ısrar ile cümle

ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.'Il nemico non si aspetta che noi attacchiamo lì.
Kalfanın ısrarıyla evlenir ve evlendiği kadın, kızını doğururken ölür.Si sposerà e avrà una figlia, ma la moglie morirà durante il parto.
Israrları karşısında otele gider ve otel müdürü ile görüşür.Essi si tramutano in spettri e vagano per l'albergo.
Morrison, albümün ticari olmadığı konusunda ısrarlıydı.Non è sicuro che Morell sia stato il librettista.
Babam treni beklememiz konusunda ısrar etti.Мой отец настоял на том, чтобы мы подождали поезда.
O, annesinin ısrarı ile evlenmişti.Он женился по настоянию своей матери.
Saşa hoşuna gitmeyen kitabı okumakta ısrar ediyor.Саша упрямо продолжает читать книгу, которая ему не нравится.
Burada niyetim körü körüne inatçılık yapmak değil ama nihayetinde ısrarcıyım.Я не то чтобы упрямая, но настойчивая.
Buradaki ısrarcı tavrımın kuru inatçılık olarak değerlendirilmemesi gerekir.Я не то чтобы упрямая, но настойчивая.
Stalin Avrupa anakarasında ikinci cephenin açılması konusunda israrlıdır.Дэвис настоятельно требовал открытия второго фронта в Европе.
Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak.Малый ширк — это подобие больших грехов, например, рия (показуха), клятва не Аллахом и тому подобное.
Drama öğretmeni ısrar etti ve sonunda Matt'i Londra'daki National Youthe Theatre'a katılmaya ikna etti.Однако учитель настоял и уговорил Мэтта присоединиться к лондонскому Национальному молодёжному театру.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.И ей не раз приходилось доказывать ему, что она достойна быть врачом.
Avrupa Birliği'nin ısrarları işe yaramamaktadır.В Европейском сообществе требутирон не разрешён к использованию.
Çingene, erteleme vermesi için ısrarla Christine'e yalvarsa da bu talebi reddedilir.Надеясь на повышение, Кристин отклоняет просьбу цыганки.
Verem hastası olan yazar kanlı öksürük krizini atlattıktan sonra, tüm ısrarlara rağmen rolünü tamamladı.Милиционер, истекая кровью, до конца выполнил свой долг.
Örneğin, lisans aynı ortamda dağıtılan diğer programların özgür olması gerektiğinde ısrar etmemelidir.Например, нельзя требовать, чтобы остальные программы, поставляемые вместе с данной, также были открытыми.
BP ise ısrarla bu projenin ekonomik olarak uygun olmadığını belirtir.Баффет считает, что прогнозировать поведение рынка бессмысленно.
Malcolm X'in ısrarları neticesinde Hinton, bir ambulans ile Harlem Hastanesi'ne götürüldü.После встречи с Хинтоном Икс настоял на помещении пострадавшего в гарлемскую больницу.
Bir sonuç alamadığında Katie tekrar oynamaları konusunda ısrar eder.Кэти просит попробовать ещё раз, так как ничего не произошло.
Luke ısrar eder.Итан настаивает.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Существует гипотеза, что к падальщикам можно отнести тираннозавров.
Babasının ısrarı üzerine hukuk fakültesine başladı.Но учился он на юридическом факультете только через давление родителей.
Mustafa Kemal Paşa da ısrar etmedi.А что писал Силва Паиш — не знаю.
"İsmet İnönü Moskova'ya niçin ısrarla davet edilmişti?".Вот почему мы за снятие санкций с Москвы».
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Не гнушается лично участвовать в пытках пленных, чтобы узнать нужную информацию.
Yıldız Sarayı'nda padişahın sürgün hakkı üzerinde ısrarla durulmuştur.В каждом зале суда обязательно должен быть вывешен Герб Её Величества.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.شجعته والدته بالتحديد على أن يصبح طبيبا.
Emek, sabır, ısrar olmadan olmuyor.”إنه يتطلب الصبر ولكن النهاية لا تصدق".
Dava iki ay daha sürdü ve İngiliz elçi, Rodos valisinin işkencelerine ışık tutulması için ısrar etti.واستمرت القضية لشهرين إضافيين بسبب إصرار السفير البريطاني على كشف حقيقة ضلوع والي رودس في عمليات التعذيب.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.وذلك بأن يجعلوا ما على أيمانهم على شمائلهم، ويستقبلوا القبلة، ويدعو الله رافعي الأيدي، مبالغين في ذلك.
Moore "18 ayda bir" ifadesinin de kendisi tarafından söylenmediği konusunda da ısrar etmiştir.في الشهر نفسه ، تعهد جونسون أنه لم يكن "...
