şöhret ile cümle

şöhret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Artık şöhreti artmaya başlıyordu.Его слава начала расти.
Film Kubrick’e çok büyük şöhret kazandırdı.Этот труд принёс Кьеркегору широкую известность.
1998 yılında Azerbaycan sinema sanatının gelişimindeki hizmetlerine göre "Şöhret" nişanını almıştır.В 1998 году за большие заслуги в изобразительном искусстве был награждён орденом Шохрет «Слава» Азербайджан.
Rock and Roll Şöhretler listesine girmiştir.Включен в Зал славы рок-н-ролла.
Bahsedilen nâm, ünlü bir kişinin, mekanın veya olayın şöhretine atıfta bulunabilir.Она содержит прославление героя, народа или важного события.
Bart'ın şöhretine karşın, Cartwright halk arasında pek tanınmış değildir.على الرغم من شهرة بارت فلم تكن نانسى كارترايت معروفة كثيراً لدى الشعب.
Fakat yarışmada birinci olanlar arasında çok az kişi uluslararası şöhret elde etti.لكن عدداً قليلاً منهم نال الشهرة الدولية.
Tüm amacı para ve şöhret kazanmaktır.اشتهر بزهده في المال والشهرة.
Onun dört oğlu ve onun hemen ardından gelen vârisleri adları ve yaptıklarıyla şöhret sahibidirler.أربع من أعطيهن فقد أعطي خير الدنيا والآخرة: قلب شاكر، ولسان ذاكر، وبدن على البلاء صابر.
Zenci kadın gitaristlerin çok az olduğu bir dönemde genç Rosetta, hatırı sayılır bir şöhrete kavuştu.(ضمن MONACA) كوميديا رومانسية شبابي خاطئة كما توقعت.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.يرتبط اسم أسبازيا ببريكليس ارتباطاً وثيقاً لشهرته وروعته.
Bu şöhret daha sonra Amerika'ya da yayıldı.انتشر هذا المفهوم إلى الدول أيضا.
2009 yılında Kanada Şöhretler Yolu'na adına yıldız eklenmiştir.في عام 2003، حصل على نجمة على ممر كندا للمشاهير.
Daha sonra birçok şöhret listesinde yer aldı.ظَهر هاوس في العديد من القوائم لأفضل الشخصيات.
Ancak, 1993 yılında tekrar yayınlandığında asıl şöhretine kavuşmuş oldu.ومع ذلك، فقد استعادت منذ ذلك الحين وضعها الحر بحلول عام 2014.
Oyunun sanat yönetmeni Yong-hee Cho'ya göre, Pulse Force of Star Wars şöhretinden ilham aldı.De acordo com Yong-hee Cho, o director de arte, a energia foi inspirada em a Força da série Star Wars.
Bunların arasında en kötü şöhretlilerden bir tanesi de Rum Hrisantos idi.A gens Mêmia (em latim: gens Memmia) era uma família plebéia em Roma.
Mektuplar Irving'e erken bir ün ve orta derecede kötü bir şöhret getirdi.As cartas trouxeram a Irving alguma fama inicial e notoriedade moderada.
Birçok pin-up resmi, kendi dönemlerinin birer seks sembolü olarak görünen Şöhretler (Celebrity)dir.Muitas pin-ups eram fotografias de celebridades consideradas sex symbols.
Get Rich or Die Tryin' (2003) ve The Massacre (2005) albümleriyle şöhrete kavuştu.Ficou conhecido com o lançamento dos álbuns Get Rich or Die Tryin' (2003) e The Massacre (2005).
Holmes'un şöhreti, bir anlamda Watson'ın kaleme aldığı günlükler ile ortaya çıkmıştır.E Holmes ganhou essa fama pelas publicações do doutor Watson.
Bu alanda iyi bir şöhret yaptı.Nela adquiriu grande fama.
"Şöhretin Sonu" Humphrey Bogart'ın son filmidir.Foi o último filme de Humphrey Bogart.
Biz ölsek de kahramanlığımızın şöhreti kalacak.Quem irá nos salvar agora que nosso herói morreu?
Bu olaylardan sonra Gılgamış'ın ünü yayılır ve zengin kıyafetleri içinde şöhreti göz alıcıdır.É atenta aos acontecimentos do mundo, procurando transparecer em suas roupas ideais.
Bu şöhret daha sonra Amerika'ya da yayıldı.Mais tarde, a devoção se espalhou pela América.
Gaga'ya göre ise albüm, aşk, seks, alkol ve daha fazlasını içeren şöhretin karanlık tarafı ile ilgilidir.De acordo com a artista, o disco lida com o lado mais obscuro da fama, incluindo o amor, sexo, álcool e mais.
Artık şöhreti artmaya başlıyordu.Sua fama começava a se alargar.
Şöhreti bu albümle yakalamıştır.O grupo ganhou notoriedade pelo álbum.
Alıntı yapılan kişinin (uzman, halk tarafından saygı duyulan bir kişi vb.) şöhreti sömürülür.Explora-se a reputação ou papel (especialista, figura pública respeitada etc.) daquele que é citado.
