Herkes bir sanatçıdır.Everyone is an artist.
Sana bagajında yardım edeyim.Let me help you with your luggage.
Sanıyorum orada bir adam var.I think that there is a man there.
Sana söylediğim halde yapmadın bunu.Although I tell you to, you don't do it.
Sanırım doğayı korumak için herkes çaba göstermek zorunda.I think that everyone has to make efforts to save nature.
Sanırım onu anladım.I think I've got it.
Sanırım burada kalacağım.I think I'm going to stay here.
Sanıyorum burada kalacağım.I think I'm gonna stay here.
Tek başına on kişilik akşam yemeği pişiremezsen, Lucy sana yardımcı olabilir.Lucy might be able to help you, if you can't cook dinner for ten people alone.
Sanıyorum Japonya'da gıda pahalıdır.I think food is expensive in Japan.
Artık sana katlanamam.I cannot stand you anymore.
Mısır ekmeğinde sosisli sandvici severim.I like corn dogs.
Sanat tarihi okuyorum.I study art history.
Bana kime takıldığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeceğim.Tell me who you haunt, I'll tell you who you are.
Sanırım bir doktorla görüşmeliyim.I think I should see a doctor.
Bu sanat değil. Bu dişli bir vajina.That is not art. That is a vagina with teeth.
Şangay,doğunun Paris'i olarak gösterilir.Shanghai is referred to as the Paris of the East.
Ben fakir bir öğrenciyim ve sana ödeme yapamam.I'm a poor student and I can't pay you.
O şanslı.That's fortunate.
Sana daha kısa sürede bildirmeliydim.I should have let you know sooner.
Seni tanıdığım için kendimi şanslı hissediyorum.I feel fortunate to have known you.
Seçimi kazanması için hiçbir şansının olmadığını sezinlediler.They felt he had no chance to win the election.
O, başarma şansını yakaladı.He got his chance to succeed.
Birçok Alman, müttefiklerin Fransa'daki Calais'ye saldıracağını sanıyordu.Most Germans expected the Allies would attack at Calais, in France.
San Jacinto Savaşı öğleden sonra saat dörtte başladı.The Battle of San Jacinto began at four o'clock in the afternoon.
Santa Ana'nın ordusu yok edildi.Santa Ana's army was destroyed.
Santa Ana merhamet için yalvardı.Santa Ana begged for mercy.
Sanayi hızla büyüyordu.Industry was growing quickly.
Lee büyük bir şans alıyordu.Lee was taking a huge chance.
Bu insanlar çok şanslıydı.These people were very lucky.
Sandalyeler ve masalar tahrip edildi.Chairs and tables were damaged.
Santa Ana başkan olarak emekliye ayrıldı.Santa Ana stepped down as president.
Santa Ana Küba'da sürgünde yaşıyordu.Santa Ana was living in exile in Cuba.
Bu planın çok az başarı şansı vardı.This plan had little chance of success.
Film sanayi büyük bir iş haline geldi.The movie industry became a big business.
İnsanlar zengin olmak için bir şans istedi.The people wanted a chance to become rich.
Gösteri Avrupa'dan modern sanatı sundu.The show presented modern art from Europe.
Wilson kazanmak için şüphesiz en iyi şansa sahipti.Wilson clearly had the best chance to win.
Yargıç Parker'ın seçimi kazanma şansı yoktu.Judge Parker had no chance to win the election.
Yeni fabrikalar ve sanayi merkezleri inşa edildi.New factories and industrial centers were built.
Ben sana hiçbir şey için rica etmiyorum.I ask you for nothing.
Bu yeni pazar tüm sanayiyi geliştirebilir.This new market may improve the entire industry.
Bu hoş kokulu gülleri sana veriyorum.This sweet-scented roses I give to you.
Kahve sana enerji verir!Coffee gives you energy!
Doğum günün için sana bir bisiklet armağan etmek istiyorum.I want to give you a bicycle for your birthday.
Bu sanza gerçekten iyidir!This sanza is really good!
O hiç yaşadığı sorunlar hakkında sana güvendi mi?Did she ever confide in you about the problems she was having?
Bir saniyeliğine öleceğimi sandım.For one second I thought I would die.
Paul'ü sanki babammış gibi seviyorum.I love Paul as if he were my father.
Dün havaalanında şans eseri onunla karşılaştım.I met him by chance at the airport yesterday.
Sanırım ağlıyordu.I think she's been crying.
Dikkat! O araba neredeyse sana çarpıyordu.Watch out! That car almost hit you.
Evlilikte mutluluk tamamen şans işi.Happiness in marriage is entirely a matter of chance.
Haberler şimdilik sansürlenmiştir.The news was censored for the time being.
Onlar Pedro'yu sanat öğretmeniyle konuşurken gördüler.They saw Pedro talking to the art teacher.
Sana ne oldu? Berbat görünüyorsun.What happened to you? You look miserable.
Passportu çok şanslı bir insan.Passportu is a very lucky human.
Sosisli sandviçini seviyor musun?Do you like your hot dog?
Bir kedi, bir sandalyenin üstünde uyuyor.A cat sleeps on a chair.
Sana rastlamak ne güzel. Ben bir karıncayiyenim.Pleased to meet you. I am an anteater.