şahsen ile cümle

şahsen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ağaçlar, şahsen bana, çocuklarımı çok daha farklı bir şekilde sevmeyi öğretti.And at least for me, personally, the trees have taught me an entirely new way of loving my children.
Şahsen ben seviyorum.Personally I love that.
Şahsen ben önerirdim.I would recommend it.
Şahsen ben istatistikleri kullanmayı tercih ederim, bu nedenle s.ze önce bunu göstereceğim.I personally prefer statistics, so that's what I'm going to do first.
Kang Hwi oppayı şahsen gördün mü?Have you ever seen our Kang Hwi oppa in person?
Yahudiyenin Mesihe ait kiliseleri beni şahsen tanımıyorlardı.I was still unknown by face to the assemblies of Judea which were in Christ,
Başbakan İvo Sanader kısıtlamayı kabul ettiği için eleştiri oklarına şahsen hedef oldu.Prime Minister Ivo Sanader has come under fire personally for agreeing to the restriction.
Bu süre zarfında Lana Del Rey şahsen bana ulaştı...During that time, Lana Del Rey reached out to me personally...
Ben şahsen, çok fazla R & B, çok fazla rap ile büyüdüm.Me personally, I grew up on a lot of R&B, a lot of rap.
Sophie Brahe, yerel kilise Ivetofta Kyrka'nın restorasyonunu şahsen finanse etti.Sophie Brahe personally financed the restoration of the local church, Ivetofta Kyrka.
Kraliçe II. Elizabeth, bildiriyi yasaya dönüştürmek için şahsen Avustralya'ya gitti.Queen Elizabeth II traveled to Australia personally to sign the proclamation into law.
Fatih Sultan saldırıyı şahsen denetledi.Mehmed the Conqueror personally oversaw the attack.
Ben şahsen oyuna katılmak istiyorum.Ich würde gerne persönlich an dem Spiel teilnehmen.
Komisyoncular orada şahsen bir araya gelirler ve görüşme yoluyla iş bağlarlar.Dort treffen sich die Makler in persona und schließen durch Gespräche ihre Geschäfte ab.
Apollo kendisi şahsen ortaya çıkar.Schließlich erscheint Moriarty persönlich.
Bir bakıma çünkü ilk biyografisini yazanlar onu şahsen tanıyorlardı.In diese Zeit fielen die ersten Aufzeichnungen für ihre Selbstbiographie.
Komisyoncular orada şahsen bir araya gelirler ve görüşme yoluyla iş bağlarlar.Ils reviennent au sein du groupe, et se réunissent officiellement.
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.Dos años más tarde Mamái personalmente guio una gran fuerza contra Moscú.
1606'da Papa V, Paul Galileo ile şahsen bir konuşma yapmış ve ihtarlarını yenilemiştir.En 1606, Paulo V les permitió recibir órdenes.
Bir bakıma çünkü ilk biyografisini yazanlar onu şahsen tanıyorlardı.Novela breve, escrita en primera persona, con características autobiograficas.
98'de Nerva ölünce Hadrianus, Trajan'ı hemen şahsen bilgilendiren ilk kişiydi.Quando Nerva morì nel 98, Adriano si precipitò a informare personalmente Traiano.
Bu surette Kansu Gavri şahsen eski Sultanı öldürme ithamı altında kalmadı.Ormai per Sir John non ci sono più dubbi sull'identità dell'assassino.
Titta onu durdurmak için ona şahsen hücum etmeye hazırlanmaktadır.A quanto pare gli è stato ordinato di metterlo a tacere.
Bir bakıma çünkü ilk biyografisini yazanlar onu şahsen tanıyorlardı.Fu il primo biografo di Beethoven, che conobbe personalmente.
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.Позже мать привезла ему из Москвы пару настоящих коньков.
Fredriech bu askeri kampanyaların hiçbirine şahsen katılmadı.Фридрих не участвовал в последних кампаниях.
Duruşma sırasında Priebke'nin şahsen iki İtalyanı vurduğu netleşti.В ходе суда выяснилось, что Прибке лично застрелил двух итальянцев.
Bu fermanlar, Padişah tarafından şahsen yazılıyordu, ancak bir saray katibi tarafından da kopyalanıyordu.Подобные документы обычно были написаны лично султаном, хотя могли также редактироваться придворным писцом.
Ama ancak yedi ay süren bir naiplikten sonra devlet yönetimini şahsen eline aldı.Но провёл там всего лишь неделю из-за приказа местного губернатора.
Şahsen Hitler tarafından hepsi onaylandı.В итоге призналась во всём Картер.
Kral da bale dansını sevmekte ve şahsen dans ederek bunlara katkı yapmakta idi.Лори, которую избрали королевой бала, привлечена ей, и вскоре девушки танцуют вместе.
Bu süreçler sanal ortamda yapılacağı gibi insanların şahsen başvurmaları esasıyla da gerçekleştirelebilir.Особый интерес эти реакции представляют в связи с тем, что они могут протекать и в организме человека.
