şaşkın ile cümle

şaşkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Pamiętam, że moi studenci powiedzieli mi o tym. Byliśmy zachwyceni.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Recuerdo a mis estudiantes que me contaron de esta red, y estábamos... estábamos tan sorprendidos.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Ricordo che furono i miei studenti a parlarmene e ne fummo davvero colpiti.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Und ich erinnere mich, dass meine Studenten mir davon erzählten und wir waren begeistert.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Vzpomínám si, že moji studenti byli jediní, kdo mi o něm řekli, byli jsme jím naprosto ohromeni.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Και θυμάμαι πως οι φοιτητές μου μου είπαν γι' αυτό και μείναμε έκπληκτοι.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.Мои студенты рассказали мне об этом открытии. Это было невероятно.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.ואני זוכר שהסטודנטים שלי היו אלה שסיפרו לי על כך. והיינו -- היינו מלאי פליאה.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.وأتذكّر أنّ تلامذتي كانوا هم الذين أعلموني بذلك، وكنّا -- كنّا فقط مذهولين.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.教えてくれたのを 覚えています 我々は、本当に感心しました ワールド・ワイド・ウェブで 遊び始めた午後
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Tentang bertindak menghadapi berbagai masalah. Juga tentang mencintai orang dengan baik.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Bạn chưa từng thấy một phụ nữ Nhật Bản bối rối hơn thế.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Gospodyni bardzo się zmieszała.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Je hebt nog nooit een verwardere Japanse vrouw gezien.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.그렇게 놀란 일본여자를 본 적은 없으실 겁니다.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Még nem láttál japán nőt nagyobb zavarban.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.N-aţi mai întâlnit niciodată o japoneză într-atât de derutată.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Non vedrete mai donna giapponese più confusa.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Nunca hão de ver uma japonesa mais confusa.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Nunca se ha visto a una mujer japonesa más confundida.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Sie haben niemals zuvor eine geschocktere japanische Frau gesehen.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Vous n'avez jamais vu, une femme japonaise plus confuse.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Вряд ли можно встретить более озадаченную японскую женщину.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.Никога не сте виждали по-смутена японка.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.מעולם לא ראיתם אישה יפנית מבולבלת כל כך.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.لم أر امرأة يابانية مندهشة بهذا الشكل في حياتي.
Hayatınızda daha şaşkın bir Japon bayan görmemişsinizdir.(笑い)
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Arról szól, hogy a bénító aggódás dacára teszünk valamit. Arról szól, hogy jól szeretjük az embereket.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.C'est d'agir face à ce qui nous dépasse. Et c'est d'aimer vraiment bien les gens.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.De actuar a pesar de estar agobiados. Y amar a los demás de verdad.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Es geht darum, zu handeln wenn man überwältigt ist. Und es geht darum, Menschen wirklich aufrichtig zu lieben.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Het draait om handelen vanuit overweldiging. En het draait om het werkelijk houden van mensen.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Înseamnă să acționezi în fața copleșirii. Înseamnă să iubești oamenii foarte mult.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Je o tom, aby sme konali tvárou v tvár ohromeniu. A o tom, aby sme milovali ľudí naozaj dobre.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.인생은 압도되는 무언가에도 불구하고 행동하는 겁니다. 그리고 인생은 사람을 정말로 잘 사랑하는 것입니다.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.là đối đầu với sức áp đảo. và yêu thương nhau chân thành.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.O działanie wbrew przytłaczającym chwilom. I kochanie ludzi naprawdę dobrze.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Riguarda l'agire in faccia all'imbarazzo. E riguarda l'amare davvero bene le persone.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Trata-se agir face à dominação completa. E trata-se de amar as pessoas a sério.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Έχει να κάνει με την δράση όταν συγκλονίζεσαι. Και έχει να κάνει με τη βαθιά αγάπη για τον άνθρωπο.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Про те, щоб діяти навіть зазнаючи пригнічення. І ще - про справді сильну любов до людей.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Той е за действие в лицето на претоварване. И той е за обичане на хората много добре.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.נקיטת פעולה אל מול הלם. אהבה טובה של אנשים.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.انها عن مجابهة الثقل الكبير الذي يعتري الفرد في حياته دون تململ انها عن حب الاشخاص من حولنا بشدة
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.人生とは人々を本当に愛することであると。 そしてこれこそが
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.A žasli všetci, divili sa a hovorili jeden druhému: Či hľa, nie sú všetci títo, ktorí to hovoria, Galileania?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Chúng đều sợ hãi và lấy làm lạ mà rằng: Hết thảy người nói đó, há chẳng phải là người Ga-li-lê sao?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Chúng đều sợ_hãi và lấy_làm lạ mà rằng : Hết_thảy người nói đó , há chẳng phải là người Ga-li-lê sao ?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Dengan heran dan terpesona mereka berkata, "Orang-orang yang berbicara ini semuanya orang-orang Galilea, bukan
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Erano stupefatti e fuori di sé per lo stupore dicevano: «Costoro che parlano non sono forse tutti Galilei
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Estaban atónitos y asombrados, y decían: --Mirad, ¿no son galileos todos estos que hablan
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.In vsi se zavzemajo in čudijo ter govore: Glej, niso li vsi ti, ki govore, Galilejci?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Ja he hämmästyivät ja ihmettelivät sanoen: "Katso, eivätkö nämä kaikki, jotka puhuvat, ole galilealaisia?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.다 놀라 기이히 여겨 이르되 보라 이 말하는 사람이 다 갈릴리 사람이 아니냐
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Och de uppfylldes av häpnad och förundran och sade: »Äro de icke galiléer, alla dessa som här tala?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.og de blev forferdet og undret sig, og sa: Men er ikke alle disse som taler, galileere?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Og de forbavsedes alle og undrede sig og sagde: "Se, ere ikke alle disse, som tale, Galilæere?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Toţi se mirau, se minunau, şi ziceau unii către alţii: ,,Toţi aceştia cari vorbesc, nu sînt Galileeni?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Zij begrepen er niets van. "Dat zijn toch mannen uit Galilea?" riepen zij verbaasd uit.
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.А тогава престояваха в Ерусалим юдеи, благочестиви човеци, от всеки народ под небето.

İlgili Sayfalar