ısrar ile cümle
ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Dirac verdiği bir konferansta ilkine "Fermi istatistikleri" isminin verilmesinde ısrar etmiştir.Dirac gebruikte tijdens zijn lezingen steevast de oude benaming "Fermistatistiek".
Kandil bu adımların silah bırakmanın ön şartı olmasında ısrarcı oldu.Parma begreep dat eerst dat geschut het zwijgen opgelegd moest worden.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Zij wilde dat haar dochter arts werd.
Shane, halen ısrarla samanlığın zombilerden temizlenmesi gerektiğini söylemektedir.Op deze manier kan Johan uitleggen hoe de indianen zich moeten beschermen.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.De bandleden ontkenden deze aantijging.
Makarios bu görevin geçici olduğunu belirterek atamayı yapmakta ısrar etti.Orazio claimt op zijn beurt, dat het onvermijdelijk was.
Magda ve kocası Joseph Goebbels, Kunz'un kendilerine yardım etmesinde ısrar ettiler.Magda i Joseph nalegali by Kunz im pomógł.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Znany był m.in. z torturowania jeńców.
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.Waleczne serce ostatecznie przekonał Camerona.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Jej ojciec chciał, by została lekarzem.
Kılmamakta ısrar ederse öldürülür.Jeśli odmówi, ma go zabić.
Baskıyı kabul etmeyip devrimde ısrar ettim.Miało to zapobiec dowiedzeniu oskarżenia o rewolucyjność.
Martov ise bunun aksine parlamenter mücadelenin gerekliliğinde ısrar etmiştir.Liksom Sartre hävdade de att våld ibland skulle vara nödvändigt för att uppnå målet.
Ancak çekimleri tamamlamak için ısrar etti.Hon tilläts dock slutföra sina affärer.
Fakat yazar, buna okuyucunun karar vermesi konusunda ısrar etti.Det överlåter han till publiken att avgöra.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(Tåget saktar farten.)
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.Jag borde ha förklarat att jag inte misstänkte att de ville attackera oss.
Fakat bir gün bir arkadaşının da ısrarıyla bir terapiye gider.Одного дня він іде на операцію, яку проводитеме його друг.
Drama öğretmeni ısrar etti ve sonunda Matt'i Londra'daki National Youthe Theatre'a katılmaya ikna etti.Його театральний викладач наполіг і врешті-решт переконав Сміта вступити до Національного театру молоді.
Ancak kendisinin mason olup olmadığını açıklamaktan ısrarla kaçındı.Маківен відмовився називати причини, сказав лишень, що Макмагон знає їх.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Названий на честь захоплення форту Тікондерога.
Assur kraliçeye baskı yaparak kendini kral ilan etmesinde ısrar eder.Вона благає Королевича залишитися з нею, обіцяючи дати свободу Царівні.
Bu konuda ısrar ediyorum.Я на цьому наполягаю.
Drama öğretmeni ısrar etti ve sonunda Matt'i Londra'daki National Youthe Theatre'a katılmaya ikna etti.Jeho učitel to ale nevzdával a nakonec ho přesvědčil, aby šel do National Youth Theatre v Londýně.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.Vedení strany toto obvinění odmítlo.
Maggie, Glenn'in içeride olup olmadığını kontrol etmede ısrar eder.Einstein se chce jít podívat, jestli kočka přežila.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.K jeho zálibám patří pěstování tilandsií.
Karısının ona eşlik etmesinde ısrar etmiştir, yalnız gidemeyeceğini söylemiştir.Je ke svému městu tak připoután, že ho nemůže opustit.
Padişahın ısrarı ile görevi kabul etti.Jeho funkci schvaloval panovník.
Ailesi, École Polytechnique'e (Fransa'nın ünlü mühendislik okulu) gitmesinde ısrar ettiler.Podle přání rodičů měl pokračovat ve studiu na École Polytechnique.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Otec si přál, aby se stal lékařem.
Semih, Betül ile evlenmekte ısrarlıdır.Čert jí slíbí, že se po vinobraní vezmou.
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.Persistența, dar și talentul ei, l-au convins în cele din urmă pe Cameron să-i ofere rolul.
Rus ordularının komutanı Barclay, Bagration'un ısrarına rağmen savaşmayı reddetti.Barclay, comandatul suprem rus, a refuzat să lupte, în ciuda cererilor lui Bagration.
