şölen ile cümle
şölen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
O sırada Kraliçe Vaşti de Kral Ahaşveroşun sarayındaki kadınlara bir şölen veriyordu.ووشتي الملكة عملت ايضا وليمة للنساء في بيت الملك الذي للملك احشويروش
O sırada Kraliçe Vaşti de Kral Ahaşveroşun sarayındaki kadınlara bir şölen veriyordu.王 后 瓦 實 提 在 亞 哈 隨 魯 王 的 宮 內 、 也 為 婦 女 設 擺 筵 席
O sırada Kraliçe Vaşti de Kral Ahaşveroşun sarayındaki kadınlara bir şölen veriyordu.王后 瓦實提 在 亞哈隨魯王 的 宮內 、 也為婦 女 設擺 筵席
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Dla uweselenia gotują uczty, i wino rozwesela żywot; ale pieniądze do wszystkiego dopomagają.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Een feest zorgt voor plezier, wijn zorgt voor vrolijkheid en voor geld is alles te krijgen.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.El alimento se prepara para disfrutarlo, el vino alegra la vida, y el dinero preocupa a todos
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Hauskuudeksi ateria laitetaan, ja viini ilahuttaa elämän; mutta raha kaiken hankkii.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.잔치는 희락을 위하여 베푸는 것이요 포도주는 생명을 기쁘게 하는 것이나 돈은 범사에 응용되느니라
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Người ta bày tiệc đặng vui chơi; rượu khiến cho đời vui; có tiền bạc thì ứng cho mọi sự.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Người_ta bày tiệc đặng vui_chơi ; rượu khiến cho đời vui ; có tiền_bạc thì ứng cho mọi sự .
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.On fait des repas pour se divertir, le vin rend la vie joyeuse, et l`argent répond à tout.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Ospeţele se fac pentru petrecere, vinul înveseleşte viaţa, iar argintul le dă pe toate.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Para rir é que se dá banquete, e o vinho alegra a vida; e por tudo o dinheiro responde.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Per stare lieti si fanno banchetti e il vino allieta la vita; il denaro risponde a ogni esigenza
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Pesta membuat tertawa, dan anggur membuat gembira. Tapi perlu ada uang untuk membayarnya
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Pre veselý smiech stroja hostinu, a víno obveseľuje život, a peniaze dopomáhajú k tomu všetkému.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Pro obveselení strojívají hody, a víno obveseluje život, peníze pak ke všemu dopomáhají.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Til Morskab holder man Gæstebud, og Vin gør de levende glade; men Penge skaffer alt til Veje.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Δι' ευθυμιαν καμνουσι συμποσια, και ο οινος ευφραινει τους ζωντας το δε αργυριον αποκρινεται εις παντα.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Пиры устраиваются для удовольствия, и вино веселит жизнь; а за все отвечает серебро.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.Угощения се правят за веселба, и виното весели живота; А парите отговарят на всичко.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.לשחוק עשים לחם ויין ישמח חיים והכסף יענה את הכל׃
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.للضحك يعملون وليمة والخمر تفرح العيش اما الفضة فتحصّل الكل.
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.設 擺 筵 席 、 是 為 喜 笑 . 酒 能 使 人 快 活 、 錢 能 叫 萬 事 應 心
Şölen eğlenmek için yapılır, Şarap yaşama sevinç katar, Paraysa her ihtiyacı karşılar.設擺 筵席 、 是 為 喜笑 . 酒 能 使 人 快活 、 錢能 叫萬 事 應心
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.A lakodalmas házba se menj be, hogy leülj velök enni és inni.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Älä mene pitotaloon istumaan heidän kanssansa, syömään ja juomaan.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Ani nevojdeš do domu hodovania, aby si sadol s nimi jesť a piť.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme."Asimismo, no entres en casa de banquete, para sentarte con ellos para comer o beber
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Cũng đừng vào trong phòng tiệc , đặng ngồi ăn_uống với chúng_nó .
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Cũng đừng vào trong phòng tiệc, đặng ngồi ăn uống với chúng nó.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Du sollst auch in kein Trinkhaus gehen, bei ihnen zu sitzen, weder zu essen noch zu trinken.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Jangan masuk ke rumah orang yang sedang berpesta. Jangan makan minum dengan mereka
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.너는 잔치집에 들어가서 그들과 함께 앉아 먹거나 마시지 말라
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Não entres na casa do banquete, para te assentares com eles a comer e a beber.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.N`entre pas non plus dans une maison de festin, Pour t`asseoir avec eux, Pour manger et pour boire.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Non entrare nemmeno in una casa dove si banchetta per sederti a mangiare e a bere con loro
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Och i gästabudshus skall du icke heller gå in för att sitta med dem och äta och dricka.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Og i gjestebudshus skal du heller ikke gå inn for å sitte hos dem og ete og drikke.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Og kom ikke i et Gildehus for at sidde iblandt dem og spise og drikke;
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Să nu intri nici într'o casă de petrecere, ca să te aşezi cu ei, să mănînci şi să bei.``
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Także do domu uczty nie wchodź, abyś zasiadał z nimi, i jadł, i pił.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Tolikéž do domu hodování nechoď, abys sedati měl s nimi při jídle a pití.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Tudi v hišo pojedine ne hodi, da bi sedel med njimi, da bi jedel in da bi pil.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Και δεν θελεις εισελθει εις οικον συμποσιου, δια να συγκαθησης μετ' αυτων δια να φαγης και να πιης.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Не влизай и в дом, гдето има пируване, Да седиш с тях та да ядеш и да пиеш;
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.Не ходи также и в дом пиршества, чтобы сидеть с ними, есть и пить;
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.ובית משתה לא תבוא לשבת אותם לאכל ולשתות׃
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.ولا تدخل بيت الوليمة لتجلس معهم للأكل والشرب.
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.你 不 可 進 入 宴 樂 的 家 、 與 他 們 同 坐 喫 喝
‹‹Şölen evine de gitme, onlarla oturma, yiyip içme.你 不 可 進入 宴樂 的 家 、 與 他 們同 坐 喫喝
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Aman los primeros asientos en los banquetes y las primeras sillas en las sinagogas
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.amano posti d'onore nei conviti, i primi seggi nelle sinagogh
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.A milují přední místa na večeřích, a první stolice v školách,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.De vilja gärna hava de främsta platserna vid gästabuden och sitta främst i synagogorna
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.És szeretik a lakomákon a fõhelyet, és a gyülekezetekben az elölûlést.
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.gostam do primeiro lugar nos banquetes, das primeiras cadeiras nas sinagogas,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ils aiment la première place dans les festins, et les premiers sièges dans les synagogues;
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.in ljubijo prve prostore pri gostijah in prve stole v shodnicah
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ja rakastavat ensimmäistä sijaa pidoissa ja etumaisia istuimia synagoogissa,