Asıl adı Şahsenem Akkaş’tır.«Здравствуйте, Имя Существительное.
Ama benim için şahsen, ben sadece bu filmi izleyerek değil ama oyuncaklarıyla oynayarak büyüdüm.في هذه الحالة، أنا لا أركز على حركات الكتابة في حد ذاتها بل, أنا منشغل بالمهمة المطروحة.
Şahsen Hitler tarafından hepsi onaylandı.Todos foram previamente aprovados por Hitler.
Hindenburg şahsen Hitler'i hor görmekte, onu küçümseyerek defalarca "Bohem Onbaşı" olarak söz etmekteydi.Hitler e Hindenburg pessoalmente se detestavam, ele se referia a Hitler como um "cabo boêmio".
Winifred şahsen Hitler'e sadık kalmasına rağmen Nazi Partisi'ni desteklediğini yalanladı.Embora Winifred fosse muito fiel a Hitler, ela negou que tivesse ligação com o Partido Nazista.
Titta onu durdurmak için ona şahsen hücum etmeye hazırlanmaktadır.Ela tenta ficar de olho nela para mantê-la segura.
Bütün kadın ve erkek vatandaşlar şahsen veya bir vekil aracılığıyla yasanın oluşumuna katkıda bulunmalıdır.Pessoas físicas, jurídicas ou públicas podem ajudar, por meio de qualquer forma de contribuição.
Bu öneriyi Batı'ya tanıtmak için İtalya'ya şahsen seyahat yapmıştır.Ao mesmo tempo, fazia viagens à Itália para se apresentar em várias cidades.
98'de Nerva ölünce Hadrianus, Trajan'ı hemen şahsen bilgilendiren ilk kişiydi.Em 98 d.C. com a morte de Nerva, Trajano tornou-se o novo imperador.
Bu süreçler sanal ortamda yapılacağı gibi insanların şahsen başvurmaları esasıyla da gerçekleştirelebilir.Men kan zelfs de vraag stellen of ruimtelijke processen als zodanig bestaan.
Bir bakıma çünkü ilk biyografisini yazanlar onu şahsen tanıyorlardı.Het verhaal wordt autobiografisch verteld in de eerste persoon.
Napolyon şahsen birkaç ay Bassano'da yaşamıştır.Isinbajeva woont al enkele jaren in Monaco.
Bundan dolayı Savonarola'n şahsen Papa tarafından Mayıs 1497'de aforoz edildi.Thiéry werd nogmaals persoonlijk ontvangen door de paus in december 1900.
Ertesi yıl 780 yılındaki akına halife Mehdi şahsen komuta etmeye karar verdi.In de tweede helft van april nam Johnston persoonlijk het bevel op zich.
Kral da bale dansını sevmekte ve şahsen dans ederek bunlara katkı yapmakta idi.Król uwielbia balet, więc wita ich zaintrygowany.
Pranga anahtarını da şahsen kendi aldı.Kamień węgielny caryca położyła osobiście.
Garibaldi şehri şahsen teslim almıştır.Boers osobiście podpisał kapitulację.
1918-1944 Bağımsiz İzlanda devleti ama Danimarka Kralı'nin şahsen İzlanda hükümdarı olması.W 1918 Islandia stała się niepodległa, ale jednocześnie głową państwa pozostawał król Danii.
98'de Nerva ölünce Hadrianus, Trajan'ı hemen şahsen bilgilendiren ilk kişiydi.När Nerva dog år 98 skyndade sig Hadrianus att informera Trajanus personligen.
Apollo kendisi şahsen ortaya çıkar.Albrekt är personligen närvarande.
Şahsen Humanitas International İnsan Hakları Komitesi'ni kurdu ve 13 yıl boyunca da yöneticiliğinde kaldı.Humanitas — Міжнародний Комітет Прав людини закривається після тринадцяти років роботи.
Apollo kendisi şahsen ortaya çıkar.Тоді Камбіс з'явився особисто.
Odo Paris Kontu destek sağlamak için şahsen Kral Şişman Karl huzuruna çıktı.Цього разу її руки домагався особисто король Карл.
Tom'u şahsen tanıyordum.Я особисто знав Тома.
Tom'u şahsen tanıyor musun?Ти знаєш Тома особисто?
Onu bana şahsen versen iyi olur.Краще б тобі особисто дати це мені.
Mahkûm ve esirlere şahsen işkence yapmıştır, ayrıca 40.000 kişinin ölüm emrini vermiştir.Je zaznamenáno, že osobně a s velkým potěšením mučil vězně a je zodpovědný za smrt přibližně 4 000 lidí.
17 Mart 1229'da İmparator II. Friedrich Kudüs'e şahsen gidip Hristiyan kutsal yerlerini gezip ziyaret etti.Nicméně 17. března 1229 vjel Friedrich slavnostně do Svatého města.
İlgili Sayfalar