Senin için sakıncası yoktur umarım.I hope you don't mind.
Tüm öğleden sonrayı Tom'dan sakınmaya çalışarak geçirdim.I spent the whole afternoon trying to avoid Tom.
Tom nefesini kontrol etmeye ve sakin kalmaya çalıştı.Tom tried to control his breathing and remain calm.
Eğer ağzında sakız varsa çıkar.If you have gum in your mouth, spit it out.
Tom'un apartmanının önündeki cadde sakindi.The street outside Tom's apartment building was quiet.
Deniz sakin.The sea is calm.
Ev ödevimi burada bırakmamın bir sakıncası var mı?Mind if I leave my homework here?
Bu adanın sakinlerinin korkunç suçlar işledikleri kesin idi.It was a certainty that the inhabitants of this island had committed horrible crimes.
Birbirimizle sakince konuşmalıyız.We should talk calmly to each other.
Sakıncası yoksa kalmak istiyorum.I'd like to stay if you don't mind.
Sakıncası yoksa seninle gitmek istiyorum.I'd like to go with you if you don't mind.
Sakıncası yoksa birlikte gelmek istiyorum.I'd like to come along if you don't mind.
Sakıncası yoksa yalnız olmak istiyorum.I'd like to be alone if you don't mind.
Beni beklemenin senin için sakıncası olmadığını düşündüm.I thought you wouldn't mind waiting for me.
Benim hoverkraft yılanbalıklarıyla dolu ve klavyeme yapışmış bir parça sakız var.My hovercraft is full of eels, and there's a bit of chewing gum stuck to my keyboard.
Sakin ol; o sadece seninle alay ediyor.Calm down; he's just teasing you.
Sakin kalmalısın.You must remain calm.
Bu defa Costco'ya gitmememizin bir sakıncası var mı?Is it OK if we don't go to Costco this time?
O, sakızını çiğnedi.He chewed his gum.
Ortalık sakin.The coast is clear.
Sakin bir yere gidelim.Let's go somewhere quiet.
Hepimiz sakin olalım.Let's all just calm down.
Sakin kalmaya çalışalım.Let's try and stay calm.
Sadece sakin kalalım.Let's just stay calm.
Sadece sakinleşelim.Let's just calm down.
Sakin kalalım.Let's stay calm.
Ona önceden söylesek iyi olur, bu yüzden onu sakinleştirebiliriz.We had better tell her beforehand, so we can calm her down.
Sınıfta sakızını patlatmamalısın.You shouldn't pop your bubble gum in class.
Sakinleşmeni istiyorum.I want you to relax.
Sakinleşmenizi istiyorum.I want you to relax.
Dışarıdan bir resim çekmenin bir sakıncası yok.It's OK to take a picture from outside.
Sakız on sent.The gum's ten cents.
Ben bir kasaba sakiniyim.I'm a town dweller.
Ben bir kent sakiniyim.I'm a city dweller.
Herkesin sakin olması gerekir.Everybody needs to calm down.
Onlar sakin.They're quiet.
Sakin kal.Stay cool.
Herkes sakin.Everyone's quiet.
Mahalle nasıl? Sakin mi? Gece gürültülü mü?How's the neighborhood? Quiet? Noisy at night?
Sakız tadını kaybetti.The gum has lost its taste.
Neden "sessiz ol" yerine "sakin ol" sözcük öbeğini kullanıyorsun?Why do you use the phrase "calm down" instead of "calm up"?
Sinirlerinizi sakinleştirin.Calm your nerves.
Sakin ol, oğlum.Calm down, son.
Hırsızlardan sakının.Beware of thieves.
Kazağımı çıkarmamın bir sakıncası var mı?Do you mind if I take off my sweater?
Biz sakiniz.We're cool.
Sen sakinsin.You're cool.
Ben sakinim.I'm cool.
Tom'la bir saniye yalnız konuşmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I speak to Tom alone for a sec?
Neden sakin olmuyorsunuz ve sorunun ne olduğunu bana söylemiyorsunuz?Why don't you calm down and tell me what the problem is?
Neden sadece sakinleşmiyorsun?Why don't you just calm down?
Neden sakin olmaya çalışmıyorsun?Why don't you try to relax?
Sakıncası yoksa bunu benim için çevirebilir misiniz ?Would you mind translating this for me?
Benden sakınıyorsun.You're avoiding me.
Tom sakin kaldı.Tom remained calm.
Tom sakince oturdu.Tom sat calmly.
Tom sakin görünüyor.Tom seems calm.
Tom sakince konuştu.Tom spoke calmly.
Tom kendini sakinleştirdi.Tom steadied himself.
Tom sakince bekledi.Tom waited calmly.