Sakıncası yoksa yemek yiyoruz burada!Do you mind, we're eating here!
Oğullarımızın sevgililerinin olmasında bir sakınca görmüyoruz.If we have sons, we don't mind knowing about our sons' girlfriends.
"Sakin olun."Calm down.
Böylece bu arkadaş şehir sakinlerinin sirenleri kontrol etmesini sağlamış oluyor.So he's getting citizens to check on them.
Ülkenin başbakanına gülmenizde herhangi bir sakınca yok.We can still laugh about our state officials. Don't worry.
Senin de ihtiyacın olmadığını söyleme sakın.Don't tell me you don't need it too.
Bunu sakın unutma.Don't forget that.
Şimdi sakin ol.So relax and be cool.
Seni... sakın kıpırdama!You... Don't move!
Bir daha sakın yakalanma.Don't get caught again.
Sakin ol, sakin ol.Don't worry, don't worry.
Dur, sakın söyleme...Don't tell me...
Sessiz, sakin bir adamdı...He was a quiet man...
Bir soluk al 25, sakin ol.RPG!
Sakin olun!I don't want to talk about it now, Colonel!
Othic, sakin ol, lanet olsun!Eversmann's Chalk Four has set up a perimeter around Wolcott's crash site.
Sanderson, cephanem bitti! Sakın yapma. -Ne yapıyorsun?The convoy is here!
Uzun süre dayanan ampuller iktisadi bir sakıncadır.Lasting lights are an economic disadvantage.
Sunbae? sakın kaçma bırak gideyim hayır. şimdi vazgeçemezsin.-Sunbae? <BR> -Don't escape. - Let me go. <BR>- No! You can't back off now.
Aksine, sakin bir semtte küçük bir sokakta, bu oldukça animasyonlu.On the contrary, for a small street in a quiet neighbourhood, it was remarkably animated.
"Ben biraz daha sakin olmanızı gerçekten sormak gerekir!" Holmes ciddi dedi."I must really ask you to be a little more quiet!" said Holmes severely.
Bunu başarabilecek kapasitemizin olmadığını söylemeyin sakın.Don't tell me that we don't have the capacity to do it.
Sen sakin ol yeter.Just stay calm.
Bunları çarptığımızı düşünmeyin sakın. -I don't want you to think I'm multiplying them all.
Sakın ağlama...Don't cry...
Göz rengi örneğiyle başlamıştım ve onunla devam etmekte de bir sakınca görmedim. -I've already started with the eye color example so I figured no harm in continuing it.
Beni sakın yeme! . .Day...
İşine dönmende bir sakınca yok.I'm sure it's nothing that getting back to work won't solve.
Hayýr, sakin olmayacađým!No, I will not be cool!
Bizler sakin insanlarýz.In this house we are calm.
Nobby, seks yapma, millet, sakin kalýn, bente rađmen!Nobby, dont have sex, everyone remain calm inspite of the bloody weir!
"Biz ona matematik öğretiriz. ve bu onu sakinleştirir." diye düşünür.Mathematics is the solution. We'll teach her mathematics. That'll calm her down."
Üzerime bir sakinlik geldi.And a calm came over me.
[sakin akordiyonlu müzik] [" Dünya Kadar Geniş Bir Kalp"] [keman da müziğe katılır]Music
Sakın bana dokunma.Don't touch my body.
Sakın yanlış anlama.Do not misunderstand.
Oldukça kilolulardı ve eşofman giyiyorlardı ve oldukça sakin görünüyorlardı.And they were quite overweight and wearing sweatpants, and quite docile-looking.
"Sonunda yurt odama dönebildim ve oraya vardığımda bir türlü sakinleşemedim."Eventually I made my way back to my dorm room, and once there, I couldn't settle down.
İyi misin, ahbap? Sakın telaşlanma.You okay, buddy?
Hey, sakin ol.Hey, just cool down.
Şimdi, sakıncası yoksa asıl konuya geçebilir miyiz?So if you don't mind, how about if we just get on with it?
Çok güçlü bir sakinleştiricidir.That is a very powerful sedative.
- Sakinleştirici hep kullanılır, Doktor.Sedatives are used all the time, Doctor.
Ve sakın, geri dönmeyecekmişsin gibi konuşma.And don't talk like you're not comin' back.
Sakın hiçbir şeye dokunmayın.I'm in charge. So do not be touching anything.
Sakin yap. Tamam.Make the call.
- Yapma sakın!- (FineBros) Don't do it.
Sakin kalmak, kariyer kaygısından uzak kalmaksa belki de hiç olmadığı kadar zor.It's perhaps harder than ever before to stay calm, to be free of career anxiety.
Eskiye göre şimdi sakin kalmanın neden zor olduğuna dair başka nedenler var.There are other reasons why it's perhaps harder now to feel calm than ever before.
Ev ise şimdi daha sakin,The house is now quieter.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Luckily, the emperor was at the dinner and tamed his temper.
Biz, bir sosyo-ekeonomik varlık olarak nasıl kalp krizinden sakınabiliriz?Can we, as socio-economic beings, avoid a heart attack?
Ve daha önce Vermeer'in çizimlerini gördüyseniz, inanılmaz sessiz ve sakin olduklarını bilirsiniz.And if you've seen Vermeer's paintings before, you know that they're incredibly calm and quiet.
Bir ressam etrafında 11 çocukla nasıl bu kadar sakin, sessiz resimler yapabilir?How does a painter paint such calm, quiet paintings with 11 kids around?
Kendine özgü bir tarzı var. Tarzının belirgin öğelerinden birisi, figürlerin durağanlığı,sakinliği.It's defined by a kind of stillness of the figures, a kind of quiteness.
"Tamam, sakinliğimi korumalıyım" dedim.I thought, "Okay. Take this steady."
Sakin ol !Be cool!
Ambulans ister misin ? hayır! lütfen sakın !Are you okay?
Lütfen sakın !Please don't!
Şimdi sakin olmalısın.You must stay cool now.