Klavyeci Dizzy Reed de o sene Rose'un ısrarıyla gruba katıldı.Clăparul Dizzy Reed s-a alăturat și el în același an, la insistențele lui Rose.
Raymond ve Joselin'in isyanla bir alakaları olmadıklarına dair ısrarlarını diplomatik olarak kabul etti.El a acceptat informările diplomatice ale lui Raymond și Joscelin că nu au avut nimic de-a face cu rebeliunea.
Miller takipçilerinin ısrarlarına rağmen beklenen İkinci Geliş için hiçbir zaman kesin bir tarih duyurmadı.În ciuda dorinței adepților lui, Miller nu fixase la început o dată exactă a celei de a doua veniri.
Esnaf, ziyaretçileri ısrarlı olarak kendi mağazasına çağırır.Primește cu plăcere vizitatori în atelierul său.
Stalin Avrupa anakarasında ikinci cephenin açılması konusunda israrlıdır.Stalin făcea presiuni asupra Aliaților occidentali să deschidă un al doilea front în Europa.
Kâbız bunu reddedip, kendi fikirlerinde ısrar edince idam edilmiştir.Cunoscuții ei o evitau, din cauza condamnării ei.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.Ministrul finanțelor a refuzat atunci sa comenteze aceste presupuneri.
Sadece IBM bu ısrara uymadı.Végül egyedül az IBM állt ellen ennek a követelésnek.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Ezt a fegyvert kínzás használtak, hogy információt csikarjanak ki a foglyokból.
Eğitimde disiplinin öneminde ısrar eder.Mindig is hitt a technika fontosságában.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Szülei papnak szánták, maga orvos akart lenni.
Ancak Sovyet tarafının kayıtsız şartsız teslim konusunda ısrarı nedeniyle koşullarda anlaşamadılar.Elmondta továbbá, hogy nem keresik az oroszok közvetítését olyan ügyekkel, mint a feltétel nélküli megadás.
Bay Gage ise borunun kafasının içinden geçtiği konusunda ısrar ediyordu. ...Panaszkodott, hogy Indira Gandhi az ő feje felett járt el.
Erişim tarihi: 4 Temmuz 2011. ^ "Mahkeme ısrarlı: Tahliye yok".A válasz július 14-én érkezett: az útlevelek hamisak.
Adolf Hitler, Drau-Tuna üçgeninin bir karşı taarruzla geri alınmasında ısrar ediyordu.Adolf Hitler ragaszkodott az ellentámadáshoz, hogy visszafoglalják a Drávaközt.
Israrlı aramalara rağmen adada bırakılan göçmenlerin hiçbir izine rastlanamadı.Maihin noustuaan miehet eivät kuitenkaan löytäneet jälkeäkään siirtolaisista.
Ancak babası konusunda aynı ısrarcılığı gösteren başka meraklılar da vardır.Sorajalla oli samoja ominaisuuksia kuin isällään.
Yenilip içilenin parasını vermekte ısrar ediyor ve kesinlikle kendisi ödüyordu.He maksoivat syömisestään ja juomisestaan käyvän hinnan.
Locke, kendisini Jacob ile tanıştırması için ısrar eder.Locke vaatii Richardia viemään hänet Jacobin luo.
Luke ısrar eder.Luke suostuu kosintaan.
Richard buna inanmaz ve uçağı patlatma fikrinde ısrar eder.Richard erehtyy luulemaan, että heidät lähetettiin noutamaan pommi.
Kalfanın ısrarıyla evlenir ve evlendiği kadın, kızını doğururken ölür.Yllättäen häihin saapuu hänen kuolleeksi luultu poikansa.
Sadece IBM bu ısrara uymadı.Tätä eburonit eivät antaneet anteeksi.
Mayıs 2013'te hükümetin kışla konusundaki ısrarı Gezi Parkı olaylarının fitilini ateşleyen ana nedendir.Vuonna 2013 tapahtunut johtajan sedän teloitus aiheutti suurta pelkoa puolueen johdossa.
Siyasetçi devlet memurlarının yolsuzluğunu kınayarak reformu ısrarla istedi.Poliitikko tuomitsi valtion virkamiesten harjoittaman korruption ja vaati uudistuksia.
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.Η επιμονή της, καθώς και το ταλέντο της έπεισαν τον Κάμερον να της δώσει το ρόλο.