Ana içeriğe geç
Sözlük

şan ile cümle

şan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bilmek istediğini sana söylemez.Tom won't tell you what you want to know.
Tom ne olduğunu sana söylemez.Tom won't tell you what happened.
Tom gerçekten ne olduğunu asla sana söylemeyecek.Tom will never tell you what really happened.
Mary ona vurmadığı için Tom şanslıydı.Tom was lucky that Mary didn't hit him.
Tom, iyi bir iş bulacak kadar şanslıydı.Tom was lucky enough to find a good job.
Tom, birkaç saniye için oturmak istedi.Tom wanted to sit down for a few seconds.
Tom genellikle sosisli sandviçlerinin üzerine hardal ve ketçap koyar.Tom usually puts mustard and ketchup on his hot dogs.
Tom Mary'yi sanat eğitimi alması için teşvik etti.Tom urged Mary to study art.
Tom sanat müzesini en son ne zaman ziyaret ettiğini hatırlamaya çalıştı.Tom tried to remember the last time he had visited an art museum.
Tom bana istediğin bir şeyi sana vermemi söyledi.Tom told me to give you anything you want.
Tom, Mary'nin muhtemelen hala Boston'da bir yerlerde olduğunu sandı.Tom thought that Mary was probably still somewhere in Boston.
Tom çok şanslı olduğunu düşündü.Tom thought that he was very lucky.
Tom yarışı kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to win the race.
Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to survive.
Tom borsada çok para kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to make a lot of money on the stock market.
Tom herhangi bir yerde yaşayabileceğini sandığını söylüyor.Tom says he thinks he could live anywhere.
Tom Mary'nin hâlâ ebeveynleriyle birlikte yaşadığını sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary was still living with her parents.
Tom Mary'nin nasıl kaynak yapacağını bildiğini sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary knew how to weld.
Tom Mary'nin filmi sevmediğini sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary didn't enjoy the movie.
Tom Mary'nin gözlüksüz okuyamadığını sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary couldn't read without glasses.
Tom bir şey unuttuğunu sandığını söyledi.Tom said he thought he had forgotten something.
Tom Mary'ye biraz para ödünç verebileceğini sandığını söyledi.Tom said he thought he could lend Mary some money.
Tom sana Boston'da yaşadığı hakkında sana yalan söyledi.Tom lied to you about having lived in Boston.
Tom sadece şansını denedi ve Mary'ye çıkma teklif etmek için aradı.Tom just took a chance and called Mary to ask her out.
Tom'un sana göstermek için bekleyemediği bir şeyi var.Tom has something he can't wait to show you.
Tom'un işleri hatasız yapmak için tek şansı vardı.Tom had only one chance to get things right.
Tom senin beni anladığını sanmıyor.Tom doesn't think you understand me.
Tom bunu başarabileceğimizi sanmıyor.Tom doesn't think we can pull this off.
Tom bunun mantıklı olduğunu sanmıyor.Tom doesn't think this makes any sense.
Tom bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyor.Tom doesn't think this is such a good idea.
Tom bunun bir tesadüf olduğunu sanmıyor.Tom doesn't think this is a coincidence.
Tom onun olacağını sanmıyor.Tom doesn't think that's going to happen.
Tom onun yapacak doğru şey olduğunu sanmıyor.Tom doesn't think that would be the right thing to do.
Tom onun işe yarayacağını sanmıyor.Tom doesn't think that would be good.
Tom onun her zaman olacağını sanmıyor.Tom doesn't think that will ever happen.
Tom sorunla ilgili yapacağı bir şey olduğunu sanmıyor.Tom doesn't think that he has anything to do with the matter.
Tom Mary'nin onsuz yaşayabileceğini sanmıyor.Tom doesn't think Mary can live without him.
Tom Mary ile karşılaştığını sanmıyor.Tom doesn't think he's ever met Mary.
Tom bugün sana yardım edecek zamanı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he has the time to help you today.
Tom kötü bir şey olacağını sanmıyor.Tom doesn't think anything bad is ever going to happen.
Tom hiç şansı var gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to have any luck at all.
Tom modern sanatı sevmez.Tom doesn't like modern art.
Tom bütün sandviçi yiyemedi.Tom couldn't eat the whole sandwich.
Tom şansına inanamadı.Tom couldn't believe his luck.
Tom, hayatta olmak için kesinlikle şanslı.Tom certainly is lucky to be alive.
Tom şu anda sana bir cevap veremez.Tom can't give you an answer now.
Tom tekerlekli sandalye olmadan gezinemiyor.Tom can't get around without a wheelchair.
Sanırım, Tom onunla başedebilir.Tom can handle it, I think.
Tom sana yarın bir cevap verebilir.Tom can give you an answer tomorrow.
Sanırım, Tom daha iyi yapabilir.Tom can do better, I think.
Tom bu sabah sana bunu vermek için geldi.Tom came here this morning to give you this.
Tom sanat tarihi ile son derece ilgilenmeye başladı.Tom became deeply interested in art history.
Tom, sanat tarihiyle derinden ilgilenmeye başladı.Tom became deeply interested in art history.
Tom benim pastırmalı, marullu ve domatesli sandviçimi yedi.Tom ate my bacon, lettuce and tomato sandwich.
Tom John'un niçin hastanede olduğunu Mary'nin bildiğini sanıyordu.Tom assumed that Mary knew why John was in the hospital.
İyi bir tercüman olmak için, sanırım Tom yeteneklerini biraz daha geliştirmeli.To be a good translator, I think Tom needs to hone his skills a bit more.
Ne söylersen söyle, Tom'un iyi bir adam olduğunu sanmıyorum.No matter what you say, I don't think Tom is a nice guy.
Tom'un sağlık problemlerini sana anlatmak etik olmazdı.It would be unethical for me to tell you about Tom's medical problems.
Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.If Tom hadn't helped Mary, she wouldn't have stood a chance of surviving.
Eğer Tom erken gelirse sana bildiririm.I'll let you know if Tom shows up early.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod