şaşkın ile cümle

şaşkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Todo el mundo se sorprendió con esto.
Şaşkın Dedektif (İngilizce: Blue Streak), 1999 yapımı ABD komedi filmi.De ladrón a policía (Blue Streak), película de comedia estrenada en septiembre de 1999.
Ona şaşkınlıkla baktı.Lo guardò con stupore.
Onlar düşmanı şaşkına çevirecek bir plan kurdular.Escogitarono un piano per sorprendere il nemico.
Bu duyuru test yapanlarda ve kullanıcılarda "şaşkınlık ve öfke"ye yol açmıştır.Questo annuncio ha portato a "stupore e indignazione" da parte di utenti e tester.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.L'attacco colse i rivoluzionari dell'Iran completamente di sorpresa.
Hazırlanan taslak 13 Şubat 1946 günü şaşkınlık içerisindeki Japon yetkililerine sunulur.La bozza della costituzione fu presentata il 13 febbraio 1946 per la sorpresa degli ufficiali giapponesi.
Buna göre cahil şehir, fasık şehir, değişmiş şehir ve şaşkın şehir gibi şehir türleri sıralar.È definito in vari modi tra cui, città del commercio e Città del Tempo Ritrovato.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Il Dottore e i suoi compagni ne rimangono coinvolti.
Şaşkın Marilyn, kısa film.Vittorio Martinelli, I film della Grande Guerra.
Onun sözlerinden şaşkınlıkla dedim ki, benim adım Çimnaz değil, Sonadır.Rivela, verso la fine, che il suo vero nome è Lucy e non Wildstyle.
Mr. Arthur Brooke — Dorothea ve Celia Brooke'un çoğu zaman şaşkın ve pek zeki olmayan amcası.Mr. Brooke — Lo zio confuso e non molto intelligente di Dorothea e Celia.
Hem Millerci önderler hem de izleyicileri çoğunlukla şaşkınlığa ve hayal kırıklığına uğramıştı.Presentatori e conduttori il più delle volte maldestri e improvvisati.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.«Sono rimasta stupita quando l'ho ascoltato ieri.
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.Ero completamente disorientato.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Ma Willow gli è in continuazione alle calcagna.
Şaşkınlığı atlatan anne: - Vah zavallı ayıcık!Ma che diavol qui si fa? (il Contrabbasso suona) Maledetto contrabbasso!
Gorem sahaya girdiğinde Cycloid'in 3 katı uzunluktadır, Juile ve Billy şaşkınlık içindedir.Nelle primissime strisce, quando Sally è ancora molto piccola, lei e Snoopy giocano insieme.
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Поставленная в тупик Джиттингс пробормотала: «Я гей.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.Вторжение застало Иранское государство врасплох.
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.Я страшно смутился.
İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha şaşkındırlar." denmektedir.В этом они подобны живым существам.
Herkes şaşkınlık içindeydi.Все были в замешательстве.
İnsan ve Elfler ise şaşkındır.Человек и мир (альбом).
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Он поражен её красотой.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Всё, что ему нужно, это прощение.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Все воспринимают выступление с недоумением.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Кузьма утешает несчастную Глашу.
Şaşkın şehir dünya hayatından sonra saadete kavuşacaklarını sanan şaşırmış bir şehirdir.Обитель зла: Жизнь после смерти (неопр.).
II. Ömer'in ölümü ile Medineli âlimler epeyce bir şaşkınlık içerisine düşmüşlerdi.Да и со смертью самого Иэхару связано немало загадок.
Şaşkın Dedektif (İngilizce: Blue Streak), 1999 yapımı ABD komedi filmi.«Бриллиантовый полицейский» (англ. Blue Streak) — комедийный боевик 1999 года.
İşin şaşkın yanı ise başarırlar."Кто будет столь же усерден, добьётся того же».
Öyle şaşkındır ki şokla geri çekilip "Ondan ne istiyorsun?" diye soracak kadar korkmuştur.Ты вспомни, а потом будешь врать!», после чего Люда расплакалась, пояснив: «Я боюсь!»
