Ana içeriğe geç
Sözlük

şafak ile cümle

şafak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Chieh-she-shuai şafak vaktinin gelmesinden endişe etti.Tie-break Savoia se je uvrstila naprej v državni finale.
Alacakaranlık şafak ile gün doğumu ve gün batışı ile gün kararması arasındaki zamandır.Somrak je čas med zoro in sončnim vzhodom ter čas med sončnim zahodom in temo.
Macarların şafak Tanrıçası Hajnal Anyácska’yı akla getirmektedir.Vzhodna zora Morje Oče naš Prihod Hrvatov ...
Şafak Vakti'nde yedi kurt daha yer almıştır.Danes je še sedem izvirnih levov.
Yakup Şafak.Jakubauskaitė, Aušra.
"Şafak vakti Kıbrıs'tayız".Bendradarbiavo „Aušroje“.
Aurora sözcüğü Roma Şafak Tanrıçası’nın adından gelmektedir.Pavadinimas suteiktas pagal romėnų aušros deivę Aurorą.
Yeni Şafak.Duktė Aušra.
Fransızlar, saldırılarına şafakta başladı.Šį šūkį jie šaukdavo auštant mūšio dienai.
Çünkü Şafak Tanrıçası Eos onların kız kardeşidir.Giltinė – deivės Laimos sesuo.
Yunan neo-Nazi partisi Altın Şafak'ın bayrağı.Makedonijos vėliava Arizonos vėliava Japonijos jūrų laivyno vėliava Juodoji saulė Gegužės Saulė
Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Y. Şafak.Filialas – Jiezno gimnazijos ikimokyklinio ugdymo skyrius, Mokyklos g. 11.
Fransızlar, saldırılarına şafakta başladı.Koidikul alustasid kreeklased rünnakut.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.Koidikul nägi üllatunud Doria türgi aluseid lähenemas oma laevadele.
"Şafak vakti!"."Vabaduse Koidikul".
Şafak'ın abisi güneyde bir otel de çalışmaktadır.Ta asus elama ühte Brüsseli hotelli.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.41:10 Sein Niesen glänzt wie ein Licht; seine Augen sind wie die Wimpern der Morgenröte.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.(41:10) От его чихания показывается свет; глаза у него как ресницы зари;
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.(41:9) Ses éternuements font briller la lumière; Ses yeux sont comme les paupières de l`aurore.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.( 41 : 9 ) Sự nhảy_mũi nói giăng ánh_sáng ra , Hai con mắt nó khác_nào mí mắt của rạng_đông .
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.(41:9) Sự nhảy mũi nói giăng ánh sáng ra, Hai con mắt nó khác nào mí mắt của rạng đông.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Apabila Lewiatan bersin, berpijaran cahaya; matanya berkilau bagai terbitnya sang surya
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Den akter jern som strå, kobber som ormstukket tre.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Han aktar järn såsom halm och koppar såsom murket trä.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Jern regner den kun for Halm og Kobber for trøsket Træ;
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Keby ho niekto dostihol mečom, jeho meč neostojí, ani kopija ani strela ani pancier.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Kihanje njegovo zažiga svetlobo, oči njegove so kakor trepalnice jutranje zarje.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.그것이 재채기를 한즉 광채가 발하고 그 눈은 새벽 눈꺼풀이 열림같으며
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.La spada che lo raggiunge non vi si infigge, né lancia, né freccia né giavellotto
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Miecz, który go sięga, nie ostoi się, ani drzewce, ani strzała, ani pancerz.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Os seus espirros fazem resplandecer a luz, e os seus olhos são como as pestanas da alva.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Pokládá železo za plevy, ocel za dřevo shnilé.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Sille on rauta kuin oljenkorsi, vaski kuin lahopuu.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Strănuturile lui fac să strălucească lumina; ochii lui sînt ca geana zorilor.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Sus estornudos lanzan destellos de luz; sus ojos son como los párpados del alba
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Tüsszentése fényt sugároz ki, és szemei, mint a hajnal szempillái.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Εις τον πταρνισμον αυτου λαμπει φως, και οι οφθαλμοι αυτου ειναι ως τα βλεφαρα της αυγης.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.Когато киха блещи светлина, И очите му са като клепачите на зората.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.עטישתיו תהל אור ועיניו כעפעפי שחר׃
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.عطاسه يبعث نورا وعيناه كهدب الصبح.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.他 打 噴 嚏 、 就 發 出 光 來 . 他 眼 睛 好 像 早 晨 的 光 線 . 〔 光 線 原 文 作 眼 皮
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.他 打 噴嚏 、 就 發出 光來 . 他 眼睛 好像 早晨 的 光線 . 〔 光線 原文 作 眼皮
Altın Şafak taraftarları 6 Mayıs seçim günü Selanik'te seçim başarılarını kutlarken.Zwolennicy Złotego Świtu odpalający race.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Ale Bôh nastrojil červa, keď na druhý deň ráno vychádzala zora, ktorý ranil kikájon, takže vyschol.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Drugi dan pa ob zori pripravi Bog črva, ki je izpodjedel kloščevino, da je usahnila.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.하나님이 벌레를 준비하사 이튿날 새벽에 그 박 넝쿨을 씹게 하시매 곧 시드니라
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Ma il giorno dopo, allo spuntar dell'alba, Dio mandò un verme a rodere il ricino e questo si seccò
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Mais le lendemain, à l`aurore, Dieu fit venir un ver qui piqua le ricin, et le ricin sécha.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.másnapra férget rendele az Isten hajnal-költekor, és megszúrá [az] a tököt, és elszárada.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Men dagen därefter, när morgonrodnaden gick upp, sände Gud maskar som frätte ricinbusken, så att den vissnade.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Men dagen efter, da morgenen brøt frem, lot Gud en orm komme, som stakk kikajontreet så det visnet.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Men ved Morgengry næste Dag bød Gud en Orm stikke Olieplanten, så den visnede;
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Nhưng bữa sau , vừa lúc hừng đông , Ðức_Chúa_Trời sắm một con sâu , sâu chích dây ấy đến_nỗi héo .
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Nhưng bữa sau, vừa lúc hừng đông, Ðức Chúa Trời sắm một con sâu, sâu chích dây ấy đến nỗi héo.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.V tom nazejtří v svitání nastrojil Bůh červa, kterýž ranil ten břečtan, tak že uschl.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Wtem nazajutrz na świtaniu nagotował Bóg robaka, który podgryzł onę banię, tak, że uschła.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.Και διεταξεν ο Θεος σκωληκα, οτε εχαραξεν η αυγη της επαυριον και επαταξε την κολοκυνθην και εξηρανθη.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.А когато се зазори на утринта Бог определи един червей, който порази тиквата, и тя изсъхна.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.И устроил Бог так, что на другой день при появлениизари червь подточил растение, и оно засохло.
Ama ertesi gün şafak sökerken, Tanrının sağladığı bir bitki kurdu keneotunu kemirip kuruttu.וימן האלהים תולעת בעלות השחר למחרת ותך את הקיקיון וייבש׃
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod