Tom sakin durdu.Tom kept still.
Ben sakin durdum.I kept still.
Sanırım Tom sakin.I think Tom is calm.
Tom Mary'yi sakinleştirmek için elinden geleni yaptı.Tom did what he could to calm Mary down.
Tom Mary'yi sakinleştirmek için elinden gelen her şeyi yaptı.Tom did all he could to calm Mary down.
Sakin olmak zorundayım.I've got to take it easy.
Bunu yapmanın bir sakıncası yok.It's OK if you do that.
Onu yapmamanın bir sakıncası var mı?Is it OK not do that?
Tom sakin göründüğümü söyledi.Tom said I looked calm.
Tom sakin davranıyordu.Tom was being quiet.
Sen sakin görünüyordun.You appeared calm.
Burada seninle yememin bir sakıncası var mı?Do you mind if I eat here with you?
Tom çok sakin görünüyordu.Tom seemed to be very calm.
Şimdi yemek yemenin bir sakıncası var mı?I don't think Tom knows how much money Mary makes.
Ben bir Boston sakiniyim.I'm a resident of Boston.
Tom Mary'yi sakinleştirmeye çalışıyordu.Tom was trying to calm Mary down.
Yarın tekrar gelmemin bir sakıncası var mı?Is it OK to come again tomorrow?
Yarın da gelmemin bir sakıncası var mı?Is it OK to come tomorrow, too?
Seni bu gece aramamın bir sakıncası var mı?Is it OK to call you tonight?
Karını öpmemin bir sakıncası var mı?Is it OK if I kiss your wife?
Seni tekrar öpmemin bir sakıncası var mı?Is it OK if I kiss you again?
Müslümanlar sağlık açısından sakıncaları olduğu için domuz eti yemez.Muslims don't eat pork because it's dangerous meat.
Evde çocuklarla kalmamın bir sakıncası yok.I don't mind staying home with the kids.
Tom kendini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı.Tom took a deep breath to calm himself.
Tom'a rahatlamasını ve sakin olmasını söyledim.I told Tom to relax and take it easy.
Tom çok sakin bir kişi.Tom is a very quiet person.
O çiçeği yemekte sakınca yok.That flower is edible.
Tom sakindi, ama Mary değildi.Tom was calm, but Mary wasn't.
Tom sakin olmalı.Tom should take it easy.
Tom sakin, ama Mary değil.Tom is calm, but Mary isn't.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sakin gözükmüyordu.Tom didn't seem to be as calm as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar sakin görünmüyor.Tom doesn't seem to be as calm as Mary seems to be.
Erken kalkmamın sakıncası yok.I don't mind getting up early.
Tom'dan sakınıyor gibi görünemem.I can't seem to avoid Tom.
Sami sakin bir hayattan zevk alıyordu.Sami was enjoying a leisurely life.
Kaldırıma yapışmış birçok eski sakız var.There is a lot of old chewing gum stuck to the sidewalk.
Sami sakin olmak zorunda.Sami has to calm down.
Sami sakinleşmek zorunda.Sami has to calm down.
Sami'nin sakinleşmesi gerekir.Sami needs to calm down.
Mary, sakızını bana ver.Mary, give me your chewing gum.
Bu kadar yüksek sesle sakız çiğnemeyi kesebilir misin?Can you stop chewing gum so loudly?
Sami bir şekilde sakin kaldı.Sami somehow kept calm.
Sami, Leyla'yı sakinleştirmeye çalıştı.Sami tried to calm Layla.
Sami, Teksas'ta sakin bir çiftlik evine sahipti.Sami owned a quiet ranch home in Texas.
Sami, Leyla'yı sakinleştirdi.Sami calmed Layla down.
Sakin kal!Stay calm!
Herkes çok sakin görünüyordu.Everyone seemed very calm.
Kanepeye uzanmamda sakınca var mı?Do you mind if I lay down on the sofa?
Eğer sakıncası yoksa burada oturacağım.If you don't mind, I'll sit here.
Eğer sakıncası yoksa, şimdi ayrılacağım.If you don't mind, I'll leave now.
Bunu buraya koyarsam bir sakıncası var mı?Is it all right if I put this here?
Buraya park etmemin bir sakıncası var mı?Is it all right if I park here?
Tom'un bana yardım etmesini istersem bir sakıncası var mı?Is it all right if I ask Tom to help me?
Sakin ol. Dünyanın sonu değil.Calm down. It's not the end of the world.
Tom sakin, değil mi?Tom is calm, isn't he?
Tom benden sakınıyor, değil mi?Tom is avoiding me, isn't he?
Tom sakız çiğniyor, değil mi?Tom is chewing gum, isn't he?
Tom çok sakin, değil mi?Tom is awfully calm, isn't he?
Tom Mary'den sakınıyor değil mi?Tom is avoiding Mary, isn't he?
Sakın domuzlarla güreş tutma. Hem kirlenirsin hem de domuz bundan hoşlanır.Never wrestle with pigs. You both get dirty and the pig likes it.