Ana içeriğe geç
Sözlük

şan ile cümle

şan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sanırım pantolon askısına ihtiyacım var.I think I need braces.
Aslında deniz bu yüzyılın başlangıcından beri on santimetre yükseldi bile.In fact, the sea has already risen 10 centimeters since the beginning of this century.
Eğer işler kontrolden çıkarsa beni dün sana verdiğim numaradan aramalısın.If things get out of hand, you should call me at the number I gave you yesterday.
Sanırım zaman sorunu çözecek.I think time will solve the problem.
Haklı olup olmadığını sana sadece zaman gösterecek.Only time will tell you if you're right.
Ben zamanında orada olduğum için şanslıydım.I was lucky to be there on time.
Bazen sanki patronummuş gibi davranır.Sometimes he acts as if he were my boss.
Sana bu soruları soracağım.I'll ask you these questions.
Gelecek sefere iyi şanslar.Better luck next time.
Doğal gıda sana iyi gelecektir.Natural food will do you good.
Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına aynı şekilde davran.Do unto others as you would have others do unto you.
Kendi giysilerini yaparsan, bu sana para kazandırır.If you make your own clothes, it will save you money.
Sana doğru görüneni yapmalısın.You must do what seems right to you.
Ben şansımı deneyeceğim.I'll try my luck.
Sana doğruyu söylemem gerekirse, ondan hoşlanmıyorum.To tell you the truth, I don't like him.
Sana açık söylemek gerekirse, Amerika'yı sevmiyorum.To tell you the truth, I don't care for America.
Fotoğrafçılık, şimdi sanatın yeni bir formu olarak kabul edilmektedir.Photography is now considered a new form of art.
Başkan penceresine sırtını dönerek sandalyede oturuyordu.The president was sitting in the chair with his back to the window.
Bana yardım et. Bunu yaparsan, daha sonra sana içki ısmarlarım.Give me a hand. If you do, I'll buy you a drink later.
Sana yardım edeyim. Çantan ağır gözüküyor.Let me help you. Your bag looks very heavy.
Tüm yardımlarına teşekkür etmek amacıyla sana öğle yemeği ısmarlamak istiyorum.I'd like to treat you to lunch to thank you for all your help.
Sana yardım etmemi ister misin?Do you want me to give you a hand?
Sanırım onun bir ayara ihtiyacı var.I think it needs a tune-up.
Sanırım hafta sonu bir böcek yakaladım.I think I caught a bug over the weekend.
Teyzem bana sanki bir çocukmuşum gibi davranır.My aunt treats me as if I were a child.
Ödevime yardımcı olduğun için sana minnettarım.I'm thankful to you for your helping me with my homework.
Sana sunulanı yemek zorundasın.You must eat what you are served.
Başarısını şansa bağladı.She attributed her success to luck.
Kazanmanın bir dış şansı vardır.There's an outside chance of winning.
Çok az kazanma şansımız var.We have little chance of winning.
Küçük bir planlama ile, sanırım şirketimizi zirveye götürebiliriz.With a little planning, I think we can take our company to the top.
Sanırım bir süre uzanacağım.I think I'll lie down for a while.
Birkaç saatlik uyku sana iyi gelecektir.A few hours nap will do you good.
Sahip olduğum az parayı sana vereceğim.I will give you what little money I have.
Herhangi biri bizi sana tavsiye etti mi?Did anybody recommend us to you?
İki yolcu treni Şangay'da çarpıştı.Two passenger trains crashed in Shanghai.
Şangay dünyanın en büyük kentleri arasındadır.Shanghai is among the largest cities in the world.
Şaka yaptığımı sanma.Don't think I'm joking.
Şans bize karşı.The odds are against us.
Hakem, tenis kortunun yan tarafında yüksek bir sandalyede oturuyor.The umpire sits in a high chair at the side of the court.
Sana sempatim var.You have my sympathies.
Endişelenme. Sana öfkeli değilim.Don't worry. I'm not mad at you.
Yeni bir kalemim var. Onu sana ödünç vereceğim.I have a new pen; I'll lend it to you.
Sanırım gazetede ilan vereceğim.I think I will advertise in the paper.
Üzgünüm, sana birinci sınıfta bir yer alamadık.I'm sorry we couldn't get you a seat on first class.
Kobe'nin yıkımı sandığım kadar kötüydü.The devastation in Kobe was as terrible as I had imagined.
Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.A man is known by the company he keeps.
Herkes sanatçı olmak istemez.Not everybody wants to be an artist.
Herkes sanatçı olamaz.Not everybody can be an artist.
İnsanlar iyi şanslarıyla övündüler.The people exulted over their good luck.
Şans hayatınızda önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in your life.
Her otuz dakikada doğum sancım var.I have labor pains every thirty minutes.
Su 0 santigrat derecede donar.Water freezes at 0 degrees Centigrade.
Su sıfır santigrat derecede donar.Water freezes at 0 degrees Centigrade.
Su 100 santigrat derecede kaynar.Water boils at 100 degrees Celsius.
Su, 100 santigrat derece sıcaklıkta kaynar.Water boils at a temperature of 100 degrees centigrade.
Sana bir bardak su getireyim mi?Shall I bring you a glass of water?
Sana biraz su getireyim mi?Shall I get you some water?
Sanırım birkaç gün buradan uzaklaşmalıyız.I think we should get away from here for a few days.
Sanayi devriminden beri dünya nüfusu üç kattan daha fazla arttı.Since the Industrial Revolution, the world population has more than tripled.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod