Ana içeriğe geç
Sözlük

şan ile cümle

şan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Geçen gün için sana hâlâ teşekkür etmedim. Bunu gerçekten takdir ediyorum.I still haven't thanked you for the other day. I really appreciate it.
Sanırım bir şişe birayla başlayacağım.I think I'll start with a bottle of beer.
Sanırım bu bir Picasso'ya çok benziyor.I think it's very like a Picasso.
Sanırım başarabildik.I guess we could.
Bob'un zamanında geleceğini sanmıyorum.I doubt if Bob will come on time.
Hardallı ve ketçaplı iki sosisli sandviç alacağım.I'll have two hot dogs with mustard and ketchup.
Sana biraz kızgınım.I'm a little angry with you.
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
Ben onu sanki dünmüş gibi hatırlıyorum ama aslında on beş yıl önceydi.I remember it as if it were yesterday, but in reality it was fifteen years ago.
Sana başka bir şey getirebilir miyim?Can I bring you anything else?
Salondaki sandalye sayısı 80'dir.The number of the chairs in the hall is 80.
Eğer bir kalem istiyorsan, sana bir tane ödünç verebilirim.If you want a pen, I will lend you one.
Belboy sana odanı gösterecek.The bellboy will show you to your room.
Betty bacak bacak üstünde sandalyede oturuyordu.Betty sat in the chair with her legs crossed.
Betty sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.Betty talks as if she knew everything.
Brent bir Amerikalı, ama o sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Brent is an American, but he speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Sanki Fransızcayı iyi biliyormuş gibi davranıyordu.She acted as if she knew French well.
Fransa'da sanatçlara hayli saygı gösterilir.Artists are highly respected in France.
Frankfurter adlı sosisli sandviçler ABD'de ilk kez 1860'larda satıldı.Frankfurters were first sold in the United States in the 1860s.
Sanırım o Bay Brown'dur.I think he is Mr Brown.
Biraz şansla kazanabilirim.I may win by some chance.
Sanki yağmur yağacak gibi görünüyor.It looks as if it is going to rain.
Çok üşüyorum. Sanırım nezle olacağım.It's terribly cold. I think I'm going to catch a cold.
Sanırım yağmur daha da şiddetleniyor.I think the rain's getting heavier.
Picasso ünlü bir sanatçıdır.Picasso is a famous artist.
Picasso herkesin bildiği ünlü bir sanatçıdır.Picasso is a famous artist whom everyone knows.
Sana bir bira ısmarlayacağım.I'll buy you a beer.
Hawaii gezisi sana yaklaşık 200 dolara mal olacak.A trip to Hawaii will cost you about 200 dollars.
Hamlet sanki deli gibi davranır.Hamlet acts as if he were insane.
Başlangıçta onu senin erkek kardeşin sandım.At first, I took him for your brother.
Kendini gülünç duruma düşürmeyi bırak. Herkes sana gülüyor.Stop making a fool of yourself. Everyone is laughing at you.
Evet. O, on iki saniye içinde 100 metreyi koşabilir.Yes. He can run 100 meters within twelve seconds.
Parti hakkındaki her şeyi sana bırakacağım.I will leave everything about the party up to you.
Sandalyenin üstünde bir kedi oturuyordu.A cat was sitting on the chair.
New York'u ziyaret ettiğimde, sana uğrarım.I'll look you up when I visit New York.
Birçok insan New York'ta yaşama şansına atlardı.Many would jump at the chance to live in New York.
Sanırım, haberi duymuş olacaksın.You will have heard the news, I think?
Ne kadar şanslıyız!How lucky we are!
Ben ne kadar şanssızım!How unlucky I am!
Ne şanssız bir çocuğum!What an unlucky boy I am!
Onu sana karşı döndüren nedir?What turned her against you?
Sanırım onun karısını öldürme nedeni hâlâ bir sır.I think the reason that he killed his wife is still a mystery.
Öyle olduğunu sanmıyorum.I don't think so.
Bu sandalyenin burada ne işi var?What's this chair doing here?
Herkesin şansı bir gün dönebilir.Every dog has his day.
Ne kadar meşgul olursan ol, sanırım en azından bir gazete okumalısın.No matter how busy you are, I think you should at least read a newspaper.
Tom'un modern sanatta gözü var.Tom has an eye for modern art.
Tom birkaç sandviç yiyerek açlığını tatmin etti.Tom satisfied his hunger by eating some sandwiches.
Tom cüzdanını kaybettiğinde şanssızdı.When Tom lost his wallet, he was out of luck.
Sana mektubu benim için okutturacağım, Tom.I'm going to have you read the letter to me, Tom.
Sana ne denilmesini istersin?What would you like to be called?
Sana İngilizce konuşmayı kim öğretiyor?Who teaches you English conversation?
Kimin kazanacağına gelince bir şanstır; her iki takım da kalite olarak aynıdır.It's a tossup as to who will win; both teams are about the same in quality.
Bu arada, sana ödünç verdiğim paraya ne oldu?By the way, what happened to the money I lent you?
Bu arada sana söyleyecek bir şeyim var.By the way, I have something to tell you.
Sana bir şey mi oldu?Is something wrong with you?
Sanırım bir dişim çürüdü.I think I have a decayed tooth.
Sanırım burada kalsam daha iyi olur.I think I'd better stay here.
Benim en sevdiğim rengin yeşil olduğunu sana düşündüren şey nedir?What made you think that my favorite color was green?
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod