Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.The government started a program to promote industry.
Hükümet sanayiye daha çok para yatırmalı.The government should invest more money in industry.
Sanırım hava güneşli olacak.I think it will be sunny.
Ben, güneşli olacağını sanmıyorum.I don't suppose it's going to be sunny.
Dürüstlük, sanırım, en iyi politika.Honesty, I believe, is the best policy.
Sanırım öğrencilerin sınıflarını temizlemeleri güzeldir.I think it is good for students to clean their classroom.
Elimden geldiği kadar onu sana açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to you to the best of my ability.
Ben sana manevi destek vereceğim.I'll give you moral support.
Sadece sessizce dinlersen sana söylerim.I would tell you if you would just listen quietly.
Bütün gün sandalyede oturdu, geçmiş olayları düşündü.She sat in the chair all day, thinking of past events.
Bu muhitte bir sanat müzesi vardı.There used to be an art museum in this neighborhood.
Petrolün keşfi şanslı bir rastlantıydı.The discovery of oil was a lucky accident.
Petrol,Japon sanayinin gelişiminde önemli bir rol oynadı.Oil has played an important part in the progress of Japanese industry.
Sanırım biletimi kaybettim.I think I've lost my ticket.
Sen önden git. Ben yakında sana yetişirim.Go on ahead. I'll catch up with you soon.
Bir hafta önce sana 10,000 yen vermedim mi?Didn't I give you 10,000 yen a week ago?
Sana geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Yedi sanayi demokrasilerinin liderleri 2000 yılında Okinawa'da buluşacak.The leaders of seven industrial democracies will meet in Okinawa in 2000.
Öğretmen sandalyeye oturdu.The teacher sat on the chair.
Öğretmen, Tokyo Üniversitesi'ne girme şansım hakkında oldukça samimiydi.The teacher was quite candid about my chances of entering Tokyo University.
Geçen gün sana ödünç verdiğim kitabı okumayı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you the other day?
Geçen günkü tüm yardımın için sana teşekkür ederim.Thank you for all your help the other day.
Birkaç gün önce sana ödünç verdiğim kitabı iade etmeni istiyorum.I want you to return the book I lent you the other day.
O gemi bu akşam San Fransisco'ya varıyor.The ship is arriving in San Francisco this evening.
Sanırım sen oldukça haklısın.I think you're quite right.
Büyükbabam her zaman bu sandalyede oturur.My grandfather always sits in this chair.
Üzgünüm sana daha erken yazamadım.I'm sorry I couldn't write to you sooner.
Ben sana ayak uyduramam.I can't keep pace with you.
İyi şanslarından dolayı diğerlerini kıskanma.Don't envy others for their good luck.
Bir üniversite işi çok sana daha çok istirahat zamanı verirdi.A university job would give you a lot more free time.
Üniversite günlerine dönüp baktığımda,sanki bir asır önceymiş gibi görünüyorlar.Looking back on our college days, it seems as if they were a century ago.
Sanayideki büyük firmalar kontrolü ellerinde tutarlar.The large firms in the industry call all the shots.
Sana önemli bir şey söylemek üzereyim.I'm about to tell you something important.
Sol elinle yazmanı sana kim söyledi?Who told you to write with your left hand?
Birisi sana yardım ettiğinde, en azından, " teşekkür ederim" diyebilirdin.You might at least have said, "Thank you", when someone helped you.
Dün beni görmeye kim geldi sanıyorsun?Who do you think came to see me yesterday?
Sana onu kim önerdi?Who put you up to it?
Sana hikayeyi kim anlattı?Who told you the story?
Her insan bir sanatçı olamaz.Every man can't be an artist.
Birinin bu saati onarabileceğini sanmıyordum.I didn't think anyone could fix this watch.
Bu bisikleti sana bir doğum günü hediyesi olarak vereceğim.I will give you this bicycle as a birthday present.
Sanırım hava ısınıyor.I think it's getting warmer.
Adam Tom'un sandalyesinin yanında durdu.He stopped by Tom's chair.
Fiyat sana kalmış.The price is up to you.
Keşke bir haritam olsa, sana yolu gösterebilirim.If only I had a map, I could show you the way.
Ayıp sana!Shame on you!
Er ya da geç, onun şansı bitecek.Sooner or later, his luck will run out.
Sanırım geç olduğu için gitmem gerekiyor.I think I must be leaving since it is getting late.
Soyut sanat hissedilecek bir şeydir.Abstract art is something to feel.
Bazı soyut sanatları anlaması zordur.Some abstract art is difficult to understand.
Öğle yemeğin için bir sandviç falan hazırlayacağım.I'll fix a sandwich or something for your lunch.
Dikkatli bir gözlem sana farkı gösterecektir.A careful observation will show you the difference.
Sana bir enjeksiyon vereceğim.I'll give you a shot.
Sana kasabayı gezdireceğim.I'll show you around the town.
Şansınızı zorlamayın.Don't push your luck.
Sana uzun süre yazmadığım için özür dilemeliyim.I must apologize to you for not writing for so long.
Erkek kardeşimin bazı kitaplarını sana ödünç vereceğim.I'll lend you some books of my brother's.
Erkek kardeşim San Diego'da yaşıyor.My brother is living in San Diego.
Orta derecede egzersiz sana iyi gelecektir.Moderate exercise will do you good.
Havanın çok güzel olması şanstır.It is fortunate that the weather is so nice.