Ressam birçok güzel sanat eserleri üretir.The painter produces many fine works of art.
Benim sandviçin geri kalanını istiyor musunuz?Do you want the rest of my sandwich?
Kırmızı sandalye ayrıldı. O özeldi.The red chair was set apart. It was special.
Sanık hırsız şimdi mahkeme huzurunda.The accused thief is on trial now.
Sana dert açmak istemiyorum.I do not want to cause you any trouble.
Bir sanatçı, büyük bir resim yapmak için birçok boya tüpü kullanır.An artist uses many tubes of paint to make a large painting.
Opera sanatçısının güzel bir sesi var.The opera singer has a beautiful voice.
Babam kırık sandalyeleri onarıyor.My father fixes broken chairs.
O bana şantaj yaptı.He blackmailed me.
O, sana nedir?What's it to you?
Güzel Sanatlar Sarayı nerede?Where is the Palace of Fine Arts?
Bir uzmana gitmen gerekir, şimdilik sana ilaç yazacağım.You should go to specialist, for now I will prescribe you medicine.
Sana arkadaşım demekten utanç duyuyorum.I am ashamed to call you my friend.
Şansım olursa kazanabilirim.I may win if I have luck.
Şanslıysam kazanabilirim.I may win if I'm lucky.
Sana birkaç soru sormak ve kan örneği almak zorundayım.I must ask you a few questions and take a blood sample.
O şanslı doğdu.She was born lucky.
Sanırım beni başka biriyle karıştırdınız.I think you've mistaken me for someone else.
Sanki dünmüş gibi hatırlıyorum.I remember it as if it were yesterday.
Sana kim öğretiyor?Who teaches you?
Sana kim ders veriyor?Who teaches you?
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
Testte iyi şanslar!Good luck on the test!
Gerçek sanat hırsızlıktır.True art is theft.
Sanırım o kızgın.I think he's angry.
Sanat öğretmeni gece resim yapar.The art teacher paints at night.
Zamanım olsa, sana yardım edebilirim.If I had time, I could help you.
Zamanım olsaydı, sana yardım edebilirdim.If I had time, I could help you.
Sana çok, çok teşekkürler!Thank you very, very much!
Sana sıcak bir yemek hazırlayayım mı?Shall I prepare you a warm meal?
Herkes için yeterli sandalye var mı?Are there enough chairs for everyone?
İstersen o sana yardımcı olur.He'll help you if you ask.
Kedi sandalyenin altındadır.The cat is under the chair.
Bunu sana kim söyledi?Who told you this?
Kim söyledi sana bunu?Who told you this?
Sanırım anladım.I think I understood.
Bunun işe yaramayacağını sana söyledim.I told you it wouldn't work.
2010'a baktığımızda, sanırım çok fazla zaman israf ettim.Looking back at 2010, I think I wasted too much time.
Sana birçok kez söyledim.I've told you many times.
Şanslı olanlar sağ salim kaçanlardır.Lucky are those who have escaped safe and sound.
Sanal bellek çoklu görev çekirdekleri için geliştirilmiş bir bellek yönetim tekniğidir.Virtual memory is a memory management technique developed for multitasking kernels.
Uçak kaza yapmadan saniyeler önce pilot koltuğunu fırlattı.The pilot ejected his seat seconds before the plane crashed.
Sana yardım edemeyeceğimden korkuyorum.I fear that I might not be able to help you.
Kocaeli, özellikle Gebze, sanayi bölgeleridir.Kocaeli, especially Gebze, are industrial areas.
Merak ediyorum, ilk defa hangi ülke Tatoeba'ya sansür uygulayacak.I wonder which country will be the first to censor Tatoeba.
Tabii ki sana yardım edeceğim.Of course I'll help you.
O işi yapabileceğini sanmıyorum.I don't think he'll be able to do that work.
O işi nasıl yapacağını bileceğini sanmıyorum.I don't think he'll know how to do that work.
Sen şanssızdın; Sen ayrıldıktan beş dakika sonra geri döndüm.You were unlucky; I came back five minutes after you'd left.
Hiçbir şeyi şansa bırakmadık.We left nothing to chance.
Sanırım o, kırk yaşında.I think she's 40 years old.
Ben sadece sana şaka yapıyordum.I was just joking with you.
Büyükçe bir sandalye, ama kapı aralığından anca geçer.It's a biggish chair, but it'll just barely fit through the doorway.
Sanırım Beethoven, şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci.I think Beethoven is the greatest composer who ever lived.
Sana aşık oldum.I fell in love with you.
O, resmi sana gösterdi mi?Did he show you the picture?
Bir trafik sıkışıklığı yakalanmazsak, sanırım zamanında orada olacağız.I think we'll get there in time if we don't get caught in a traffic jam.
Trafik sıkışıklığına yakalanmazsak, sanırım onu zamanında yapacağız.I think we'll make it in time if we don't get stuck in a traffic jam.
Bu sefer başarısız olsanız bile, başka bir şansınız olacak.Even if you fail this time, you'll have another chance.
O sandalyede oturuyor.He is sitting on the chair.