Sanki o ünlü bir devlet adamı gibi davranıyor.He behaves as if he were a famous statesman.
O, sandığın kadar çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, sandığın kadar iğrenç adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, sandığın gibi çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, sandığın gibi iğrenç adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O sana ihtiyacın olan şeyi bulacak.He will provide you with what you need.
O bir bakıma bir sanatçıdır.He is an artist in a sense.
Onun evet diyeceğini sanmıyorum.I don't think he'll say yes.
O beni karşılamak için sandalyesinden kalktı.He rose from his chair to welcome me.
O, sandalyenin arkasında durdu.He stood behind the chair.
O, her şeyi şansa bıraktı.He left everything to chance.
Hep sana bakıyor. Seni seviyor olmalı.He's always looking at you. He must love you.
Sanırım o Avustralyalı fakat emin değilim.I think he is from Australia, but I'm not sure.
Sanırım o kızgındı.I think he was angry.
Onun parayı geri ödediğini sanıyorum.I presume that he has paid the money back.
Onun konu ile ilgisi olduğunu sanmıyorum.I don't think he has anything to do with the matter.
O, bu şehrin sanayisini incelemek için yakında buraya gelecek.He will come here soon to inspect the industry of this town.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
Bir sandviç ve sütle açlığını giderdi.He satisfied his hunger with a sandwich and milk.
Sanırım o kısa sürede geri dönecek.I suppose he will be back soon.
O, her şeyi kötü bir şaka sandı.He thought the whole thing a bad joke.
O, o konuda sana nasihat edecek.He will advise you on that matter.
Haberleri duymasıyla sandalyesinden zıpladı.Hearing the news, he jumped out of his chair.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.He is known as a proficient artist in his field.
Ne şanslı bir kişi o!What a lucky person he is!
O, çok iyi bir sanatçı değil.He is not much of an artist.
O biraz bir sanatçı.He is something of an artist.
O, dizini sandalyeye çarptı.He knocked his knee against the chair.
Sanırım o bir Beethoven olacak.I think he will become a Beethoven.
Kalemini bıraktı ve sandalyesine yaslandı.He laid down his pen and leaned back in his chair.
O, davranışın için hâlâ sana kızgın.He is still angry with you for your conduct.
Sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks as if he were an American.
İngilizceyi sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks English as if he were an American.
Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.He speaks as if he knew everything.
Sanki sırrı biliyormuş gibi konuşur.He talks as if he knew the secret.
Sanki o bir kral gibi davranıyor.He acts as if he were a king.
Sanki bir şey olmamış gibi görünüyordu.He looked as if nothing had happened.
O sanki deliymiş gibi davrandı.He behaved as if he were crazy.
O, sanki bir uzmanmış gibi konuşuyor.He speaks as if he were an expert.
Sanki bir milyonermiş gibi yaşıyor.He lives as if he were a millionaire.
O, sanki hastaymış gibi görünüyor.He looks as if he had been ill.
O sanki bir rüyadaymış gibi hissetti.He felt as if he were in a dream.
Sanki yaşlı bir adammış gibi konuşur.He talks as if he were an old man.
O, insanlara evde hissettirme sanatını biliyor.He knows the art of making people feel at home.
Yakacak odun için sandalyeyi kırdı.He broke up the chair for firewood.
Sanırım o bir şey planlıyor.I think he is planning something.
Sanki her şeyi biliyor gibi konuşuyor.He talks as if he knows everything.
O sanki hiçbir şey olmamış gibi kitabı okumaya devam etti.He went on reading the book as if nothing had happened.
O sanki günlerce yemek yememiş gibi baktı.He looked as if he hadn't eaten for days.
Sanırım o eve gitti.I suppose he's gone home.
Sanırım bizden bir şey gizliyor.I think he is holding something back from us.
O bir sanatçı olamaz.He cannot be an artist.
O iyileşme şansı dışındadır.He is beyond the chance of recovery.
O, resim ve heykel eğitimi için sanat okuluna gitti.He went to art school to study painting and sculpture.
O, resim sanatını mükemmelliğe taşıdı.He brought the art of painting to perfection.
Sana yardım etmekten mutlu olacak.He will be pleased to help you.
Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.He will be only too glad to help you.
O, sana destek olmaya isteklidir.He is willing to stand by you.
Sanırım o, balık satarak para kazanır.I think he makes money by selling fish.
Şans eseri kayıp kamerasını buldu.He found his lost camera by chance.