ısrar ile cümle

ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Η επιθυμία των γονέων του ήταν να γίνει ιατρός.
Bunları Ali Baba'dan ısrarla öğrenmek ister.Αποφάσισαν να προσκυνήσουν τον Αλή Πασά.
Qui-gon Anakin'in jedi olarak eğitilmesi konusunda ısrarcıdır.Ο Κουάι-Γκον θέλει ο Άνακιν να εκπαιδευτεί σαν Τζεντάι.
Bu inançlar çok güçlü ve ısrarcı olabilir.Αυτοί οι τρόποι συμπεριφοράς μπορεί να είναι επίμονοι και πολύ δύσκολο να αλλάξουν.
Pohl, ölümüne kadar masumiyetinde ısrar etti ve sadece bir "Basit subay" olduğunu belirtti.Ο Μόλα απάντησε: Όχι, ξέρει πώς να πεθάνει ως αξιωματικός.
Üst emrinde ısrar eder ve bunu yazıyla bildirirse, emri yerine getirir.Σας δίνουν οδηγίες σύμφωνα με το νόμο και σύμφωνα με την απόφαση που θα σας αναγγείλουν, θα τα κάνετε.
Adem ısrar ettiğinde ise büyü ile kaçar ve onu terk eder.Όταν προστίθεται στις τροφές, ανοίγει την όρεξη και τις νοστιμεύει.
Baskıyı kabul etmeyip devrimde ısrar ettim.Ήταν ενθουσιασμένος υπέρ της επανάστασης.
Baskıyı kabul etmeyip devrimde ısrar ettim.Jeg accepterede dens pres og insisterede på et revolutionært liv.
Ama Ray ısrar eder.Men Jake afviser hende.
Luke ısrar eder.Luke tager dog af sted.
Bilici ona ne kadar engel olmaya çalışsa da kral bunu bulmak konusunda ısrar eder.Til sidst spurgte de ham, hvor meget kongen var værd.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.De Allierede nægtede dog at kommentere denne afgørelse.
Bu olaydan önce Edward'ın ısrarıyla Bella ve Edward nişanlanmışlardır.Over tid bliver Edward og Bella forelsket.
İlerlemiş yaşından dolayı oğlu Marcus Antonius Gordianus'un (Gordian II) kendisine ortak olmasında ısrar etti.Grunnet sin alderdom krevde han at hans sønn, Marcus Antonius Gordianus (Gordian II), skulle bli medkeiser.
Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak.Liten blenderåpning gir stor dybdeskarphet; mens stor blenderåpning gir mindre (se bilder).
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.Og de tok barna med dem, og lærte dem deres tale, og de ble døpt.
Ama Ray ısrar eder.Roy nekter.
Küçük günahlarda ısrar edenler de fasık kabul edilirler.Dersom dere tilgir noen syndene deres, da er de tilgitt.
Legolas buraya gelmekte çok ısrar etmiştir.Narvaez bestemte seg for å reise dit.
V. Karl sınır tanımayan isteklerinde ısrarlıydı.Pengabdiannya kepada Karl tidak mengenal batas.
Korkmuş gibi görünen kadın ısrarla Hannay'in evine gelmek ister.Kikan yang sangat ketakutan, terpaksa menuju rumah Doni.
Hindi için Joey çok ısrar etmiştir.Tristan sering berpendapat dengan Joey.
Ancak babası konusunda aynı ısrarcılığı gösteren başka meraklılar da vardır.Aku tahu Kalian adalah orang yang sama yang bertanya mengenai ayahnya.
Diğerleri onun deli olduğunu düşünse de o bu kanısında ısrar eder.Meskipun ia tidak senang dengan perintah tersebut, ia tetap menaatinya.
Martov ise bunun aksine parlamenter mücadelenin gerekliliğinde ısrar etmiştir.Marxis berpikir, pada saat itu, untuk fokus di aktivitas parlemen.
Gerçekten de İsveç Kralı ülkesine gitmemekte ısrar etti.Para raja bawahan disuruhnya pulang ke negara masing-masing.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Sebagai anak pertama, ayahnya sangat mendukungnya untuk menjadi seorang dokter.
Etkinlikte amaç Katalonya'nın bağımsızlık konusunda ne kadar ısrarcı olduğunu göstermekti.Di sisi lain, beberapa pihak menyatakan ketertarikan mereka untuk mengakui kemerdekaan Catalunya.
Sharon ailenin hepsini yatmaya gönderir ve ertesi sabah da internetin var olacağını ısrarla söyler.Avni mengatakan bahwa dia lelah dan akan memberitahu semua di pagi hari.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Hal ini membuat Paramount harus menunda perilisan Titanic di Amerika Serikat.
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.Sự kiên nhẫn, cùng với tài năng của cô, cuối cùng cũng thuyết phục được Cameron chọn cô cho vai diễn này.
