Ana içeriğe geç
Sözlük

şan ile cümle

şan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sana çok fazla teşekkür edemem.I cannot thank you too much.
Sana yardım edebilir miyim?Can I help you?
Bir şey olursa, sana bildiririm.I'll let you know if anything comes up.
Sana bir hediye vereceğim.I'll give you a present.
Keşke sana bir şey verebilsem.I wish that I could give you something.
Eğer sana gerçeği söylersem şaşırırdın.If I were to tell you the truth, you would be surprised.
Sana bütün gerçeği söylesem şaşırırsın.If I were to tell you the whole truth, you would be amazed.
Aşağıdaki fiyat indirimleri ile ilgili sana nasihat etmek istiyoruz.We wish to advise you of the following price reductions.
Müzik ve sanat, yaşam zevkine çok büyük ölçüde katkıda bulunabilirler.Music and art can greatly contribute to the enjoyment of life.
Sana sıcak bir içecek hazırlayabilir miyim?Can I fix you a hot drink?
Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings.
O sandalyeyi seviyorum.I love that chair.
Ben şanslı bir muhabbet kuşuyum, değil mi?I am a lucky budgie, aren't I?
Sanırım karısı kasabanın dışına gidiyor.I think his wife is going out of town.
Sana haddini bildireceğim.I'll give you a piece of my mind.
Bütün yolu beni görmek için geldiğin için sana çok teşekkür ederim.Thank you very much for coming all the way to see me.
Sana istasyona giden yolu göstereceğim.I'll show you to the station.
İstasyona kadar sana eşlik edeceğim.I will go along with you as far as the station.
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
Sürücü ölümden kurtulacak kadar şanslıydı.The driver was so fortunate as to escape death.
Allan şanslıydı ve vergi muhasebesi sınavını geçti.Allan was lucky and passed the tax accountant examination.
Şans eseri, bir gemi geçti ve onlar kurtarıldı.As good luck would have it, a steamer passed by and they were saved.
Ben senin iyi şansın hakkında mutluyum.I am happy about your good luck.
Şans benim lehine döndü.Luck turned in my favor.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmur yağacağını sanmıyorum.I don't suppose it's going to rain.
Sanırım yağmur yağacak.I think it's going to rain.
Sanırım sağ kolum kırık.I think my right arm is broken.
Cinayetler zincirinin aynı adam tarafından işlendiği sanılmaktadır.The chain of crimes are thought to have been committed by the same man.
Bir iki gün içinde sana bildireceğim.I'll let you know in a day or so.
Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Bir saniye dakikanın altmışta biridir.A second is a sixtieth part of a minute.
En yakın sanat galerisi nerede?Where's the nearest art gallery?
Bana bir şans verin.Give me a shot.
Sana bir içecek ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Sana bir içki ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Sanırım hoş bir gün olacak.I think it's going to be a nice day.
Böylesine saçma bir hikayeyi sana kim anlattı?Whoever told you such a ridiculous story?
Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.Hard work and dedication will bring you success.
Bir hafta içinde sana CD'yi geri vereceğim.I will give you back the CD in a week.
Parti için sandalyeler ayırtıldı.The seats were reserved for the party.
Sana bir parça tavsiye vereyim.Let me give you a piece of advice.
Sana bir hikaye anlatacağım.I'll tell you a story.
Sana iyi bir öğüt vereceğim.I'll give you a piece of good advice.
Bir şans elde ederek bir kader yaratacaksın.You'll make a fortune by taking a chance.
Doktorun sana tavsiye ettiği gibi yapsan iyi olur.You had better do as the doctor advised you.
Sanırım bir doktorla görüşmelisin.I think you should see a doctor.
Tıbbi olarak konuşursak, sana kilo vermeni öneririm.Speaking medically, I advise you to lose weight.
O, sandalyenin altında.It is under the chair.
Sandalyede oturabilirsin.You may sit down on the chair.
Sandalye henüz gelmedi.The chair hasn't arrived yet.
Kötü kitaplar sana zarar verecek.Bad books will do you harm.
Şehir hayatı için biçilmiş kaftan olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm cut out for city life.
Ben Londra'ya varır varmaz sana birkaç satır yazacağım.As soon as I get to London, I'll drop you a line.
Los Angelos'ta büyüdüğünü sanıyordum.I thought you were raised in L.A.
Sana piyano çalmayı kim öğretti?Who taught you to play the piano?
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Eğer istersen sana bir tane ödünç veririm.I'll lend you one if you like.
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod