şölen ile cümle
şölen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.잔치의 상석과 회당의 상좌와
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.majú radi prvé miesta na ležanie pri večeriach a prvé stolice v synagógach
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Mereka suka tempat yang terbaik pada pesta-pesta, dan kursi istimewa di rumah-rumah ibadat
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Nadto miłują pierwsze miejsca na wieczerzach, i pierwsze stołki w bóżnicach.
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.og de vil gjerne sitte øverst ved gjestebudene og ha de øverste seter i synagogene
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Og de ville gerne sidde øverst til Bords ved Måltiderne og på de fornemste Pladser i Synagogerne
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.Sie sitzen gern obenan über Tisch und in den Schulen
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ưa ngồi đầu trong đám tiệc , thích ngôi cao nhất trong nhà hội ;
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ưa ngồi đầu trong đám tiệc, thích ngôi cao nhất trong nhà hội;
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.umblă după locurile dintîi la ospeţe, şi după scaunele dintîi în sinagogi;
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.και αγαπωσι τον πρωτον τοπον εν τοις δειπνοις και τας πρωτοκαθεδριας εν ταις συναγωγαις
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.и обичат първото място при угощенията, и първите столове в синагогите,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.і люблять перші місця на бенкетах, і перші сідання по школах,
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.также любят предвозлежания на пиршествах и председания в синагогах
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ואהבים את הסבת הראש בסעודות ואת מושבי הראש בבתי הכנסיות׃
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.ويحبون المتكأ الاول في الولائم والمجالس الاولى في المجامع.
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.喜 愛 筵 席 上 的 首 座 、 會 堂 裡 的 高 位
Şölenlerde başköşeye, havralarda en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.喜愛 筵席 上 的 首座 、 會堂裡 的 高位
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.A la hora del banquete envió a su siervo para decir a los invitados: "Venid, porque ya está preparado.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.A l`heure du souper, il envoya son serviteur dire aux conviés: Venez, car tout est déjà prêt.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.All'ora della cena, mandò il suo servo a dire agli invitati: Venite, è pronto
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.A v hodinu večere poslal svojho sluhu, aby povedal pozvaným: Poďte, lebo je už všetko hotové.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.És elküldé szolgáját a vacsora idején, hogy megmondja a hivatalosoknak: Jertek el, mert immár minden kész!
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.E � hora da ceia mandou o seu servo dizer aos convidados: vinde, porque tudo já está preparado.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.In pošlje hlapca svojega ob uri večerje, naj reče povabljencem: Pridite, ker je že vse pripravljeno!
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.I posłał sługę swego w godzinę wieczerzy, żeby rzekł zaproszonym: Pójdźcie! bo już wszystko gotowe.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.I poslal služebníka svého v hodinu večeře, aby řekl pozvaným: Pojďte, nebo již připraveno jest všecko.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Ja illallisajan tullessa hän lähetti palvelijansa sanomaan kutsutuille: `Tulkaa, sillä kaikki on jo valmiina`.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Khi đến giờ ăn , sai đầy_tớ mình đi nói với những kẻ được mời rằng : Hãy đến , mọi sự đã sẵn rồi .
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Khi đến giờ ăn, sai đầy tớ mình đi nói với những kẻ được mời rằng: Hãy đến, mọi sự đã sẵn rồi.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.잔치할 시간에 그 청하였던 자들에게 종을 보내어 가로되 오소서 모든 것이 준비되었나이다 하매
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.La ceasul cinei, a trimes pe robul său să spună celor poftiţi: ,Veniţi, căci iată că toate sînt gata.`
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Og han udsendte sin Tjener på Nadverens Time for at sige til de budne: Kommer! thi nu er det beredt.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.Toen alles klaar was, stuurde hij zijn knecht bij hen langs om te zeggen dat ze konden komen.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.А Той му рече: Някой си човек даде голяма вечеря и покани мнозина.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.и когда наступило время ужина, послал раба своего сказать званым: идите, ибо уже все готово.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.і післав слугу свого часу вечері сказати запрошеним: Ійдїть, бо вже все готове.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.וישלח את עבדו לעת הסעודה לאמר אל הקרואים באו כי כבר מוכן הכל׃
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.وارسل عبده في ساعة العشاء ليقول للمدعوين تعالوا لان كل شيء قد أعد.
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.到 了 坐 席 的 時 候 、 打 發 僕 人 去 對 所 請 的 人 說 、 請 來 罷 . 樣 樣 都 齊 備 了
Şölen saati gelince davetlilere, ‹Buyurun, her şey hazır› diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.到了 坐席 的 時候 、 打發 僕人 去 對所請 的 人說 、 請來罷.樣樣 都 齊備了
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.A potom im povedal: Teraz naberajte a zaneste starejšiemu. A zaniesli.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Disse loro di nuovo: «Ora attingete e portatene al maestro di tavola». Ed essi gliene portarono
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Então lhes disse: Tirai agora, e levai ao mestre-sala. E eles o fizeram.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.És monda nékik: Most merítsetek, és vigyetek a násznagynak. És vittek.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.I dí jim: Nalévejtež již, a neste vrchnímu správci svadby. I nesli.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.In jim veli: Zajmite sedaj, in nesite starejšini. Ter neso.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Ja hän sanoi heille: "Ammentakaa nyt ja viekää edeskäyvälle". Ja he veivät.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.이제는 떠서 연회장에게 갖다 주라 하시매 갖다 주었더니
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Luego les dijo: --Sacad ahora y llevadlo al encargado del banquete. Se lo llevaron
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Ngài bèn phán rằng : Bây_giờ hãy múc đi , đem cho kẻ coi tiệc . Họ bèn đem cho .
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Ngài bèn phán rằng: Bây giờ hãy múc đi, đem cho kẻ coi tiệc. Họ bèn đem cho.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Og han siger til dem: "Øser nu og bærer til Køgemesteren; " og de bare det til ham.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Puisez maintenant, leur dit-il, et portez-en à l`ordonnateur du repas. Et ils en portèrent.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Så sa han til dem: Øs nu op og bær det til kjøkemesteren! Og de bar det til ham.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.,,Scoateţi acum``, le -a zis El, şi ,,aduceţi nunului.`` Şi i-au adus:
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Sedan sade han till dem: »Ösen nu upp och bären till övertjänaren.» Och de gjorde så.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Tedy im rzekł: Czerpajcież teraz, a donieście przełożonemu wesela. I donieśli.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Und er spricht zu ihnen: Schöpfet nun und bringet's dem Speisemeister! Und sie brachten's.
Sonra hizmet edenlere, ‹‹Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün›› dedi. Onlar da götürdüler.Και λεγει προς αυτους Αντλησατε τωρα και φερετε προς τον αρχιτρικλινον. Και εφεραν.