Sakıncası var mı?Do you mind?
Herkes sakinleşti.Everyone quieted down.
Herkes sakin kaldı.Everyone stayed calm.
Her şey sakin görünüyordu.Everything seemed calm.
Sadece sakin kal.Just stay calm.
Şimdi sakin ol.Now calm down.
Şimdi sakin dur.Now stand still.
İşler daha sakin.Things are quieter.
Çok daha sonrasına kadar sakinleşmedi.He didn't calm down until much later.
Fırtına sakinleşti.The storm let up.
Fırtınadan sonra bir sakinlik vardı.There was a calm after the storm.
Bu, iki yüz sakini olan bir köy.It's a village of two hundred inhabitants.
Tom sakinleşti.Tom has calmed down.
Tom kesinlikle sakin.Tom is absolutely calm.
Tom şimdi daha sakin.Tom is calmer now.
Tom sakinleşiyor.Tom is calming down.
Tom sakız çiğniyor.Tom is chewing gum.
Kimden sakınıyorsun?Who are you avoiding?
Sakın hiçbir şeye dokunma.Don't you dare touch anything.
Sakın ona dokunma.Don't you dare touch that.
Bunu sakın ola unutma.Don't you ever forget that.
Bunu sakın ola unutmayın.Don't you ever forget that.
Sakın gideyim deme.Don't you dare leave.
Bana sakinleşmemi söyleme.Don't tell me to calm down.
Bana sakinleşmemi söylemeyin.Don't tell me to mellow out.
Sakın bana sakin olmamı söyleme.Don't you tell me to relax.
Ben sadece senin için bir sakıncası olmayacağını sandım.I just assumed you wouldn't mind.
Tom'u sakinleştiremedim.I couldn't calm Tom down.
Biraz daha çay içmemin bir sakıncası var mı?Would it be OK if I drank a little more tea?
Tom'a bize katılmasını rica ettim. Umarım senin için sakıncası yoktur.I've asked Tom to join us. I hope you don't mind.
Yalnızca seni gerçekten öpmek istiyorum. Sakıncası var mı?I just really want to kiss you. Would you mind?
Sadece Tom'un sakinleşmesini istedim.I just wanted Tom to calm down.
Tom'a sakin kalmasını söylemeyi sürdürdüm.I kept telling Tom to calm down.
Sakin olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be quiet.
Sakin ol dedim.I said be quiet!
Bir kokarcayı vurmayı sakınmaktan caydım.I swerved to avoid hitting a skunk.
Tom ve Mary, John'u sakinleştirmeye çalışıyorlar.Tom and Mary are trying to calm John down.
Tom ve Mary sakin bir köşede bir masadalar.Tom and Mary are at a table in a quiet corner.
Tom ve Mary birlikte sakin bir anın tadını çıkardı.Tom and Mary enjoyed a quiet moment together.
Tom Mary'nin gözlerinden sakındı.Tom avoided Mary's eyes.
Seni öpmemin sakıncası var mı?Is it OK if I kiss you?
Fırtınadan sonra gelen sakinlik.The calm that comes after the storm.
Bu sakin bir sokak.This is a quiet street.
Sakız çiğniyorum.I chew gum.
Sakız çiğnerim.I chew gum.
Bana bir imza vermenizin bir sakıncası olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if you'd mind giving me an autograph.
Bacaklarımı biraz uzatmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stretching my legs a little.
Birkaç soruyu cevaplamamın benim için sakıncası yok.I wouldn't mind answering a few questions.
Şimdi bir süre durmamın benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind stopping for a while now.
Başka bir yere gitmemin benim için bir sakıncası yok.I wouldn't mind going someplace else.
Tom'un sakinleşmesini bekliyorum.I'm waiting for Tom to cool down.
Tom Mary'yi sakinleştirmeyi denedi.Tom attempted to calm Mary down.
Erken gitmemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I left early?
Bugün aşırı derecede sakinsin.You're unusually quiet today.
Tom Mary'nin sakinleşmesini istedi.Tom asked Mary to quiet down.
Eğer sakıncası yoksa onu yapacağım.I'll do it if you don't mind.
Gitmemizin sakıncası var mı?Would you mind if we left?
Tom sakin olmamızı istedi.Tom asked us to be quiet.
Sakin bir sokakta yaşıyorum.I live on a quiet street.
Onlar Tom'u sakinleştirdiler.They have Tom sedated.