Action Music Yura hakkında kabul edilemez bir davranış videosu olduğunu ve ısrarla davada izletmiştir .Vụ kiện được quan tâm cho đến khi Action Music khẳng định rằng họ có 1 video về hành động của Yura.
Maggie, Glenn'in içeride olup olmadığını kontrol etmede ısrar eder.Maggie nói rằng cô muốn kiểm tra xem liệu Glenn có trên xe không.
Herkes geri gitmeye başlar ancak Abraham, bir kez daha yola devam etmeleri gerektiğinde ısrarcı olur.Cô cho rằng họ nên ở lại đây thêm một ngày nữa, nhưng Abraham yêu cầu cả nhóm phải tiếp tục đi.
Walden Media filmin savaş sürümünün PG-13 olmasında ısrar etti.Collins dự tính sẽ đánh gia bộ phim là PG-13.
İbni Suud Kuveyt topraklarının kendisine ait olduğu hususunda ısrarını sürdürdü.Ibn Saud khẳng định rằng lãnh thổ của Kuwait thuộc về mình.
Daryl, Beth'in hâlen hayatta olduğuna ısrar eder.Daryl liền nhắc lại rằng Beth đã nói cô có thể tự lo liệu cho bản thân mình.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Nó được kỳ vọng sẽ thay thế Titanic một cách hoàn hảo.
Maggie, grubun Son Durak'a gitmesinde ısrar eder zira Glenn'in orada olabileceğine inanmaktadır.Maggie lập tức đề xuất rằng họ hãy cùng đi đến nơi trên tấm biển, vì rất có thể Glenn cũng sẽ đến đố.
Bay Gage ise borunun kafasının içinden geçtiği konusunda ısrar ediyordu. ...ゲージ氏はその棒が頭を貫通したのだと言い張った。
Fakat, Bayezid'in Karakoyunlu Kara Yusuf'u himaye etmekte ısrarını bir meydan okuma olarak görüyordu.ヤヴァンナ創造の歌にかれらを見たが、かれらが確かに現れるのかをマンウェにたずねた。
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.「私達は、誰も攻撃する意図を持っていません。
İlerlemiş yaşından dolayı oğlu Marcus Antonius Gordianus'un (Gordian II) kendisine ortak olmasında ısrar etti.しかし自身の高齢をかんがみ、息子マルクス・アントニウス・ゴルディアヌス(ゴルディアヌス2世)を共同皇帝とすることを主張した。
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(鷲が強い情熱を持って突き進んでいく)。
Hindi için Joey çok ısrar etmiştir.ジョーイに対しては、ちょっとストーカー気味。
Walden Media filmin savaş sürümünün PG-13 olmasında ısrar etti.PG-13の映画を作るという課題は気に入ったね。
Ama Ray ısrar eder.これにレイは反発。
Bir sonuç alamadığında Katie tekrar oynamaları konusunda ısrar eder.カッターは何にもぶつからなければ戻ってくる。
Ancak Sovyet tarafının kayıtsız şartsız teslim konusunda ısrarı nedeniyle koşullarda anlaşamadılar.しかし、ソ連は無条件降伏以外の用件では交渉に着かないと通告した。
Sonunda her ne kadar ısrarla reddetse de asker kaçağı olarak tutuklanır ve birliğine kadar götürülür.その際、除隊証明書を受けなかったため、脱走兵として逮捕され入獄する。
Ancak kendisinin mason olup olmadığını açıklamaktan ısrarla kaçındı.逡巡したあげく彼女はメイソンに妊娠していることだけを伝えると、メイソンは興奮を隠せない。
Walden Media filmin savaş sürümünün PG-13 olmasında ısrar etti.威登媒體堅持戰鬥場面得拍成PG-13級。
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.但他們皆因曾受維摩詰居士指正,而婉拒佛的差遣。
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.研究著泰坦尼亞的歷史,希望見證泰坦尼亞的滅亡。
Niyazi'nin ısrarları da bir işe yaramaz.圭德诺的祈祷不会无益的。
Ancak babası konusunda aynı ısrarcılığı gösteren başka meraklılar da vardır.對於曉風似乎有著不同於兄妹之情的另一種模糊的感情。
Ancak çekimleri tamamlamak için ısrar etti.但他还是带病坚持把戏拍完。
Kardeşlerin ısrarı sonucu ikna olur ve gitmesine izin verir.貝兒為姐姐們的舉動所感動,同意留下。
Drama öğretmeni ısrar etti ve sonunda Matt'i Londra'daki National Youthe Theatre'a katılmaya ikna etti.그의 드라마의 교사의 설득이 계속 이루어졌고, 결국 그는 National Youth Theatre in London에 참여했다.

İlgili Sayfalar