Tom, Mary'yi ikna etme şansı olan tek kişidir.Tom is the only person that has any chance to persuade Mary.
Tom Mary tarafından şantaj ediliyor.Tom is being blackmailed by Mary.
Tom'un Mary'nin ona yapmasını söylediğini yapmaktan başka şansı yoktu.Tom had no choice but to do what Mary told him to do.
Tom'un Mary'nin ona yardım etmesini istemekten başka şansı yoktu.Tom had no choice but to ask Mary to help him.
Tom Mary'ye kendisi için bir sandviç yaptırdı.Tom had Mary make him a sandwich.
Tom Mary'nin Fransızca konuşabileceğini sanmıyor.Tom doesn't think Mary can speak French.
Tom Mary'den ona bir sandviç yapıp yapamayacağını sordu.Tom asked Mary if she could make him a sandwich.
Tom ve Mary sanki koca ve karıymış gibi davrandılar.Tom and Mary pretended to be husband and wife.
Tom her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.Tom always wanted to visit Mary, but he never had the chance.
Tom sanki Mary'yi tanımıyormuş gibi davrandı.Tom acted as if he didn't know Mary.
Mary Tom'a şantaj yapıyor.Mary is blackmailing Tom.
Bu çılgınca gelebilir fakat sanırım ben hâlâ Mary'ye âşığım.It might sound crazy, but I think I'm still in love with Mary.
Sanırım Tom'un Mary'ye karşı çıkma cesareti yok.I think Tom doesn't have the courage to oppose Mary.
Tom sana o ve Mary'nin geçen hafta sonu ne yaptığından bahsetti mi?Did Tom tell you about what he and Mary did last weekend?
Tom, Mary'ye John'un sanat sergisine gidip gitmeyeceğini sordu.Tom asked Mary if she'd go to John's art exhibit.
Hatası için kötü şansını suçluyor.He blames his failure on bad luck.
Allah kahretsin, sana ne oldu?What the fuck is wrong with you?
Bende sana ait olan bir şey var. Neden uğrayıp onu almıyorsun?I have something that belongs to you. Why don't you come over and pick it up?
Sana Tom'un beni dinleyeceğini düşündüren şey nedir?What makes you think that Tom will listen to me?
Harvard'a girmede Tom'un şansının ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think Tom's chances of getting into Harvard are?
Tom Mary'nin onun için yaptığı jambonlu sandviçi yiyiverdi.Tom scarfed down the ham sandwich that Mary had made for him.
Tom kendine bir fıstık ezmeli ve jöleli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter and jelly sandwich.
Sanırım Tom Mary'yi öldürmeye çalışacak.I think Tom is going to try to kill Mary.
Sanırım Tom lafı ağzında geveliyor.I think Tom is beating around the bush.
Sanırım Tom yanlış kapı çalıyor.I think Tom has been barking up the wrong tree.
Tom'a yardım etmeyi düşündüğünü sanmıyorum.I don't suppose you'd consider helping Tom.
Tom hakkında bir şey bildiğini sanmıyorum, ne dersin?I don't suppose you know anything about Tom, do you?
Sana iyilik yapana nankörlük yapma.Never bite the hand that feeds you.
Sanırım Tom gelecek ama kesin söylemek zor.I think Tom will come, but it's hard to say for sure.
Sanırım daha küçük bir daireye taşınmamın vakti geldi.I think it's time I moved to a smaller apartment.
Sanırım onunla evlenmek istiyorum.I think I'd like to marry her.
Sanırım Tom ve Mary gizlice evlendiler.I think Tom and Mary are secretly married.
Sanırım Almancada gerçekten hiç iyi değilim.I think I'm really not any good at German.
Sanırım Almancam çok iyi değildir.I think my German isn't very good.
Sanırım Almancam gerçekten kötü.I think my German is really bad.
Sanırım şimdi gitmeliyim.I guess we should go now.
Ben senin öldüğünü sandım.I thought you were dead.
Sana yardım etmek isterim ama çok fazla meşgulüm.I'd love to help you out, but I'm terribly busy.
Aslında, bunun için sana teşekkür etmeliyim.In fact, I should thank you for this.
Üzgünüm dün seninle konuşmak için bir şans yakalamadım.I'm sorry I didn't get a chance to talk with you yesterday.
Gelecek hafta sana ya yazacağım ya da telefon edeceğim.I'll either write to you or phone you next week.
Kimse sana kendisinden daha fazla inanamaz.Nobody can believe in you more than yourself.
Sana mâni olmuyorum, değil mi?Am I in your way?
Bugün sana yanıt veremem.I can't give you the answer today.
Gerçekten sana yardım etmek isterim, ama ellerim bağlı.I would really like to help you, but my hands are tied.
Sanırım bunun tadı iyi.I think this tastes good.
Onun çekici olduğunu sanıyor musun?Do you suppose that he is attractive?
Daha sonraki hayatında sana faydalı olacak kitapları okumalısın.You should read the kind of books that will be useful to you later in life.
O, başarısının şanstan dolayı olduğunu düşünüyor.He thinks that his success is due to luck.
Onun sana yardımcı olabileceğini sanmıyorum.I don't think he can help you.
Şans hayatta önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in life.
Sanırım, söz tutmak önemlidir.I think, keeping promises is important.
Sen ne halt ettiğini sanıyorsun?What in the world do you think you're doing?
Allah aşkına ne yaptığını sanıyorsun?What in the world do you think you're doing?
Sen ne halt yaptığını sanıyorsun?What on earth do you think you're doing?
Sanırım, bu yüzden kaçarım.I think, therefore I flee.
Sana hediye yollayabilmem için adresine ihtiyacım var.I need your address in order to send you a present.
Şanslı olursam, zamanında varırım.If I'm lucky, I will arrive on time.
Tom Mary'ye kırık sandelyeyi tamir etmesini ne zaman söyledi?When did Tom tell Mary to fix the broken chair?
Tom onun ne söylediğini sandığını asla söylemezdi.Tom would never say what you think he said.