Şaşkına dönen Kaptan ve arkadaşları savaş alanını terk ederler.Затем герой и его товарищи отправляются на войну.
Sayfanın editörü okuduklarını görünce şaşkınlığını gizleyemiyor.Тот, кто научился читать их тайны, не пропадёт.
Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı.Пьяным полицейским штата удаётся застать злодеев врасплох и повязать всех.
Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur.Она изумлена его красотой, и влюбляется с первого взгляда.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.Я видел, что мое посещение его смутило.
Andrea ise tüm bu olanları şaşkınlıkla izlemektedir.Потому что Маргарет оказалась полна сюрпризов.
Şaşırdığı zaman “Vaaaa” diyerek şaşkınlığını belirtir.فإذا نجح في ذلك يسموه " صادق القول" بمعني المغفور له.
İnsan ve Elfler ise şaşkındır.اذا تقبل الإنسان الزجر و التوبيخ فإن ذلك يولد له الأتضاع.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.أي انها تخالف فكرتهم عن الجمال .
Şaşkınlığa uğratacak şekilde, alfa parçacıklarının çok küçük bir kısmı yüksek sapmaya uğramıştı.إلا أن جزءاً صغيراً من جسيمات ألفا انحرف بشدة.
Dönen felek şaşkınlık içine düştü.الأمر الذي نفاه الفريق ضاحي خلفان.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.شذى ويطلب منها الاعتذار، يحاول د.
Bu şaşkınlık daireden daireye geçtikçe arttı.فلما زاد تعبها رسينا إلى هذا المكان.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.بَلَى لَسْتُ أَعْني سوى لَحْظَة من شُرود صَبَاحَات نظْرَتِك .
Polisler kapıları kapattı ve etrafı şaşkınlık kapladı.أغلق النواب الأبواب كما اندلعت معركة عنيفة.
Bu Michael'ı şaşkına çevirmiş ve üzmüştü onlara buradan çıkamayacaklarını söyler.قال مايكل مذعروا وحزينا: "لن نخرج أبدا من هنا".
Mr. Arthur Brooke — Dorothea ve Celia Brooke'un çoğu zaman şaşkın ve pek zeki olmayan amcası.Artur Brooke – É o tio de Doroteia e Célia Brooke, muitas vezes confuso e não muito inteligente.
Spielberg, Schindler'in öyküsünden şaşkına dönmüş halde, şakayla karışık, gerçek olup olmadığını sormuştur.Spielberg ficou espantado com a história de Schindler, jocosamente perguntado se era verdade.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny involuntariamente mata-o na frente de seu jovem filho, que então é ferido durante a fuga.
İtalyan askerleri şaşkındı ve organize olmamış bir şekilde top ateşi ile karşılık verdi.Soldados italianos ficaram surpresos e reagiram de forma desorganizada, sem a vigilância de fogo de canhão.
Günün sonunda, Bulgarlar, Mesembria'yı savunanları şaşkına çevirip, kasabayı ele geçirdiler.No final do dia, os búlgaros venceram também as defesas de Mesembria e capturaram a cidade.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.Quando a vi, fiquei espantado com grande admiração.
Gün ağarırken hücuma kalktılar ve tamamen şaşkın ve panik halindeki Bizanslıları öldürmeye başladılar.Ao amanhecer, eles iniciaram o ataque e começaram a matar os apavorados e totalmente confusos bizantinos.
Tebboun'un atanması şaşkınlık yaratmıştır.A nomeação de Tebboune foi considerada uma surpresa.
Marella ve Phoenix öpüştüler, daha sonra büyük bir şaşkınlık yaşadılar.Marella e Phoenix se beijaram após o combate.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Nesse momento Ken ouve rumores sobre uma organização misteriosa.
Daha da şaşkın olmuştum.Então, eu ainda estou confusa.

İlgili Sayfalar