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.في النهاية، إصرارها وموهبتها أدّى لموافقة جيمس كاميرون عليها.
T-Dog, Merle'den özür dilemeye çalışır ancak Merle, T-Dog'un bunu kasten yaptığında ısrar eder.T-Dog tenta pedir desculpas a Merle mas Merle insiste que T-Dog fez isso de propósito.
Klavyeci Dizzy Reed de o sene Rose'un ısrarıyla gruba katıldı.O tecladista Dizzy Reed também se juntou à banda naquele ano por insistência de Rose.
Bir sonuç alamadığında Katie tekrar oynamaları konusunda ısrar eder.Quando nada acontece Katie insiste que tentem novamente.
Hardwicke ondan hoşlanmıştı ancak stüdyo ısrarla başka birini istiyordu."Hardwicke gostou dele, mas havia outro ator que o estúdio estava querendo".
Rose'un ısrarları üzerine Cal müteşekkir olduğunu göstermek için Jack'i ertesi akşam yemeğe davet eder.Por insistência de Rose, Cal convida Jack para jantar na noite seguinte.
Ne var i babası onun bir doktor olması konusunda ısrarlıydı.Seu pai, no entanto, queria que ela se tornasse médica.
Fakat Joseph, annesinin ısrarlarına rağmen iddialarından vazgeçmedi.Contra a insistência da sua mãe, José II não desistia da sua reivindicação.
Weber Paşa kararında ısrar etti.O general Weber insistiu no pedido.
Jack'e kendilerine katılmaları konusunda ısrar ederler ancak Jack kabul etmez.Kate tenta convencer Jack,mas Jack não aceita.
Maggie, Glenn'in içeride olup olmadığını kontrol etmede ısrar eder.Maggie diz a eles que ela vai verificar para ver se Glenn está dentro do ônibus.
Trumpets içeri girmekte ısrar edince Abruzzi kenara çekilir ve hücreye girer.Ao ouvir o alarme, Harpuia entra e fecha-o.
Merkezde ise Hitler, Moskova konusunda ısrarlıydı.Hitler Desafiado em Moskovo.
Qui-gon Anakin'in jedi olarak eğitilmesi konusunda ısrarcıdır.Determinado, Qui-Gon diz que irar treinar Anakin de qualquer maneira.
Eğitimde disiplinin öneminde ısrar eder.Era inegável sua disciplina escolar.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )É possível chegar ao pico por caminhada. ]
Daryl, Beth'in hâlen hayatta olduğuna ısrar eder.Bruce também descobre que Betty ainda está viva.
İlerlemiş yaşından dolayı oğlu Marcus Antonius Gordianus'un (Gordian II) kendisine ortak olmasında ısrar etti.Preocupado com sua idade avançada, ele dividiu o trono com seu filho, Marco Antônio Gordiano (Gordiano II).
Yenilip içilenin parasını vermekte ısrar ediyor ve kesinlikle kendisi ödüyordu.Os garotos entravam de graça e apinhavam o lugar, mas pagavam pela bebida que consumiam.
Rus ordularının komutanı Barclay, Bagration'un ısrarına rağmen savaşmayı reddetti.De Russische opperbevelhebber Barclay weigerde om te vechten ondanks het aandringen van Bagration.
Raymond ve Joselin'in isyanla bir alakaları olmadıklarına dair ısrarlarını diplomatik olarak kabul etti.Hij accepteerde Raymond's en Joscelin's verklaring dat zij niets te maken hadden met de rebellie.
Fakat Semele Jüpiter'den dileği üzerinde ısrar etmektedir; başka hiçbir dileği olmadığını ona bildirir.Volgens een Joods voorschrift nodigt men daarbij anderen uit, die geen verwanten hebben.
Ancak, Microsoft OEMlerin MS-DOS ismini kullanmalarında ısrar etti.Microsoft deed dit onder de naam MS-DOS.
Fakat bir gün bir arkadaşının da ısrarıyla bir terapiye gider.Op een dag gaat hij een klus doen voor een vriend.
Ama Ray ısrar eder.Ray besluit zichzelf aan te geven.
Ancak Tara, Willow'un büyü bağımlısı olduğu konusunda ısrar eder.Frodo veronderstelt dat dit toverij van Sauron is.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(Op het thuisfront is alles immers rustig).
Kim, kanıt istemekte ısrar edince, Kellerman fotoğraf çekeceğini söyler.Als Kellerman dit bevestigt, vraagt Kim hem een foto van het lichaam te maken.

İlgili Sayfalar