8 Şubat 1960'ta Winters, Hollywood'un Şöhret Yürüyüşü'nde bir yıldız aldı.Em 8 de fevereiro de 1960, ela recebeu uma estrela na Calçada da Fama de Hollywood.
"LoveGame", albümün genel hatlarına benzer bir şekilde aşk, şöhret ve cinselliğe yönelik mesajlar barındırır."LoveGame" retrata uma mensagem sobre a fama, amor e sexualidade que é parecida com o tema central do álbum.
Kız kardeşleri Alyson Michalka birlikte kurduğu Aly & AJ grubuyla şöhrete kavuşmuştur.É mais conhecida pela dupla Aly & AJ que faz com sua irmã mais velha Alyson Michalka.
Şöhretli bir kariyerle, Labbadia liglerde 328 maçta 103 gol kaydetmiştir.No total, incluindo os DLCs, o jogo apresenta 103 carros.
"Şöhret değişkendir" dedi.O público mudou o significado para mim".
Ama ne zooloji ne de embriyoloji Kölliker’in şöhretini sağlamamıştır.A indústria aviária e bovina ainda não encontraram um equivalente genético causador do PSE.
Tarîk gazetesindeki fıkra ve yazıları nedeniyle “Letâif-nüvîs-i Tarîk” diye de şöhrete erişti.Devido à sua personalidade e escritos truculentos, no meio jornalístico tinha a alcunha de "Tareco".
Burada şöhretini tam anlamıyla zirveye çıkardı.Construiu sua fama em Passo Fundo.
Tüm amacı para ve şöhret kazanmaktır.Het enige waar hij aan denkt is geld en succes.
Bu çalışmasının şan ve şöhretinin oluşmasını sağladığı söylenmektedir.Er wordt gezegd dat deze gebeurtenis de basis legde voor zijn roem en reputatie.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Deze publicatie vestigde zijn reputatie.
Dunaway bir gecede şöhret olmuştu.Welles werd in een klap beroemd.
Görsel şiir aşkın beş yüz eser ona şöhret verdi. .Vijf zonen van de duivel zullen je amuseren.)
Ancak asıl şöhreti, 2000-2004 yılları arasında çaldığı Guns N' Roses'la yakaladı diyebiliriz.De bekendste uitvoering is wellicht die van Guns N' Roses uit 1991.
Bu alanda iyi bir şöhret yaptı.Zelf verwierf hij een solide reputatie op dit vlak.
İlk olarak Fame (Şöhret) adlı bölümde ortaya çıkmıştır.Oorspronkelijk zou het nummer op The Price of Fame verschijnen.
Ama genel büyük siyasi şöhretinden daha hiçbir şey kaybetmemişti.Van de oorspronkelijke elitetroepen was behalve de reputatie niet veel meer over.
Zamanının önemli oyuncuları Lloyd Nolan ve Carole Landis ile beraber kısa zamanda şöhreti arttı.Ze debuteerde in een film met Lloyd Nolan en Carole Landis.
1990'lı yılların sonlarına doğru şöhrete kavuştu.De dames behaalde echte successen midden jaren 90.
Şöhret Yolu 1958'de açılmıştır.De achtbaan werd in 1958 geopend.
Takei'nin Sosyal medyaya katılması ona yeni bir şöhret getirmiştir.Zaangażowanie Takei w media społecznościowe przysporzyło mu dodatkową sławę.
Aspasia'nın ismi Perikles’in ihtişamı ve şöhretine çok yakından bağlıdır.Imię Aspazji jest ściśle związane z chwałą i sławą Peryklesa.
Kaoru birden şöhrete kavuşacağını bilmiyordu.Kaoru podejrzewa, że stało się coś złego.
Oyuncu Miguel Angel Silvestre ile yaşadığı ilişki onun şöhretini arttırdı.Była związana z aktorem Miguelem Ángelem Silvestrem.
Birçok nedenle beraber grunge'ın şöhreti zamanla düşüşe geçmiştir.Wiele czynników przyczyniło się do spadku popularności nurtem grunge.
2005 yılında ilk stüdyo albümü The Documentary ve iki Grammy adaylığıyla şöhrete kavuştu.Stał się sławny w 2005 r. po sukcesie jego albumu The Documentary i dwukrotnej nominacji do nagrody Grammy.
Bu dönemdeki duruşu ona FKP içinde kötü bir şöhret kazandırdı.To właśnie ta część jego dzieła zapewniła mu wielkie uznanie w średniowieczu.
Bu da gerek yaşadığı devirde ve gerekse sonraki devirlerde büyük bir şöhret temin ettiğini göstermektedir.”"Chcemy dać mu drugą szansę, ponieważ wierzymy, że pomimo tak poważnego błędu, zasłużył na kolejną szansę".
Şöhreti arttıkça Brian Laudrup'a transfer teklifleri yağmaya başladı.Od tego czasu poparcie dla Briana Lenihana zaczęło spadać.
Dunaway bir gecede şöhret olmuştu.Czy Callas tej nocy płakała?.

İlgili Sayfalar