Kitabı şans eseri buldum.I found the book by accident.
Fantazi çoğu zaman sanatın anasıdır.Fantasy is often the mother of art.
Karate silahsız bir savunma sanatıdır.Karate is an art of unarmed defense.
Havaalanına varır varmaz sana telefon edeceğim.I'll phone you as soon as I get to the airport.
Banka soygunu sana hapishanede on yıla malolacak.Bank robbery will cost you ten years in prison.
Ben sana parayı yarın vereceğim.I will give you the money tomorrow.
Modern yöntemler sanayiyi geliştirdi.Modern methods improved industry.
Bugünkü kızların sanki erkekmiş gibi konuşmaları nadir değildir.It is not rare for girls today to talk as if they were boys.
Ben yakın gelecekte bir ara sana uğrayacağım.I'll drop in on you sometime in the near future.
Sana lokal anestetik vereceğim.I'll give you a local anaesthetic.
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
Nasıl balık yakalayacağını sana göstereceğim.I'll show you how to catch fish.
Geçen yıl bir sanat dersi aldım.I took an art class last year.
Süt sana iyi gelir. Her gün içsen iyi olur.Milk will do you good. You'd better drink it every day.
Birden şanslı oldum.Suddenly I got lucky.
Sanırım acele edersek onu yapacağız.I think we'll make it if we hurry.
Sadece sana yardım etmekten memnun olacağım.I'll be only too pleased to help you.
Ayakları kırık sandalyeleri at.Throw away the chairs whose legs are broken.
Her gördüğün sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Her sakallıyı deden sanma.All that glitters is not gold.
Sadece bana şans dile.Just keep your fingers crossed.
Sanırım bayılacağım.I think I'm going to faint.
Gerçekten sana acıyorum.I really feel for you.
Bana bir şans verirsen onu yapabilirim.I can do it if you give me a chance.
Şansınızı boş vererek değerlendirmeyin.Don't throw away your chance.
Sana istediğin kadar çok sayıda vereceğim.I'll give you as many as you like.
Umudun olduğu sürece, bir şans vardır.As long as you have hope, a chance remains.
Umudun olduğu sürece bir şans kalır.As long as you have hope, a chance remains.
Sana yardım etmekten mutlu olacağım.I will be pleased to help you.
Şansa bırakmayın.Don't take chances.
Hemşire onu nasıl yapacağını sana söyleyecek.The nurse will tell you how to do it.
Sanırım faturamda bir hata var.I think there's a mistake in my bill.
Sana hoş bir yolculuk diliyorum.I wish you a pleasant voyage.
Sana eğlence dolu bir Cadılar bayramı diliyorum.Wishing you a Halloween filled with fun.
Daha çok öğrencinin gelmek istediğini sanmıyorum.I don't think any more students want to come.
O şüphesiz zengin ama onun çok akıllı olduğunu sanmıyorum.She is rich, to be sure, but I don't think she's very smart.
Nükleer enerji santralleri tehlikelidir, nükleer silahlardan söz edilmemeli.Nuclear power plants are dangerous, not to mention nuclear weapons.
Bir bütün olarak, sanırım planın çok iyi bir plan.On the whole, I think your plan is a very good one.
Sana, yabancı dil öğrenmede yeni bir yaklaşım göstereceğim.I will show you a new approach to foreign language learning.
Sana onları açmanı söyleyinceye kadar gözlerini kapalı tut.Keep your eyes closed until I tell you to open them.
Sanat ile hayatı karıştırmayın.Never confuse art with life.
Sana sağa dönmeni emrediyorumI order you to turn right.
Onu nasıl halledeceğini sana göstereceğim.I will show you how to solve it.
Sanırım mesleğime tutunabilirim.I hope I can hold on to my job.
Sanat kitapları ve kataloglar satın almak için nereye gidebilirim?Where can I go to buy art books and catalogues?
İhtiyacımız olan tüm parayı sağlamak için sana güveniyoruz.We're banking on you to provide all the money we need.
Her birimiz az çok sanatla ilgilenmektedir.Every one of us is more or less interested in art.
şanslıydık savaşı kazandıkWe had the luck to win the battle.
Yardım için sana güveniyoruz.We are looking to you for help.
Başarımız kısmen iyi şans nedeniyleydi.Our success was due in part to good luck.
Kabuki eski bir Japon sanatıdır.Kabuki is an old Japanese art.
Sana bizim evin etrafını göstereyim.Let me show you around our house.
Sana biraz kahve hazırlayacağım.I'll fix you some coffee.
Evde şanssız bir kaza vardı.There was an unfortunate incident at home.
Venedik'teki San Marco meydanı yazın hep turist kaynıyor.St Mark's Square in Venice is always swarming with tourists in the summer.
Kim olduğunu sanıyorsun?Who do you think you are?
Sana bir kez söyledimse, sana bin kez söyledim.If I've told you once, I've told you a thousand times.
Bazı çocuklar fıstık ezmeli sandviç getirdiler, bazıları jambonlu ve diğerleri peynirli.Some children brought peanut butter sandwiches, some ham, and others cheese.
Ne yaptığını sanıyorsun?What do you think you're doing?
Ne çeşit bir sandviç istiyorsun?What kind of sandwich do you want?