şahsi ile cümle
şahsi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bunlar üçüncü şahsı koruyucu etkili sözleşmelerle güvence altına alınmaktadır.Die andere Vertragspartei wird jedoch durch die Inhaltskontrolle geschützt.
Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur.Es ist auch viel passiert in meinem Privatleben.
Kitap, onların şahsında tüm insanların ve insanlığın tarihini içinde barındırır.Achtes Buch: Mensch und Erde.
Carter, 1959 devriminden beri Küba'yı ziyaret eden ABD Başkanlığı yapmış ilk siyasi şahsiyet oldu.Später besuchte er als erster ehemaliger US-Präsident seit 1959 Kuba.
Bir şahsın yaptıklarından ancak kendisi sorumludur.Keines seiner Werke ist (außer in Fragmenten) erhalten.
Hangi değerli şahsı şimdi ona dönmen konusunda ikna edeyim?Wie genau wäre ihr Bezug zu uns beschaffen?
Kanat Кurdoev gibi bazı Kürt şahsiyetleriyle yapılan söyleşilere de yer verilmiştir.Auch sie werden wie dort mit Kragprofilen dekoriert.
İnsan hayatının tamamen tükenmesi olan ölümle hukuki şahsiyet (kişilik) sona erer.Der Mensch sei dort in den Tod eingeweiht worden, die Verwandlung aller Verwandlungen seines Lebens.
Svidler, Fischer Random Chess'in (ayrıca Satranç960 olarak da adlandırılır) önemli şahsiyetlerinden birisidir.Shuffle Chess ist ein Vorläufer der Chess960-Schachvariante, auch als Fischer-Random-Chess bezeichnet.
Genellikle eğitim uçağı ve şahsî uçak olarak kullanılır.Daher wird es oft als Schulungsflugzeug für die Ausbildung von Privat- sowie Berufspiloten eingesetzt.
Kürkçü köyü adını, Kürkçüoğlu adında bir şahsın mezrası olmasından almıştır.Südliche Schweinsaffen verdanken ihren Namen dem schweineartigen Schwanz.
Bu şahsın grup üzerinde etkisi o kadar büyüktür ki daha sonraları "Brissotisten" diye anılır bu grup.Er war so einflussreich, dass diese Gruppe später „Zamojczycy“ gerufen wurde.
Şayet köpek B şahsı tarafından bulunursa A şahsı vaadedilen miktarı B'ye ödemek zorundadır.Dabei macht er Spieler B einen Vorschlag, wie viel dieser als Anteil bekommen soll.
Modern Şili kültüründe, birçok önemli şahsiyet iz bırakmıştır.In der materiellen Kultur des Westens hinterließen sie einige deutliche Spuren.
5. Kural: Şahsi kavgalarda yer almak yasaktır.Article 5 : Il est interdit de combattre à son propre compte.
Orkestranın en önemli şahsiyetleri de Richard von Weizsäcker, Lech Walesa ve Václav Havel'dir.Les parrains de l'orchestre sont Richard von Weizsäcker, Lech Wałęsa et Václav Havel.
Svidler, Fischer Random Chess'in (ayrıca Satranç960 olarak da adlandırılır) önemli şahsiyetlerinden birisidir.Svidler est aussi un expert du Fischer Random Chess (aussi appelé Chess960).
1998-2002 yılları arasında ise Savunma Bakanı Alain Richard'ın şahsi temsilcisi olarak görev yürütmüştür.De 1998 à 2002, il est le Représentant personnel d'Alain Richard (ministre de la Défense).
Hangi değerli şahsı şimdi ona dönmen konusunda ikna edeyim?Comment réussira-t-il à le convaincre de revenir ?
Kendi şahsına mahsus 9 atı vardı.Sa puissance était de 90 chevaux.
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.C'est l'un des historiens les plus importants de l'époque normande.
Üçüncü Reich'in son aylarında Voss, Goebbels ve eşi Magda Goebbels'in yakın bir şahsiyeti oldu.Dans les derniers mois de la guerre, il devient le confident de Goebbels et sa femme, Magda.
1981 yılına kadar Cumhurbaşkanının şahsi temsilcisi olmuştur.Jusqu'en 1981, il est ambassadeur et représentant personnel du président de la République.
Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur.On peut aussi y décrypter des références à sa vie personnelle.
Naaşı önemli şahsiyetlerin gömüldüğü Novodeviçi Mezarlığı'nda defnedildi.On le retrouve par exemple dans les sépultures des nobles qui furent enterrés dans les environs.
İsveç ile Norveç arasında bulunan şahsi krallık birliği ortadan kaldırıldı.Fin de l'union personnelle entre la Suède et la Norvège.
Şahsi hiçbir menfaatimiz yok.Il est sans fortune personnelle.
Kenti en çok kullanılan ulaşım vasıtası şahsi otomobillerdir.C'est le type de suspension le plus utilisé pour les véhicules particuliers.
Günümüzde otel olarak işletilmektedir ve özel bir şahsın mülkiyetindedir.Il est fermé au public car c'est une propriété privée.
18. yüzyılın ikinci yarısı boyunca çok yüksek derecede ünlü bir şahsiyet olmuştur.Au XVIIIe siècle, elle bénéficie d'une grande réputation populaire.
