Sanırım Tom Mary'ye yetişemeyecek.I think Tom won't be able to catch up with Mary.
Sanırım Tom çevrimiçi çok fazla kişisel bilgi paylaşıyor.I think Tom shares too much personal information online.
Sanırım Tom senden hoşlanıyor.I think Tom likes you.
Sanırım Tom Mary'den hoşlanıyor.I think Tom likes Mary.
Sanırım Tom senden çok şey öğrenebilirdi.I think Tom could learn a lot from you.
Sanırım Tom yapmak istediği bir şeyi başarabilirdi.I think Tom could accomplish just about anything he decides to do.
Sanırım, eğer uğraşırsa Tom onu yapabilir.I think Tom can do it if he tries.
Tom'un uyuşturucu kullandığını sanmıyorum.I think that Tom doesn't do drugs.
Sanırım Tom'un partiye yalnız gelmesi mümkün değil.I think it's unlikely that Tom will come to the party alone.
Sanırım Tom sana ne olduğunu söyledi.I suppose Tom told you what happened.
Sanırım sonunda Tom parasız kalacak ve eve geri gitmek zorunda kalacak.I imagine that Tom will eventually run out of money and have to go back home.
Sanırım Tom sonunda insanların ona davranma tarzıyla başetmeyi öğrenecek.I imagine that Tom will eventually learn to deal with the way people treat him.
Sanırım Tom sonunda vazgeçecek ve onu başka birine yaptıracak.I imagine that Tom will eventually give up and let someone else do it.
Sanırım sonunda Tom Mary'yi kovacak.I imagine that Tom will eventually fire Mary.
Sanırım Tom sonunda Mary'nin onun arkasından konuştuğunu anlayacak.I imagine that Tom will eventually find out that Mary has been talking behind his back.
Sanırım sonunda Tom Mary'nin gerçekten ondan hoşlanmadığını anlayacak.I imagine that Tom will eventually figure out that Mary doesn't really like him.
Sanırım sonunda Tom Mary'yi ona yeni bir motorsiklet aldırmak için ikna edecek.I imagine that Tom will eventually convince Mary to let him buy a new motorcycle.
Sanırım sonunda Tom yakalanacak ve hapishaneye konulacak.I imagine that Tom will eventually be caught and put in prison.
Sanırım sonunda Tom ve Mary evlenecek.I imagine that Tom and Mary will eventually get married.
Gecenin bu saatinde Tom'un uğramasının olası olduğunu sanmıyorum.I don't think it's likely that Tom will come over this time of night.
Tom'un özellikle yakışıklı olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is particularly handsome.
Oda sanki birisi sigara içiyormuş gibi kokuyordu.The room smelled like someone had been smoking.
Biraz zaman alacak, fakat sanırım nasıl gitar çalınacağını öğrenebileceğim.It'll take some time, but I think I'll be able to learn how to play the guitar.
Üzgünüm fakat gelecek hafta sana arabamı ödünç veremem.I'm sorry, but I can't lend you my car next weekend.
Eğer çok yorgun olmazsam, işten sonra sana yardım ederim.I'll help you after work if I'm not too tired.
Makul düzeyde istediğin bir şeyi sana vereceğim.I'll give you anything you want within reason.
Seninle takılmayı istemediğimi sana daha önce söyledim.I told you before that I'm not interested in hanging out with you.
Sanırım senin bir çift yeni yürüyüş ayakkabıları alman gerekiyor.I think you need to buy a new pair of hiking boots.
Sanırım hâlâ çok zamanımız var.I think we still have plenty of time.
Sanırım bir şey unuttum.I think I've forgotten something.
Sanırım bacağımı kırdım.I think I broke my leg.
İlerlemek ve faturayı hemen ödemek sanırım mantıklı olur.I suppose it makes sense to go ahead and pay the bill right now.
Sanırım kaybedecek bir şeyim yok.I guess I have nothing to lose.
Planının işe yarayacağını sanmıyorum.I don't think your plan will work.
Birinin haklı diğerinin hatalı olduğunu gerçekten söyleyebileceğimizi sanmıyorum.I don't think we can really say that one is right and the other is wrong.
Biraz ihtiyacın varsa sana biraz ödünç para verebilirim.I can lend you some money if you need some.
Bunu sana satıyorum.I sell this to you.
Öğretmen sandalyede oturur.The teacher sits on the chair.
John sana ihanet edecek bir adam türü değildir.John isn't the kind of man who would betray you.
Bacağım uyuşmuş. Hemen kalkabileceğimi sanmıyorum.My leg's gone to sleep, so I don't think I can stand up right away.
Müzik, sanatların en büyüğüdür.Music is the greatest of the arts.
Kuzenim gibi inşaatçılar, sık sık şantiyeye ağır malzemeler taşımak zorundalar.Builders, like my cousin, often have to carry heavy materials to site.
Sanırım o büyük bir yazar.I think he's a great writer.
Bunun nasıl çalıştığını sana açıklayayım.Let me explain to you how this works.
Tom'un bizi nasıl bulduğunu sanıyorsun?How do you suppose Tom found us?
Nereye gittiğini sanıyorsun?Where do you think you're going?
Bütün bunların ne hakkında olduğunu bildiğini sanıyorum.I believe you know what this is all about.
Mektubu sana okuduğumu biliyorum.I know I read the letter to you.
Sana söyleyemem. Bu bir sır ve eğer sana söylersem artık sır olmaz.I can't tell you. It's a secret and if I told you, it wouldn't be a secret anymore.
Siyah kediler kötü şanstır.Black cats are bad luck.
Bazı insanlar siyah kedilerin kötü şans getirdiklerine inanırlar.Some people believe that black cats bring bad luck.
Sana daha sonra anlatırım.I'll fill you in later.
İlkokuldayken sandalye kapmaca oyunu oynardık.We used to play musical chairs in elementary school.
Neler olmuş sana böyle?What's gotten into you?
Henüz sana söyleyemem.I can't tell you yet.
Bu bizim son şansımız.This is our last chance.
O, sana ihanet etti.She betrayed you.
Onlar sana ihanet ettiler.They betrayed you.
Sana ihanet ettim.I betrayed you.
Sana anlatmak istedim.I wanted to tell you.