ısrar ile cümle

ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Oraların ahalileri zulümlerinde ısrar edince onları imha ettik.We destroyed when they did wrong.
Nehyedildikleri şeyleri yapmakta ısrar edince onlara aşağılık maymun olun dedik.Then, when they rebelled against the commands to refrain, We said to them, “Be despicable apes.”
Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.But most people are only intent on ingratitude.
Aktivistler İsrail'i misyonu sabote etmekle suçlamalarına karşın, bu iddia ısrarla reddedildi.Activists have accused Israel of sabotaging the mission, a claim that is firmly rejected.
"Nikica onu en başından beri reddetmesine rağmen o ısrar etti.""Nikica rejected him right from the start, but he persisted."
Ancak EULEX anlaşmanın arkasında siyasi hiçbir şey olmadığı konusunda ısrar ediyor.But EULEX insists there is nothing political behind the deal.
Yerel yetkililer sabır çağrısında bulunuyor ve işlerin iyiye gittiğinde ısrar ediyorlar.Local officials urge patience and insist that things are looking up.
Güle güle." şeklinde ısrar ederek, Pullen'e pasaportunu iade etmiş ve yoluna göndermiş.Goodbye," the official insisted, handing Pullen's passport back to him and sending him on his way.
Kostunica, DSS'nin taviz vermediğini ve vermeyeceğini ısrarla belirtti.Kostunica has insisted that the DSS did not, and will not, make concessions.
Karadağ basınında cikan haberlere göre, polis durumun artık böyle olmadığı konusunda ısrar ediyor.According to media reports from Montenegro, police there insist that this is no longer the case.
Ancak hükümet işlerin yolunda gittiğinde ısrar ediyor.The government, however, insists things are moving in the right direction.
Yetkililer, topun artık Belgrad mahkemesinde olduğunda ısrar ediyorlar.The ball is in Belgrade's court, insist officials.
Hükümet yeni tesis gereği üzerinde ısrar ederken, çevreciler bu görüşte değil.While the government insists on the need for new facilities, environmental activists disagree.
Rama, önerilen komisyonun çoğunluk ve başkanlığının muhalefetten oluşmasında ısrar ediyor.He insists that the proposed panel have an opposition majority and leadership.
Guterres, soruna bölgesel bir yaklaşık gerektiği konusunda ısrar etti.Guterres insisted a regional approach to the issue is needed.
Ekonomi analisti İbrahim Recepi satışın kaçınılmaz olduğunda ısrar ediyor.Economic analyst Ibrahim Rexhepi insists the sale is indispensable.
Fransa süre uzatımının iki aydan fazla olmaması konusunda ısrar ediyordu.France had insisted the new mandate be limited to no more than two months.
Ancak kuruluş, durumun "yeterince istikrarlı" olduğunda ısrar ediyor.It insists, however, that the situation is "stable enough".
Ancak Bosnalı Sırp siyasiler, ancak kısmi birleşmeyi kabul edebilecekleri konusunda ısrar ediyorlar.Bosnian Serb politicians, however, insist they can only agree to partial unification.
Partiye ve parti disiplinine karşı asla çalışmadım." şeklinde ısrar etti.I have never worked against the party and party discipline," he insisted.
Ancak bazı yetkililer konuşma özgürlüğünün sınırları olması gerektiğinde ısrar ediyorlar.However, some officials insist that free speech must have limits.
Hırvat yetkililer Gotovina'nın ülkeden kaçtığında ısrar ediyorlar.Croatian authorities maintain that Gotovina has fled the country.
Ancak Belgrad makamları Mladiç'in bulunamayacağı yönündeki ısrarlarını sürdürüyorlar.However, authorities in Belgrade continue to insist Mladic cannot be located.
Hakkında edindiğimiz bilgiler yanlış çıktı," şeklinde ısrarını sürdürdü.The information we had on him was obviously false," Ljajic insisted.
Ancak Sırp yetkililer taraf seviyesindeki bakanlıkların yerinde kalmasında ısrar ettiler.But RS officials have insisted that the entity-level ministries remain in place.
Ancak iktidardaki GERB partisi bu rakamın 12 binden fazla olmadığı konusunda ısrar ediyor.The ruling GERB party, however, insisted it is no more than 12,000.
AB Kosovalı Sırplara tam koruma konusunda ısrarlıEU insists on full protection of Kosovo Serbs
Prag’da yaşayan bir arkadaşım ısrarla görüşmek istedi.A friend of mine, living in Prague, insisted that we see each other.
Sırbistan Eczacılar Odası sorunun devlet düzeyinde çözülmesi gerektiğinde ısrar ediyor.The Pharmaceutical Chamber of Serbia insists the problem must be solved at the state level.
Öte yandan yetkililer, işlerin yolunda olduğu konusunda ısrar ediyorlar.Officials, meanwhile, insist things are on track.
En azından ilköğretimi (yani 8. sınıfı) ve mesleki eğitimi bitirmelerinde ısrar ediyorum.I insist they graduate at least from primary school (8th grade) and professional training.
