Sana biraz tavsiye verebilir miyim?May I give you some advice?
Ay'a ne zaman hareket edeceksin? Hepimizin sana ihtiyacı var.When will you leave for the Moon? We all need you.
O, sorunu çözmek için çalıştı, ama şansı yoktu.He tried to solve the problem, but had no luck.
O sanat için hukuku terk etmeye karar verdi.He decided to abandon law for art.
Bahçenin sanatsal güzelliği gerçekten şaşırtıcı.The artistic beauty of the garden is truly amazing.
Trollemek bir sanattır.Trolling is an art.
Sen ne dersen de, sana inanacak değilim.Whatever you say, I won't believe you.
Sen ne söylersen söyle, sana inanmam.Whatever you say, I won't believe you.
Sen ne söylersen söyle sana inanmayacağım.Whatever you say, I won't believe you.
İnsan mutlu olma sanatı hariç herhangi bir şeyi icat edebilir.Man may invent anything, save for the art of being happy.
Bir dakika içinde sana hayat hikayemi anlatacağım.In a minute, I'm going to tell you my life story.
O her şeyi bildiğini sanıyor.He thinks he knows everything.
Tom modern sanatı taktir ediyor.Tom appreciates modern art.
Tom modern sanattan hoşlanır.Tom appreciates modern art.
Tom modern sanattan zevk alır.Tom appreciates modern art.
Sanırım o kitap o kadar ilginç değil.I think that that book is not so interesting.
Sana bir şey söylememeliydim.I shouldn't have told you anything.
Ben neler olduğunu bilmediğimi mi sanıyorsun?You think I don't know what's going on?
Ben avukatıma danıştıktan sonra sana kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my lawyer.
Ben bugünden itibaren sana bir haftada geri ödeyeceğim, yani, 21 Temmuzda.I'll pay you back a week from today, that is, on July 21st.
Onun bulunduğu yerde sana ondan bahsetmemeni söyledim.I told you not to mention that in her presence.
Onu bilseydim, sana söylerdim.If I had known about it, I would have told you.
Bilseydim, sana söylerdim.If I had known about it, I would have told you.
Kadın sandalyeden kalktı ve kapıya doğru baktı.The woman stood up from the chair and looked towards the door.
Sanırım bir yarım saat daha beklememiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should wait another half an hour.
Sana yardım etmem gerektiğini hissediyorum.I feel that I should help you.
Şimdiye kadar geçirmiş olduğum en soğuk kış San Francisco'daki bir yazdı.The coldest winter I ever spent was a summer in San Francisco.
Eğer o bir kuş olsaydı, sana uçabilirdi.If he had been a bird, he could have flown to you.
Onun rakibine karşı bir şansı yok.He doesn't stand a chance against his opponent.
Sanık cinnet nedeniyle suçsuz bulundu.The defendant was found not guilty by reason of insanity.
Sana bir uçurtma aldım.I bought you a kite.
Bir kuş olsam, sana uçabilirim.If I were a bird, I would have been able to fly to you.
O sana aşık olmalı.He has to be in love with you.
Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum.I have so many things to tell you that I don't know where to start.
Onu sana iki gün önce gönderdim.I sent it to you two days ago.
Tarım Kaliforniya'da önemli bir sanayidir.Agriculture is an important industry in California.
1903'te ilk uçak on iki saniye uçtu.The first airplane flew in 1903 for twelve seconds.
Onlar sandviç, salata istiyor, ve meyve suyu da.They'd like sandwiches, salad, and juice, also.
Senin gözde sanat türün nedir?What's your favorite kind of art?
Rönesans sanatı sever misiniz?Do you like Renaissance art?
Büyük sanat insana bir şey hissettirir.Great art makes people feel something.
Sen hakettiğin için sana yardım etmek istiyoruz.We want to help you because you deserve it.
Sen harika bir iş yaptığından dolayı biz sana daha fazla para veriyoruz.We're giving you more money because you did a great job.
The Golden Gate Bridge San Francisco'dadır.The Golden Gate Bridge is in San Francisco.
Otuz beş santigrat derece doksan beş Fahrenheit dereceye eşittir.Thirty-five degrees centigrade equals ninety-five degrees Fahrenheit.
Tom anahtarlarını bulduğu için şanşlı.Tom was lucky to find his keys.
Sandalyeyi masanın önüne koy.Put the chair in front of the desk.
Güzel vitray sanattır.Beautiful stained glass is art.
Tom'un öğle yemeği bir sandwiç ve bir elmadan oluşur.Tom's lunch includes a sandwich and an apple.
Tom'un bilgisayar sanayinde iyi bir işi var.Tom has a good job in the computer industry.
Tom film sanayinde çalışır.Tom works in the film industry.
Tom bir sanat yarışmasında bir hakemdi.Tom was a judge in an art contest.
Üç kişi sanat yarışmasını değerlendirdi.Three people judged the art contest.
Sanayi ülkeleri birçok nitelikli işgücüne ihtiyaç duyarlar.Industrial countries require a lot of skilled labor.
Sandalye benim için çok alçak.The chair is too low for me.
Sandalyeler sentetik malzemeden yapılır.The chairs are made of a synthetic material.
Bir saatte altmış dakika vardır ve bir dakikada altmış saniye vardır.An hour has sixty minutes, and a minute has sixty seconds.
Tom CDlerini bir sanatçıyla organize etti.Tom organized his CDs by artist.
Tom cd'lerini sanatçı adlarına göre dizdi.Tom organized his CDs by artist.
Lütfen ceketini sandalyenin üstüne koy.Please place your coat on the chair.