şaşkın ile cümle

şaşkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha şaşkındırlar." denmektedir.且夷狄譬如禽獸,得其善言不足喜,惡言不足怒也。
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ammâ, Yemin etti gayri faka basmayacağına.正好长驱,不须反顾,寻取中流誓。
Öyle şaşkındır ki şokla geri çekilip "Ondan ne istiyorsun?" diye soracak kadar korkmuştur.”王舆唯唯不前,周本说:“你害怕去吗?”王舆说:“公必不以舆为不武,我请攻此栅,为什么舍此别攻?”周本大喜说:“你也知道此为必争之地啊!”于是命之。
Spielberg, Schindler'in öyküsünden şaşkına dönmüş halde, şakayla karışık, gerçek olup olmadığını sormuştur.斯皮尔伯格对辛德勒的事迹感到震惊,还开玩笑地问这是不是真事。
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.故略餘惑。
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.”皆愕相视。
Çılgınca: Şaşkın bir sunumda bulunma amacınız, insanları belirli bir sorun veya durum hakkında düşündürmektir.在眾人審問真咲時,對瘋狂的行徑感到疑慮,只想和平討論。
O aslında zeki birisi ama biraz şaşkın.其實是個絕頂聰明的人,卻很會裝傻。
Çocuk hala şaşkın halde "Ama" der, ancak Atatürk sözü alır: "Sen şimdi bırak benim kim olduğumu.良久,召唐讓曰:「公奈何眾辱我,獨無間處乎?」唐謝曰:「鄙人不知忌諱。
Şaşkınlığı atlatan anne: - Vah zavallı ayıcık!異母弟: 齊胡公靜,齊哀公的異母弟。
"Ben bir polis çocuğuyum","Şaşkınım, üzgünüm...乃告公曰:“吾是仙人也,子有志,故此相試。
Avcılar şaşkındır, Kennedy gülümsüyordur.钦宗只是笑,耿南仲愤怒了。
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.它的偶然发现让我非常惊奇。
"Ben bir polis çocuğuyum","Şaşkınım, üzgünüm...야후 재팬에서도 "솔직히, 수치스러워...
İnsan ve Elfler ise şaşkındır.그리하여 죄를 지으며 헤매는 인간의 상징이 된다.
Ve yine: "Şaşkınlık içerisinde kendimizi modern bilimin eşiğinde buluyoruz.그리고: "우리는 현대 과학에서 놀라운 사실을 발견할 수 있다.
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ammâ, Yemin etti gayri faka basmayacağına.불신(佛身)과 대좌(臺座)가 전하고 광배(光背)는 없어졌다.
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.그러나 난 몹시 속상했다.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.다들 감탄사를 내뱉었죠.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.나는 놀라서 그를 쳐다보았습니다.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.제르망은 만감이 오가는 눈길로 그를 지켜본다.
Öyle şaşkındır ki şokla geri çekilip "Ondan ne istiyorsun?" diye soracak kadar korkmuştur.진교 등은 당초 조인이 나가는 것을 보고 모두 두려워했는데 조인이 되돌아오는 것을 보자 감탄하며 말했다, “장군은 실로 천인(天人)이십니다!”
Şaşkınlığı atlatan anne: - Vah zavallı ayıcık!바주의 수수께끼 (暴け!バズーの謎 아바케!
Krallığının ilk on yılı pek çok trajik , parasal sıkıntı ve şaşkınlıklarla karakterize edildi.즉위식 직후 첫 10년은 비극과 대내외적 망신으로 첨철되었다.
Daha da şaşkın olmuştum.יותר מדי עיצבנו אותי.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.דני מבלי משים הורג אותו מול הילד הצעיר שלו, ואז נפצע במהלך המילוט.
Dönen felek şaşkınlık içine düştü.פרעות אלו פרצו בהפתעה.
Şaşkınlığa uğratacak şekilde, alfa parçacıklarının çok küçük bir kısmı yüksek sapmaya uğramıştı.לתדהמתם, חלק קטן מחלקיקי האלפא חוו הסטה משמעותית.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.היא אינה חלק מהסכסוך, ואין סיבה כי יתקוף אותה איש.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Всички го слушат с интереси изразяват учудването си.
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.Бях тотално изцеден.
Adamakıllı şaşkına dönen Senato devletin hangi bölümünü istediğini sordu.Много от хората в Сената и администрацията се колебаят на коя страна да застанат.
Şaşkına dönen Kaptan ve arkadaşları savaş alanını terk ederler.Фрустрирани и объркани те напускат полесражението.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.От този ден той е запленен от красотата ѝ.
Vito şaşkınlıkla Leo'ya sorar onun nereye gittiğini.Едуард объркано го пита къде се намира.
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.Bili su vrlo zbunjeni.
18 Mart'ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı.18. ožujka otkrivene su zvijezde poznatih.
O aslında zeki birisi ama biraz şaşkın.Bol známy ako inteligentný, ale trochu tajnostkársky.
Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm.No keď ju zbadal, bol veľmi sklamaný.
Fransızlar böylesi bir hazırlık karşısında şaşkındılar.Prekvapení Francúzi sa tak znenazdajky ocitli pred mestom.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Krajči priznal zodpovednosť za zmarené referendum .
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.Ale nech sa potom nečuduje, že si poštval proti sebe všetkých.
Gün ağarırken hücuma kalktılar ve tamamen şaşkın ve panik halindeki Bizanslıları öldürmeye başladılar.Ob zori so navalili nanje in začeli pobijati panične in popolnoma zmedene Bizantince.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Predstava je vse presenetila.
Fakat Willow sadece şaşkın bakışlarla ona bakar.Komet je opazoval s prostim očesom.
Otho yeis ve şaşkınlık içinde yalnız kalmıştır.Mavra, le da je ločen in samostojen.
Herkes şaşkınlık içindeydi.Visi buvo pritrenkti.
Potansyel Avcılar şaşkındır.Medžiojamos poliarinės lapės.
Tebboun'un atanması şaşkınlık yaratmıştır.Mboi Tuinio žvilgsnis sukelia siaubą.
Farah şaşkına döner, prens balkondan atlayarak veda eder.Odeta atsisveikina su princu.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Jis sustojęs žiūrėjo, pakerėtas jos žavingo grožio.
Tom şaşkın görünüyordu.Tomas atrodė sumišęs.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Ja kõik imestasid.
Şaşkın Marilyn, kısa film.Režissöör Marko Raat, Kuukulgur Film.
18 Mart'ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı.Siin loetletakse 18. märtsil sündinud tuntud inimesi.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Kephalos palus alandlikult andestust.
Kesinlikle şaşkına uğramıştım.Olime tõeliselt üllatunud.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.박았습니다. 1만6천명의 부하를 지휘하는 스터블바인은 벽을 뚫고 걸어가는 것에 계속 실패하자 어리둥절했습니다.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, care comanda 16.000 de soldaţi, a fost consumat de eşecul lui continuu de a trece prin perete.
16,000 askeri komuta eden Stubblebine, duvardan geçmekteki mütemadi başarısızlığı karşısında şaşkındı.Stubblebine, chỉ huy của 16,000 binh lính, bị bẽ mặt bởi những thất bại liên tiếp khi cố đi xuyên tường.

İlgili Sayfalar