Fakat her iki taraf da mevcut görüşünde ısrar ediyor ve taviz vermeye yanaşmıyor.However, both sides seem fixed in their positions and in no mood to compromise.
Suçsuz olduğu ve suçlamaların HDZ'deki eski meslektaşları tarafından uydurulduğunda ısrar ediyor.He insists that he is innocent and that the charges are a set-up by his former HDZ colleagues.
Fakat hükümet planın anayasaya uygun olduğunda ısrar ediyor.But the government insists it is constitutional.
Ancak Birdal, partisinin her zaman şiddete karşı durduğunda ısrar ediyor.Birdal, however, insists his party has always stood against violence.
Kostunica ise hükümetinin gerçekte işbirliği yapmakta olduğu yönündeki ısrarını sürdürüyor.For his part, Kostunica continues to insist that his government is, in fact, co-operating.
Diğer taraftan Dodik'in referandum konusunda aşırı derecede ısrarcı olacağını sanmıyorum.On the other hand, I do not expect Dodik to stubbornly insist on the referendum.
Tiran ihtiyacı olan fonlara sahip olduğunda ısrar ediyor.Tirana insists it has the funds it needs.
Bosna Hersek Merkez Bankası Başkanı Nicholl Reformların Sürdürülmesinde IsrarlıCentral Bank of Bosnia and Herzegovina Governor Nicholl Urges Continued Reforms
Ancak sanık, infazları meydana geldikten yıllar sonra öğrendiği konusunda ısrar etti.He has insisted, however, that he had only learned of the executions years after they had happened.
NMS-II koltuğu alma konusunda ısrar ediyor.The NMS-II has insisted that it should get the post.
Sambrakos, “kitabın, kurgu bir hikaye ve karakterlere sahip olduğu” konusunda ısrar ediyor."This is a fictional story with fictional characters," Sambrakos insists.
A1 ise olayın yolsuzluk değil medya özgürlüğü ile ilgili olduğunda ısrar ediyor.But A1 insists that media freedom, not the alleged fraud, is the real issue at stake.
Partiler özel meclis soruşturması açılması konusunda da ısrar ettiler.They also insisted on a special parliamentary inquiry.
Belgrad ise bunun "1244 sayılı BM Kararı uyarınca Kosova" olmasında ısrar ediyor.Belgrade insists it be "Kosovo according to [UN Resolution] 1244".
Karaciç Çarşamba günü kendi savunmasını yürütme konusunda ısrar etti.Karadzic insisted on Wednesday that he would conduct his own defence.
Cumhurbaşkanı, ülkenin "ne AB ne de Kosova" politikasının yenilgiye uğramadığında ısrar etti.The country's "both the EU and Kosovo" policy had not suffered defeat, the president insisted.
Dodik'in SNSD'si kendi adayı olan Nikola Spiriç üzerinde ısrar ediyor.Dodik's SNSD has insisted on its candidate, Nikola Spiric.
Hükümet ise, Kosova'nın çıkarlarına hizmet ettiğinde ısrarlı.But the government insists it is working in Kosovo's best interest.
Başbakan Jadranka Kosor ülkesinin bütçe açığını tek başına idare edebileceği konusunda ısrar ediyor.Prime Minister Jadranka Kosor insists her country can handle its budget deficit on its own.
İyimserliğini koruyan Daviniç, devir işleminin bir yıl içinde tamamlanabileceğinde ısrar ediyor.He remains optimistic, insisting that the transfer can be completed in a year's time.
Özev BM raporunun da ötesinde, her iki taraftan da mantıklı davranış gerektiğinde ısrar ediyor.Besides the UN report, rational behaviour is needed from both sides, insists Ozev.
Dinkiç, şirketin gerçek değerinin 2,2 milyar avro olduğunda ısrar ediyor.The real value of the company is 2.2 billion euros, he insists.
Ülkedeki yetkili makamlar sorunla mücadele ettiklerinin ısrarla altını çiziyor.Turkish authorities insist they are tackling the issue.
Ancak hükümet, elinden geleni yaptığı konusunda ısrar ediyor.The government, however, insists it is doing what it can.
Gorani, tedbir tasarısının Sırp toplumu için en iyisi olduğunda ısrar ediyor.Gorani insists the draft measure is best for the Serb community.
Oscarson, Swedmilk'in sütünün tamamını yerel üreticilerden satın aldığında ısrar ediyor.Swedmilk, he insists, has been purchasing all of its milk from domestic producers.
Kosova polisi suçun tamamen azaldığı ve Kosova'nın "sakin" olduğunda ısrar ediyor.Kosovo's police insist that crime overall is down and that Kosovo is "calm".
Mitreva ise, ABD'nin ceza görmeme konusunda ısrarcı olmadığını söyledi.The United States is not insisting on non-punishment, Mitreva said.
Belediye tesisin yönetimini üstlenmek isterken, hükümet merkezi idarede ısrar ediyor.The municipality wants to run it while the government insists on its centralised management.

İlgili Sayfalar