if he knew everything.
Sana bir şey sorabilir miyim?May I ask you something?
Sanırım, sadece yorgunum.I think I'm just tired.
Bir saniye, lütfen.Just a moment, please.
Affedersiniz, bir saniye. Gidip viski alacağım.Excuse me just a second. I'll go and get the whiskey.
Keşke bunu sana söylemek zorunda olmasam, fakat...I wish I didn't have to tell you this, but ...
Biraz şans bazen beklenmedik bir başarıya götürür.A little bit of luck sometimes leads to an unexpected success.
Bir saniye buraya gelir misiniz?Would you come here a moment?
Sandalyeyi biraz oynatabilir misiniz?Could you move the chair a bit?
Sandalyeyi biraz kaydırır mısın?Could you move the chair a bit?
Biletleri alır almaz onları sana göndereceğiz.As soon as we get the tickets, we'll send them to you.
Sana satranç oynamayı öğreteceğim.I will teach you to play chess.
Ben sana santranç oynamayı öğreteceğim.I will teach you to play chess.
Tom santrançta benim için bir oyundan daha fazla değil.Tom is more than a match for me in chess.
Tom santrançta bana bir oyun dayanabilir.Tom is more than a match for me in chess.
Herkesin az çok sanata ilgisi vardır.Everyone is more or less interested in art.
Sana kim Fransızca öğretiyor?Who teaches you French?
Nasıl dans edeceğini sana kin söyledi.Who taught you how to dance?
Sana dans etmeyi kim öğretti?Who taught you how to dance?
Paris'te onunla buluşma şansım vardı.I had a chance to meet him in Paris.
Sigara sana zarar verir.Smoking does you harm.
Bu sefer başarısız olsan bile bir şansın daha var.You have another chance even if you fail this time.
Maliyeti ne kadar olursa olsun, milyoner sanat eserini alma konusunda ısrar etti.The millionaire insisted on acquiring the masterpiece no matter how much it cost.
Patronun sana saldırsa ve defolup gitmeni söylese bile, sen demek istediğini anlatmalısın.Even if you boss attacks you and tells you to go away, you should make your point.
Sanırım o muhtemelen geçen haftanın cumasıydı.I think that it was probably Friday of last week.
Birçok ünlü sanatçılar New York'ta yaşarlar.Many famous artists live in New York.
Ben bunu sana anlatmaya çalıştım.I tried to tell you.
Sanırım birçok insan şimdi önce olduklarından daha varlıklı.I think most people are better off now than they used to be.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
Lütfen çok hızlı yürüme. Sana ayak uyduramıyorum.Please don't walk so fast. I can't keep pace with you.
O kadar hızlı yürürsen sana yetişemem.I can't keep up with you if you walk so fast.
Böyle bir şeyin olmayacağından emin olmak sana kalmış.It is up to you to see to it that such a thing doesn't happen.
Sanırım ev ödevimle ilgili çalışmaya başlamak zorundayım.I think I have to begin working on my homework.
Sanırım bu toplantıyı bitirmenin zamanıdır.I think it's time to wind up this meeting.
Sanırım o doğru.I believe it to be true.
Onu yapmak sana kalmış.It's up to you to do it.
Onu yapman için sana izin vereceğim.I will give you permission to do it.
Onu sana vereceğim.I will give it to you.
Onlar sizin sandalyeleriniz değil.Those are not your chairs.
Onlar Avrupa sanatının seçkin şaheserleridirler.They are great masterpieces of European art.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod