ısrar ile cümle

ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.그는 "나는 전쟁을 일으킬 의도는 없었다"고 기록하였다.
Filistin ve Arap liderliği İsrail tarafından kabul edilmeyen "1967 sınırları" üzerinde ısrarcıdır.팔레스타인과 아랍 국가 지도자들은 이스라엘이 "1967년 당시의 경계선"을 따를 것을 요구하고 있지만 이스라엘은 이를 거부하고 있다.
Sichel ısrarla hemen toplanıp bir nikah anlaşmasını imzalarını koymalarını talep eder.결혼 욕구가 강하고, 빨리 결혼하고 싶다며 초조해 하고 있다.
Ancak babası konusunda aynı ısrarcılığı gösteren başka meraklılar da vardır.성격도 외할아버지 지명을 닮아서 그런지 고집불통이다.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.숙종때 충절사라 사액하였으며, 정조 때 충장(忠壯)이라는 시호를 내렸다.
Birçok Antakyalı da inkârda ısrar ettiler.또한 많은 이들이 용불용설을 지지했다.
Ama Ray ısrar eder.그러나 스콧은 이를 간과하였다.
Jack'e kendilerine katılmaları konusunda ısrar ederler ancak Jack kabul etmez.그러자 피치는 잭에게 합류하자고 말하지만 잭은 이내 거절한다.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.과거에는 아버지에게 인정받기 위해 노력하고 의사가 되고 싶어했다.
Charles mahkeme sürecinin yasadışı olduğunda ısrar eder.키를란 변호사는 재판이 사법제도를 무시한 급조된 것이었다고 증언하였다.
Bir sonuç alamadığında Katie tekrar oynamaları konusunda ısrar eder.כאשר שום דבר לא קרה, קייטי התעקשה שהם ינסו שוב.
Baskıyı kabul etmeyip devrimde ısrar ettim.לא קיבלתי את הלחץ שלהם, והתעקשתי להיות מהפכנית.
Ama Ray ısrar eder.ריי מסרב בתוקף.
Malcolm X'in ısrarları neticesinde Hinton, bir ambulans ile Harlem Hastanesi'ne götürüldü.לאחר שיחה קצרה, דרש מלקולם אקס שהינטון ילקח לבית החולים, זומן אמבולנס והינטון נלקח לבית החולים הארלם.
Israrları karşısında otele gider ve otel müdürü ile görüşür.לאחר מכן הוא הולך ומדבר עם הפקיד במלון.
Kılmamakta ısrar ederse öldürülür.אם לא הייתי עושה את זה הוא היה הורג אותי.
"A. Madrid'in Hakan Israrı"."התענוגות של צרפת", א.
Marie'nin ısrarlarıyla Joliot ikinci bir bakalor derecesi ve doktora derecesi edinmiştir.בהתעקשותה של מארי, ז'וליו רכש תואר ראשון נוסף ודוקטורט במדעים.
Jack'e kendilerine katılmaları konusunda ısrar ederler ancak Jack kabul etmez.אביו תיכנן לתת את החברה לג'ק, אך ג'ק לא רצה אותה.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.אימו ואביו רוצים שהוא יהיה רופא.
Bu ısrarı 1952 yılına kadar sürdürdü.העלייה נמשכה עד שלהי 1952.
Tüm rahipler çocukların kurban edilmesi konusunda ısrar etmeye başlar."אני מבקשת מכולכם, אל תתנו יד לרצח ילדים.
Ancak Sovyet tarafının kayıtsız şartsız teslim konusunda ısrarı nedeniyle koşullarda anlaşamadılar.עם זאת, אנא קח במיוחד בחשבון שאנו לא מחפשים תיווך סובייטי למשהו כמו כניעה ללא תנאי.
BP ise ısrarla bu projenin ekonomik olarak uygun olmadığını belirtir.בנוסף, היו שטענו כי האסטרטגיה הפביאנית לא כדאית מבחינה כלכלית.
Von Schirach'ın ailesi bu evliliğe şiddetle karşı çıktı ama Hitler ısrar etti.Семейството на Ширах категорично се противопоставя на този брак, но Хитлер настоява.
Sadece IBM bu ısrara uymadı.Гледай само ти, Иванчо, да не го развалиш.
Bunların arasında en ısrarlı olanı, Robert Wheeler ve Florence Ridlon’un girişimidir.Най-настоятелни са Робърт Уилър и Флорънс Ридлон.
O Susan'a hayatının aşkı oluduğunu söylemekte ısrarcıdır.За него тя казва, че е любовта на живота ѝ.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Майка ѝ очаквала, че ще стане лекар.
Ailesi, École Polytechnique'e (Fransa'nın ünlü mühendislik okulu) gitmesinde ısrar ettiler.Висшето си образование завършва в Политехническия университет в град Клуж.
Kadın hareketinin birikimlerinin farkında ve bu mirası sürdürmede ısrar eder.Неговата съпруга разбира за връзката и настоява за прекъсването ѝ.
