şöhret ile cümle
şöhret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu film hem Woo'ya hem de Chow Yun-Fat'a şöhreti getirecekti.Film osiągnął wielki sukces i zapoczątkował długą współpracę Woo z Chow Yun Fatem.
Kendisi maddeden çok ma’nâya önem vermiş, şöhretten ve gösterişten uzak durmuştur.Większość dzieł publikowała pod pseudonimami uciekając od sławy i uznania.
Tüm amacı para ve şöhret kazanmaktır.Zdobywa upragnioną sławę i pieniądze.
Ancak popüler kültürde çok beğenildi ve muazzam bir şöhret yakaldı.W swoim kraju cieszył się, i wciąż cieszy, ogromną popularnością.
Şöhreti ve oyunculuğu gittikçe artıyordu.Framgången och berömmelsen växte.
1907 yılında Şöhret gazetesini çıkarmaya başlar.Men redan 1907 lämnar han tidningarna.
"Şöhret değişkendir" dedi."Change Is Good" ("Förändring är bra") "Want some?"
Cücelerin çok kaliteli zırhlar yapmak konusunda şöhreti vardır.Skidorten har en mycket utpräglad arkitektur.
Farklı devrimci hükümetler onu övgü ve şöhret ile onurlandırdılar.Den grekiska arméns framgångar gav honom rykte och beundran.
Bu film hem Woo'ya hem de Chow Yun-Fat'a şöhreti getirecekti.Rollen gick till Chow Yun-Fat.
Şöhreti bu albümle yakalamıştır.Bandet slog igenom med detta album.
Programın izlenme oranları oldukça yüksek olur ve Jessica asıl şöhretine bu sayede kavuştu.Det fanns självklart mycket press på Jessica, eftersom detta var hennes första singel.
"Şöhretin Sonu" Humphrey Bogart'ın son filmidir.Filmen var Humphrey Bogarts stora genombrottsfilm.
Çıkış Tarihi: 24 Nisan 2003 Superstar eklenti pakedi ile Sim'ler artık şöhret oluyor.Premiär: 24 oktober 2003 Cola är bra till att...
Her "challenge"ın 10 seviyesi vardır ve seviye arttıkça oyuncunun şöhreti de artış gösterir.Svårighetsgraden ökar för varje nivå samtidigt som utmaningen blir värd mer pengar.
Bu şöhret daha sonra Amerika'ya da yayıldı.Rörelsen har senare även spridit sig till Nordamerika.
Fakat yarışmada birinci olanlar arasında çok az kişi uluslararası şöhret elde etti.Men under tävlingens historia har relativt få av dessa artister blivit stora internationella stjärnor.
Artık şöhreti artmaya başlıyordu.Його слава почала рости.
2003'ün sonlarına doğru çıkış albümü The Soul Sessions ile şöhreti yakaladı.Відомою стала вкінці 2003 року, після виходу свого дебютного альбому «The Soul Sessions».
Şöhreti İstanbul'a kadar geldi.Головування перейшло до Естонії.
Bu dönemdeki duruşu ona FKP içinde kötü bir şöhret kazandırdı.Це принесло йому в Шотландії вкрай погану репутацію.
1960'ta Jimmy Boyd, 20 yaşında Şöhret Yolu'nda yıldızı olan en genç şarkıcı unvanını almıştır.Протягом більше ніж 40 років, співак Джиммі Бойд був наймолодшим, хто отримав зірку.
Dempsey Şöhreti Uluslararası Boks Salonu üyesidir.Всі троє є членами Міжнародного боксерського залу слави.
Şöhret Türk drama televizyon dizisidir.Це моє життя) - турецький драматичний телевізійний серіал.
"Money Power Glory" ise Del Rey'in şöhretinin yükselişine ithafen yazdığını söylemiştir."Money Power Glory" je zase o jejím získání slávy.
Bu ona geniş bir şöhret ve çok miktarda öğrenci kazandırdı.Ta mu získala velkou popularitu a přinesla množství žáků.
Şöhretin ani yükselişi Gagarin'i zorladı.Postavení celebrity ovlivnilo i Gagarinovo chování.
Zhao kısa sürede şöhrete yükseldi.Moss se krátce předtím výborně bavil.
Deneyimli bir askerdi ve evinde yenilen hanedanının şöhretini yeniden kazanma şansı vardı.Byl zkušeným vojákem a toto byla příležitost pro znovuzískání reputace.
Şöhreti ve oyunculuğu gittikçe artıyordu.Jeho herecká kariéra a popularita postupně stoupala.
Aslında yüzünün çok özel şekli ona şöhretin kapılarını açacaktı.Mimořádný ohlas tohoto obrazu jí otevřel dveře ke královskému dvoru.
