şaşkın ile cümle
şaşkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şaşkınlığa uğratacak şekilde, alfa parçacıklarının çok küçük bir kısmı yüksek sapmaya uğramıştı.Meglepődésükre az alfa-részecskék egy része igen jelentős elhajlást mutatott.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Ezt a Hurlus rossz szemmel nézte.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Mindenki döbbenten figyeli őt.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.Megdöbbent, mikor meglátta.
Buna herkesin şaşkınlığından faydalanan Leporello hemen oradan kaçar.Mindenki úgy meglepődik, hogy Leporello el tud menekülni.
Şaşkın Marilyn, kısa film.Sablonosnak, „mintha-filmnek” minősíti.
Bu açıklaması özellikle sol kesimden dinleyicileri arasında büyük şaşkınlık yarattı.Ez a beszéde különösen nagy felhördülést keltett az irodalomtörténészek körében.
Ustalar şaşkın dönmüş ve medya haber alıp gelmiştir.A média kiszagolja és felkapja a hírt.
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Gittings oli ymmällään ja änkytti: ”Olen homo.
Polisler kapıları kapattı ve etrafı şaşkınlık kapladı.Poliisit telkesivät ovet, ja hätäännys kasvoi.
Şaşkınlık adlı köşe yazısı.Himangan murteen sanakirja.
Phoebe saf ve şaşkın bir karakter olmasına rağmen sokak yaşamında kurnaz ve akıllıdır.Ruby on itsevarmasta ulkokuorestaan huolimatta herkkä ja tunteellinen.
Bu Dr.Procida'yı şaşkına çevirmiştir.Heitä johti tohtori Cornelius.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Katumuksen sakramentin kautta hän saa anteeksiannon.
Kısa süren bir şaşkınlığın ardından kasabalılar bunu kutlamaya başlar.Μετά από μια σύντομη περίοδο ακμής η πόλη πλέον άρχιζε να παρακμάζει.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Ο Καίσαρ μένει κατάπληκτος από την ομορφιά της.
O aslında zeki birisi ama biraz şaşkın.Είναι ένας πολυμήχανος, αλλά μάλλον αφηρημένος εφευρέτης.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Η Φλώρα μετανιωμένη του ζητά συγγνώμη και συμφιλιώνονται.
Daha da şaşkın olmuştum.Jeg tror også, jeg blev lidt flov.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.Det lod sig gøre, fordi ingen rigtig bød ham modstand.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Og han slutter af med en gribende bøn om tilgivelse.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny dreper ved et uhell mannen foran øynene på mannens barn, før han blir skadd under flukten.
Grup, ilk vampir bebeğin nasıl bir tür olacağı konusunda şaşkına uğramıştır.Det har vært mange spekulasjoner omkring hvem «Baby Blue» egentlig er.
İnsan ve Elfler ise şaşkındır.Der Gud og menneske møtes.
Buna herkesin şaşkınlığından faydalanan Leporello hemen oradan kaçar.Det viser seg at Ocelot har lurt alle fra begynnelsen av det hele.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Således ble hennes skjønnhet avslørt for ham.
Şaşkına dönen Kaptan ve arkadaşları savaş alanını terk ederler.De døde og sårede ble etterlatt på slagmarken.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Mordaunt sa seg så einig i en tilbaketrekking.
İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha şaşkındırlar." denmektedir.Orang-orang seperti ini dikatakan oleh al Qur’an sebagai makhluk yang lebih hina dari binatang melata.
Şaşırdığı zaman “Vaaaa” diyerek şaşkınlığını belirtir.Setelah mereka berbincang-bincang, Seh Waridin moksa (lenyap dengan badab wadaqnya).
Rick, gözle görülür bir şekilde şaşkın ve korkmuştur.Tom marah atas perlakuannya dan merasa dipermalukan.
Silvia ağlamaklı, mutlu ve bir o kadar da şaşkın bir biçimde gülümser.Kamila tersenyum dan sangat senang.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.Serangan mendadak itu benar-benar mengejutkan Iran yang tengah dilanda revolusi.
Şaşkınlığa uğratacak şekilde, alfa parçacıklarının çok küçük bir kısmı yüksek sapmaya uğramıştı.Sebagian kecil dari partikel alfa mengalami pembelokan tajam.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Dia tidak terobsesi tentang kecantikannya.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Saya pikir seluruh penggemar dan sahabatnya bingung sekarang.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.Ia sangat terkejut ketika menjumpai sebuah pemandangan yang sangat indah.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Dan merekapun heran semuanya.
Buna herkesin şaşkınlığından faydalanan Leporello hemen oradan kaçar.Semuanya terkejut, Leporello dapat melarikan dirinya ketika mereka bingung.
Spielberg, Schindler'in öyküsünden şaşkına dönmüş halde, şakayla karışık, gerçek olup olmadığını sormuştur.Spielberg, kinh ngạc khi biết câu chuyện về Schindler, đã hỏi đùa rằng đây có phải là truyện thật không.
Doyle, Houdini baş parmağını çıkarıp tekrar yerine koyduğunda şaşkınlığına engel olamamıştı.Doyle hoàn toàn choáng váng khi Houdini lôi ngón cái của mình ra và thay thế nó.
Daha sonra diğer ülkelerdeki araştırmaları inceledi ve benzer bir dağılımın olduğunu şaşkınlıkla gözlemledi.Sau đó ông thống kê ở nhiều nước khác và thấy ngạc nhiên khi thấy sự phân bố tương tự.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Shane nhìn họ với ánh mắt ái ngại.
Şaşkınlığa uğratacak şekilde, alfa parçacıklarının çok küçük bir kısmı yüksek sapmaya uğramıştı.Họ khám phá ra một phần nhỏ các hạt alpha đã phản hồi lại.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Lã Quang đã trọng thể tạ lỗi.
Fransızlar böylesi bir hazırlık karşısında şaşkındılar.Quân Pháp đã không chuẩn bị cho một tình huống như vậy.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Nó vượt trội về vẻ đẹp quý tộc.
İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha şaşkındırlar." denmektedir.案に相違して何だか敬虔な求道者の様である。
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ammâ, Yemin etti gayri faka basmayacağına.だがノリが軽く、自尊心もないので簡単に憑依を許してしまう。
Şaşkın şehir dünya hayatından sonra saadete kavuşacaklarını sanan şaşırmış bir şehirdir.町の喧嘩自慢には否定的でマサキに対してもそれは同様である。
Şaşırdığı zaman “Vaaaa” diyerek şaşkınlığını belirtir.非難がましく言及する場合には「八幡潰し」ということもある。
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.この女を見た時、わたしは非常に驚きあやしんだ。
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.皆々感嘆したことだった。
Herkes şaşkınlık içindeydi.みんな途方に暮れていた。
Şaşkına çeviren bir teklif olmalı" dedi.畏敬すべきアンサンブルだよ」と評している。
Seyirciler ve sahne arkası şaşkın halde olayı izlemektedirler.応援団や観客は、このステージを取り囲むように着席する。
Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur.視線に気づくと…さらに誘惑し痴女る!
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.その美貌から彼女を尊敬していた。
Fakat birçok figür daha çok kederli veya şaşkın yüz ifadelerine sahiptir.だが、おっちょこちょいな面も多く、いじられキャラでもある。
Onlar düşmanı şaşkına çevirecek bir plan kurdular.彼らは敵をびっくりさせる計画を思いついた。