şölen ile cümle

şölen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Валтасар царь сделал большое пиршество для тысячи вельмож своихи перед глазами тысячи пил вино.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Цар Валтасар направи голям пир на хиляда от големците си, и пиеше вино пред хилядата.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.בלשאצר מלכא עבד לחם רב לרברבנוהי אלף ולקבל אלפא חמרא שתה׃
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.بيلشاصّر الملك صنع وليمة عظيمة لعظمائه الالف وشرب خمرا قدام الالف.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.伯 沙 撒 王 為 他 的 一 千 大 臣 、 設 擺 盛 筵 、 與 這 一 千 人 對 面 飲 酒
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.伯沙撒王 為他 的 一千 大臣 、 設擺 盛筵 、 與這 一千 人 對面 飲酒
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Ai de ti, ó terra, quando o teu rei é criança, e quando os teus príncipes banqueteiam de manhã!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!¡Ay de ti, oh tierra, cuando tu rey es un muchacho y tus príncipes se festejan de mañana
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Beda tebe zem, ktorej kráľom je dieťa, a ktorej kniežatá hodujú za rána!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Běda tobě, země, když král tvůj dítě jest, a knížata tvá ráno hodují.
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Biada tobie, ziemio! której król jest dziecięciem, i której książęta rano biesiadują.
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Celakalah negeri yang rajanya muda belia, dan para pembesarnya semalam suntuk berpesta pora
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Gorje ti, o dežela, ako je tvoj kralj otrok in tvoji knezi se gosté že zjutraj!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Guai a te, o paese, che per re hai un ragazzo e i cui prìncipi banchettano fin dal mattino
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Hỡi xứ , khốn thay cho mầy khi có vua còn thơ_ấu , và các quan trưởng mầy ăn từ lúc buổi_sáng .
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Hỡi xứ, khốn thay cho mầy khi có vua còn thơ ấu, và các quan trưởng mầy ăn từ lúc buổi sáng.
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!왕은 어리고 대신들은 아침에 연락하는 이 나라여 화가 있도다
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Malheur à toi, pays dont le roi est un enfant, et dont les princes mangent dès le matin!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Vai de tine, ţară, al cărei împărat este un copil, şi ai cărei voivozi benchetuiesc de dimineaţă!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Ve dig, du Land, hvis Konge er en Dreng og hvis Fyrster holder Gilde ved Gry.
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Ve dig, du land som har et barn til konge, og hvis fyrster holder måltid om morgenen!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Ve dig, du land vars konung är ett barn, och vars furstar hålla måltid redan på morgonen!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Vígasságnak okáért szereznek lakodalmat, és a bor vídámítja meg az élõket: és a pénz szerzi meg mindezeket.
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Voi sinua, maa, jolla on kuninkaana poikanen ja jonka ruhtinaat jo aamulla aterioita pitävät!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Wee het land waarvan de koning een kind is en waarvan de leiders al in de ochtenduren dronken zijn!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Weh dir, Land, dessen König ein Kind ist, und dessen Fürsten in der Frühe speisen!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Ουαι εις σε, γη, της οποιας ο βασιλευς ειναι νεος, και οι αρχοντες σου τρωγουσι το πρωι
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Горе тебе, земля, когда царь твой отрок, и когда князья твои едят рано!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!Горко ти, земьо, когато царят ти е дете, И началниците ти ядат рано!
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!אי לך ארץ שמלכך נער ושריך בבקר יאכלו׃
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!ويل لك ايتها الارض اذا كان ملكك ولدا ورؤساؤك ياكلون في الصباح.
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!邦 國 阿 、 你 的 王 若 是 孩 童 、 你 的 群 臣 早 晨 宴 樂 、 你 就 有 禍 了
Kralın bir çocuksafç, Önderlerin sabah şölen veriyorsa, vay sana, ey ülke!邦國阿 、 你 的 王 若是 孩童 、 你 的 群臣 早晨 宴樂 、 你 就 有 禍了
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.A poslal svojich sluhov, aby išli povolať pozvaných na svadbu. Ale nechceli prijsť.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.A trimes pe robii săi să cheme pe cei poftiţi la nuntă; dar ei n'au vrut să vină.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Egli mandò i suoi servi a chiamare gli invitati alle nozze, ma questi non vollero venire
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Envió a sus siervos para llamar a los que habían sido invitados a las bodas, pero no querían venir
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Enviou os seus servos a chamar os convidados para as bodas, e estes não quiseram vir.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Han sände ut sina tjänare för att kalla till bröllopet dem som voro bjudna; men de ville icke komma.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Il envoya ses serviteurs appeler ceux qui étaient invités aux noces; mais ils ne voulurent pas venir.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.In pošlje hlapce svoje, naj pokličejo tiste, ki so bili povabljeni na svatovščino; a niso hoteli priti.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.I posłał sługi swe, aby wezwali zaproszonych na wesele; ale nie chcieli przyjść.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.I poslal služebníky své, aby povolali pozvaných na svadbu; a oni nechtěli přijíti.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Ja hän lähetti palvelijansa kutsumaan häihin kutsuvieraita, mutta nämä eivät tahtoneet tulla.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.그 종들을 보내어 그 청한 사람들을 혼인 잔치에 오라 하였더니 오기를 싫어하거늘
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Og han sendte sine tjenere ut for å be de innbudne komme til bryllupet; men de vilde ikke komme.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Og han udsendte sine Tjenere for at kalde de budne til Brylluppet; og de vilde ikke komme.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Und sandte seine Knechte aus, daß sie die Gäste zur Hochzeit riefen; und sie wollten nicht kommen.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.vua sai đầy tớ đi nhắc những người đã được mời đến dự tiệc; nhưng họ không chịu đến.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.vua sai đầy_tớ đi nhắc những người đã được mời đến dự tiệc ; nhưng họ không chịu đến .
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.και απεστειλε τους δουλους αυτου να καλεσωσι τους προσκεκλημενους εις τους γαμους, και δεν ηθελον να ελθωσι.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.и послал рабов своих звать званых на брачный пир; и не хотели придти.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.і післав слуги свої кликати запрошених на весїллє; і не схотїли прийти.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Той разпрати слугите си да повикат поканените на сватбата; но те не искаха да дойдат.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.וישלח את עבדיו לקרא הקרואים אל החתנה ולא אבו לבוא׃
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.وارسل عبيده ليدعوا المدعوين الى العرس فلم يريدوا ان يأتوا.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.就 打 發 僕 人 去 、 請 那 些 被 召 的 人 來 赴 席 . 他 們 卻 不 肯 來
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.就 打 發僕 人 去 、 請 那些 被召 的 人來 赴 席 . 他 們卻 不 肯 來
Lavan bütün yöre halkını toplayıp bir şölen verdi.Allora Làbano radunò tutti gli uomini del luogo e diede un banchetto
Lavan bütün yöre halkını toplayıp bir şölen verdi.Då bjöd Laban tillhopa allt folket på orten och gjorde ett gästabud.

İlgili Sayfalar