Çırak, önceleri şikayet etmeye yanaşmasa da ısrar üzerine polise durumu anlattı.To je kao da prvi put ustajete i snažno zahtijevate nešto i to je ono što je iznenadilo policiju.
Baskıyı kabul etmeyip devrimde ısrar ettim.Pobunjuju se, dižući revoluciju.
François, diğer komutanların ısrarına karşı geldi ve ilerlemeyi devam ettirdi.Guderain se oglušio o zapovjed i nastavio dalje.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Jej otec chcel, aby sa stala lekárkou.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Oznámili mu, že sa Titanic potápa.
Qui-gon Anakin'in jedi olarak eğitilmesi konusunda ısrarcıdır.Qui-Gon Jinn presvedčil radu Jediov, aby sa mohol Anakin stať jeho učňom (padawanom).
Luke ısrar eder.House súhlasí.
Niyazi'nin ısrarları da bir işe yaramaz.Fotografia Niizuki sa pravdepodobne nezachovala.
O devirde Mısırlılar, Hititlilerden ısrarla Kaşkalı insanlar istemektedir.To je natančno tisto, kar nadlegovalci hočejo od nas.
Gerçekliği kanıtlanmış birincil kaynaklarda ısrarcı olmuştur.Dogodek je potrjen v antičnih virih.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Po zgledu strica pediatra je želela postati zdravnica.
Yine de Tanrı, Miryam'ın yedi gün boyunca cezalandırılması gerektiğinde ısrar etti..Mirjam je bila sedem dni kaznovana z gobavostjo.
İlerlemiş yaşından dolayı oğlu Marcus Antonius Gordianus'un (Gordian II) kendisine ortak olmasında ısrar etti.Zaradi svoje visoke starosti je vztrajal, da skupaj z njim kot Gordijan II. vlada sin Mark Antonij Gordijan.
Hepsi Paris'i itham ederler ve nereden geldiyse oraya geri gitmesine israr ederler.Tam ga oprostijo vseh obtožb, nato se odloči oditi v Pariz, da bi se pobotal s svojo odtujeno kraljico.
Ailesi, École Polytechnique'e (Fransa'nın ünlü mühendislik okulu) gitmesinde ısrar ettiler.Dvakrat so ga zavrnili, ko se je hotel vpisati na École Polytechnique, vodečo francosko matematično šolo.
Yapımcı, rolü Brigitte Bardot'nun oynamasında ısrar ediyordu, ama Bardot rolü geri çevirdi.Tracy Draco vaidmuo pradžioje buvo pasiūlytas Brigitte Bardot, tačiau ši atsisakė.
Genç kız isminin Melisande olduğunu söyler ama nereden geldiğini aslının ne olduğunu söylememekte ısrar eder.Ji prašo Marlou pasakyti paskutinius Kurco žodžius, o Marlou pameluoja, kad jis prieš mirtį ištaręs jos vardą.
Klavyeci Dizzy Reed de o sene Rose'un ısrarıyla gruba katıldı.Maždaug tuo pačiu metu klavišininkas Dizzy Reed prisijungė prie grupės kaip pastovus narys.
Ama Ray ısrar eder.Richard Tõnnus.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(Teel teelolemine pole püsiv Kulg.)
BP ise ısrarla bu projenin ekonomik olarak uygun olmadığını belirtir.Oletame, et KW väidab, et Bill pole kummalgi moel ligitõmbav.
Padişahın ısrarı ile görevi kabul etti.Sellega oli ta vastu võetud rüütliseisusse.
Fakat yazar, buna okuyucunun karar vermesi konusunda ısrar etti.Autor soovib, et lugeja mõtleks järele võimalusega muutuda.
Ama ailesi ve aşireti yarışmaması için ısrar ettiler ve karşı çıktılar.Ale plemię i rodzina nakłaniały, żeby tego nie robiła i byli bardzo przeciwni.
Ama ailesi ve aşireti yarışmaması için ısrar ettiler ve karşı çıktılar.Dar tribul și familia ei i-au cerut să nu concureze și se împotriveau.
Ama ailesi ve aşireti yarışmaması için ısrar ettiler ve karşı çıktılar.Ihr Stamm und ihre Familie jedoch bedrängten sie, nicht mitzumachen, und waren strikt dagegen.
Ama ailesi ve aşireti yarışmaması için ısrar ettiler ve karşı çıktılar.그녀의 부족과 가족들이 나가지 못하도록 말렸고 굉장히 반대했습니다
Ama ailesi ve aşireti yarışmaması için ısrar ettiler ve karşı çıktılar.Maar haar stam en familie wilden niet dat ze meedeed. Ze waren er heel erg tegen.
Ama ailesi ve aşireti yarışmaması için ısrar ettiler ve karşı çıktılar.Mais sa tribu et sa famille l'ont pressée de ne pas participer et étaient tout à fait contre.

İlgili Sayfalar