şaşkın ile cümle
şaşkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Neden bana, sevgili, oldukça içi boş geliyor!" Diye şaşkınlıkla bakarak belirtti.lined the floor. "Why, dear me, it sounds quite hollow!" he remarked, looking up in surprise.
Şimdi biz tıptakiler, bence bu maliyet sorusu hakkında şaşkınız.Now we in medicine, I think, are baffled by this question of cost.
Umarım kafanızı karıştırmadım, sizi şaşkına çevirmedim. Bir sonraki videoda görüşürüz. -So hopefully I haven't confused or overwhelmed you.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.You've never seen a more confused Japanese woman.
Bu yüzden şaşkınım.So I'm surprised.
Ve sonra şaşkınlık ümide dönüşüyor.And then the surprise turns into hope.
Şaşkına döndü ve "Hamid'i mi?!" diye sordu,He was shocked and said, "You mean Hamid?!"
Ve anladım ki onun şaşkınlığı beni koruyan şeydi.And I understood that his surprise was my protection.
Bu bana şaşkınlık verdi. Ve bunlar Bilim Öğrencileri.That's very surprising to me." And those are science graduates.
Çok şey ... "O şaşkın hayranlık ile bana baktı.The very thing ..." He looked at me with puzzled admiration.
Bildiğini bilmiyorum, bu problem olacak eğer biraz şaşkınsanI don't know if you know, it'll be a problem if you're confused
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Her parents, who are both farmers, looked on, speechless.
Ve bunu okuduğum zaman rakamlar beni şaşkına çevirdi.When I read that, I was blown away by those numbers.
Bakışlarında hem şaşkınlığı, hem endişeyi görüyoruz, merhamet arıyor.Alexander is known, ultimately, for his compassion, at least towards Darius's family.
Ve şaşkınlıkla karşıladım ki, bana yüzde 100 destek verdiler.And to my astonishment, they backed me 100 percent.
Şaşkın görünüyorsun.You look confused.
"Seni şaşkın, pilim bitti, aptal."'Confounded fool, I'm all out of battery, you moron'.
Kese yüzünden çok şaşkınım.Because of the sachet, I am very stunned and upset.
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınlike out of a movie: injunction landed on the news desk, and the news reader was like,
Şaşkın insanlar.Amazed people.
En büyük silahımız şaşkınlıktır..Surprise and fear, fear and surprise... our two weapons are fear and surprise.
- Şaşkınlık.. -Şaşkınlık ve..- Surprise... - Surprise and...
En büyük silahlarımız şaşkınlık, falan,filan,falan,filanOur chief weapon is surprise, blah, blah, blah, blah.
Korku, şaşkınlık ve en acımasız..Fear, surprise, and a most ruthless...
Ortalama burjuva insanin icini yakan, onu saskina ceviren arzulari yoktur.The average bourgeois man has no overwhelming, smoldering desires.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.So I'm sitting in a hot and very stuffy hotel room feeling just totally overwhelmed.
Asıl beni şaşkına çeviren ise, beni daha görmeden önce bana acıma duygusu beslemeseydi.She had felt sorry for me even before she saw me.
Ben de o anda tamamen ne kadar yanlış olduğuma şaşkınım.And I was just so blown away at how wrong I was, in that second.
Tahmin edilebilirlik ver, şaşkınlık da ver.Give me predictability, give me surprise.
Şaşkının sen hiç dışarı çıkmıyorsun.I'm surprised you don't get out more.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.And I remember my students were the ones who told me about it, and we would -- we were just amazed.
İlk şiirim Spencer ve Spencer'ın eserleri karşısında şaşkına dönen büyükannesine adanmıştır.The first one is dedicated to Spencer, and his grandmother, who was shocked by his work.
-JanDi, kızım, şaşkın olma ve dinle.JanDi, my daughter, calm down and just listen.
Ve bu gerçekten şaşkınlık verici!And this is truly astonishing.
Bütün gece çalışırken şaşkın olmak ve gözlerini zarar-When you work all night you become dizzy and your eyes hurt -
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.It's about acting in the face of overwhelm. And it's about loving people really well.
Ülkenizi viran edeceğim, oraya yerleşen düşmanlarınız bile şaşkına dönecek.I will bring the land into desolation; and your enemies that dwell therein will be astonished at it.
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.Yahweh will strike you with madness, and with blindness, and with astonishment of heart;
Savurup oklarını düşmanlarını dağıttı, Şimşek çaktırarak onları şaşkına çevirdi.He sent out arrows, and scattered them; lightning, and confused them.
Göklerin direkleri sarsılır, Şaşkına dönerler O azarlayınca.The pillars of heaven tremble and are astonished at his rebuke.
Ama onu görünce şaşkına döndüler, Dehşete düşüp kaçtılar.They saw it, then they were amazed. They were dismayed. They hurried away.
Dikkatini çevir, yanıt ver bana. Düşüncelerim beni rahatsız ediyor, şaşkınımAttend to me, and answer me. I am restless in my complaint, and moan,
Şaşkına çevir kötüleri, ya Rab, karıştır dillerini, Çünkü kentte şiddet ve çatışma görüyorum.Confuse them, Lord, and confound their language, for I have seen violence and strife in the city.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.I said in my haste, "All men are liars."
Şimşek çaktır, dağıt düşmanı, Savur oklarını, şaşkına çevir onları.Throw out lightning, and scatter them. Send out your arrows, and rout them.
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.When the disciples saw it, they marveled, saying, "How did the fig tree immediately wither away?"
İsa, ‹‹Ben bir mucize yaptım, hepiniz şaşkına döndünüz›› diye yanıt verdi.Jesus answered them, "I did one work, and you all marvel because of it.
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.They were all amazed, and were perplexed, saying one to another, "What does this mean?"
Uzun zamandan beri onları büyücülüğüyle şaşkına çevirdiği için onu dikkatle dinlerlerdi.They listened to him, because for a long time he had amazed them with his sorceries.
Vallahi sen hala eski şaşkınlığın içindesin! dediler.They said: "By God, you are still persisting in your old delusion."
Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?Have you not seen that they wander distract in every valley,
Sen de o zalimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma.So do not give the evil-doers increase but in error.
Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."Our father is surely in the wrong.
Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.They are no better than cattle; in fact they are farther astray from the path.
(Musa) Dedi ki: "Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım."(Moses) replied: "I did do that and I was in the wrong,
Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."You are only in palpable error.
Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?Are you astonished at this news,
Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır" derlerdi.And when they saw them, they said: "They have indeed gone astray."
Çevresindekiler: "Allah'a yemin ederiz ki sen, hala eski şaşkınlığındasın" dediler.They said: "By God, you are still persisting in your old delusion."
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?Have you not seen that they wander distract in every valley,