Corto ayrıca kimi tarihi şahsiyetleri bilir ve tanır.Castan y réalise également quelques histoires courtes et illustrations.
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.Es considerado una de las personalidades más importantes de la historia de Noruega.
“Millî İnkılâp, hiçbir şahsın, hiçbir zümrenin lehine yapılmış bir hareket değildir.No hay quien mande, no hay quien domine, no hay sometimiento.
Düşük ekonomik özgürlüğü ve yüksek şahsi özgürlüğü savunanlar.Aquellas que defienden un nivel bajo de libertad económica y un nivel alto de libertad personal.
Günümüzde otel olarak işletilmektedir ve özel bir şahsın mülkiyetindedir.Actualmente no está en funcionamiento y pertenece a un propietario privado.
Adolf Hitler, projeyle şahsi olarak ilgilenerek izin verdi.El propio Adolf Hitler expresó interés en el proyecto, por lo que inmediatamente recibió el visto bueno.
İki gün sonra Ariovistus Sezar'la yeni bir şahsi görüşme talep etti.Al día siguiente Ariovisto invitó a César a otra conferencia.
Şahsiyet sahibi, cesur ve hayırsever bir hanım olarak tanınmıştı.Gester era conocido como una persona generosa y amistosa.
Halbuki sadrazam olarak kendisi aleyhine olduğunu düşündüklerinden şahsi intikamlar alma peşine düştü.Toma venganza si siente que se han burlado de él.
Yüksek ekonomik özgürlüğü ve düşük şahsi özgürlüğü savunanlar.Aquellas que defienden un nivel alto de libertad económica y un nivel bajo de libertad personal.
Eserin giriş bölümünde otuz şahsın ismi liste halinde yer almaktadır.En el perímetro abierto a los visitantes se encuentran treinta de ellas.
Burada iken şehrin yeraltı sanat sahnesinin başlıca şahsiyetlerinden olmuştu.Durante su historia, la ciudad ha tenido una presencia artística de primer plano.
Cyrano de Bergerac gerçekte 17. yüzyılda Fransa'da yaşamış bir şahsiyetti.Thomas Hibernicus fue un franciscano de Irlanda del siglo XIII.
Şahsi adı bilinmiyor.Su nombre personal se desconoce.
Bir anlaşmazlığımız olduğunda, neden her zaman bu kadar şahsi algılıyorsun?Perché la prendi sempre così sul personale, quando abbiamo una discussione?
Şahsi bir şey hakkında seninle konuşmam gerekiyor.Ho bisogno di parlarti di una cosa personale.
Evde ise, babası Maria’ya kendi şahsi teleskopu ile astronomi dersleri vermekteydi.A casa, il padre di Maria le insegnò l'astronomia con il suo telescopio personale.
Arap ICT Dernekleri Birliği’nden 2010 Yılı “Arap ICT Şahsiyeti” Ödülü, Bahreyn Krallığı (2010).Arab ICT Personality edizione 2010, conferito dall'Union of Arab ICT Associations, Regno del Bahrein(2010).
Orkestranın en önemli şahsiyetleri de Richard von Weizsäcker, Lech Walesa ve Václav Havel'dir.I patron dell'orchestra sono stati Richard von Weizsäcker, Václav Havel e Lech Wałęsa.
Şahsiyet bir bütündür.La persona come totalità figurale.
Onun gayet yakın sırdaşı, yakın bir danışmanı, hatıralarının yazarı ve şahsi arkadaşı oldu.Diventa suo intimo amico, confidente e consigliere.
İki gün sonra Ariovistus Sezar'la yeni bir şahsi görüşme talep etti.Due giorni dopo, Ariovisto chiese un nuovo incontro a Cesare, che però inviò due suoi rappresentanti.
Buna karşı çıkan tek bilinen şahsiyet Şeyh Nazım Kıbrısi olmuştur.Lei, che è l'unica animata da vero spirito patriottico, rifiuta sdegnata.
Büyük çoğunluk tarafından Norveç tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri sayılır.Molti lo considerano uno dei capi più importanti della storia norvegese.
Buna en uygun şahsiyet, Alman Kayser olacaktır" dedim”.La parte più bella l'ha composta Castellari."
5. Kural: Şahsi kavgalarda yer almak yasaktır.Livello 5 - Luogo di detenzione degli ostaggi.
Sultan Melikşâh çok hâlim-selîm, affedici, fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesna bir şahsiyetti.Il popolo è sì devoto, ma solo esteriormente (pellegrinaggi, culto delle reliquie e delle indulgenze).
Hikâye üçüncü bir şahsın ağzından farklı karakterlerin bakış açısıyla anlatılır.Le vicende sono narrate in terza persona, dal punto di vista di una serie di personaggi.
1613 yılında üçüncü kitabını şahsi bir önsözle piyasaya sürmüştür.В 1613 году выходит третье издание с его личным предисловием.
Dindar bir kişiliğe sahip olan Gevher Şad, halk tarafından sevilen, fakirlere yardım eden bir şahsiyetti.Мы потеряли настоящего государственного деятеля, человека, который искренне любил бедняков.
İlgili Sayfalar