Gazete en az şöhret puanı, televizyon ise gazeteye göre daha çok şöhret puanı ister.Lepší vlastnosti při mulčování, než sláma má podle tohoto zdroje novinový papír.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Tyto práce zahájily jeho slávu.
"Çavuldur" kelimesi ünlü, şöhretli anlamında kullanılmıştır.Jméno pochází ze staroněmčiny, vykládá se jako "známé, slavné přání".
Bu kasabada çalışıyor ve şöhret basamaklarını tırmanıyorsunuz.Plníte pro ně úkoly a postupujete na žebříčcích hodností.
Yarışlarda çok başarılı olmuş ve BMW'ye şöhret kazandırmış bir otomobildir.Jeho vozy dosahovaly mnoho úspěchů v motoristickém sportu a značka díky tomu získala velmi dobrou pověst.
Bu şöhret daha sonra Amerika'ya da yayıldı.Výroba se pak rozšířila také do USA.
Koniklere ait buluşları onu şöhretin zirvesine çıkarmıştır.Právě jeden z jeho zákazníků mu však nakonec otevřel cestu ke slávě.
1988 yılında Uluslararası Cimnastik Şöhretleri Salonunun açılışını yapmıştır.V roce 1998 byl také uveden do Mezinárodní gymnastické síně slávy.
Ün, şöhret demektir.Onoarea însemnă reputație.
İkili Varioni Kardeşler olarak şöhret sahibi olur.În istoriografia modernă se acceptă ca variante de domnitori ambii frați.
Bir hatip olarak şöhret kazandı.Acolo și-a câștigat o reputație de bătăușă.
The Times gazetesine göre "Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır.A nemzetközi sportsajtó ezt az ítéletet a 100 legrosszabb ítéletek között tartja nyilván.
Albüm, "Wild World" teklisiyle birlikte, Stevens'a dünya çapında bir şöhret getirdi.A Wild World kislemeznek köszönhetően az album meghozta Stevens számára a világsikert.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Ezek a darabok alapozták meg hírnevét.
Şöhrete kavuşması ise 40'lı yaşlarının başına gelmeden gerçekleşemedi.A hengszu kiszengek nem szórakoztathattak, miután betöltötték a 30. életévüket.
Seçtiği şarkılar genelde ölüm ve şöhret hakkında idi.AZ énekeik gyakori témája a halál és a háború.
2003 yılında Ulusal Kadınlar Şöhret Odasına eklendi.2003-ban bekerült a Hírességek Csarnokába.
Bahsedilen nâm, ünlü bir kişinin, mekanın veya olayın şöhretine atıfta bulunabilir.Jellemzően egy eseményt, híres épületet vagy személyt örökítenek meg.
Get Rich or Die Tryin' (2003) ve The Massacre (2005) albümleriyle şöhrete kavuştu.A 2003-as Get Rich Or Die Tryin' és a 2005-ös The Massacre sikeres lemez és platinalemezek lettek.
Birçok pin-up resmi, kendi dönemlerinin birer seks sembolü olarak görünen Şöhretler (Celebrity)dir.Useat pin-up-tytöt olivat seksisymboleina pidettyjä julkisuuden henkilöitä.
Dunaway bir gecede şöhret olmuştu.Wapolista tuli suosittu yhdessä yössä.
Ve Adam şöhreti 1995 yılında çekilen Billy Madison filmiyle yakalamıştır.Billy Madison on vuonna 1995 ensi-iltansa saanut elokuva.
Kız kardeşleri Amanda Michalka birlikte kurduğu Aly & AJ grubuyla şöhrete kavuşmuştur.Hän muodostaa sisarensa Amanda Michalkan kanssa tyttöduon Aly & AJ.
Şöhretini, Şubat 2001'de çıkan single'ı Breakablea borçludur.Hän tuli tunnetuksi singlellään ”Breakable”, joka julkaistiin helmikuussa 2001.
Tüm amacı para ve şöhret kazanmaktır.Tavoitteita suorittamalla voi saada rahaa, mainetta ja muita palkintoja.
Aslında yüzünün çok özel şekli ona şöhretin kapılarını açacaktı.Titteli avasi hänelle useita ovia viihdebisnekseen.
Get Rich or Die Tryin' (2003) ve The Massacre (2005) albümleriyle şöhrete kavuştu.Έγινε γνωστός με την κυκλοφορία των άλμπουμ του Get Rich or Die Tryin (2003) και το The Massacre (2005).
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.Το όνομα της Ασπασίας συνδέεται στενά με τη δόξα και τη φήμη του Περικλή.
Carinus en kötü şöhretli imparatorlardan biriydi.Ο Καρίνος έχει τη φήμη ενός από τους χειρότερους αυτοκράτορες.