İran'da doğmuştur.Er wurde in Irland geboren.
O sırada Ayetullah Humeyni Paris'ten İran'a dönmüş ve devrim hareketlerini başlatmıştı.Im selben Jahr begab er sich – zu Fuß und ohne Geld – nach Paris, ins Zentrum des revolutionären Geschehens.
İradesizliği simgeler.Die kalkulierte Unvernunft.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Irak Yahudileri daha başarılı oldular.Zu Beginn des Osmanischen Reiches waren die Jesiden noch mächtig.
Irak'ta faaliyet gösteren şirketlerin de, hükümeti kazıklamaya çalıştıklarını kabul ediyorum.In der Türkei werden nach und nach alle, die das Handeln der Regierung kritisierten, eingesperrt...
Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) saldırının sorumluluğunu üstlendi.Die Terrormiliz Islamischer Staat (IS) übernahm die Verantwortung.
1990 - Irak, Kuveyt'i yeni bölgesi ilan etti.1990: Der Irak annektiert das Staatsgebiet von Kuwait.
İran'da da infazlar böyle yapılır.Die Art wurde auch im Iran nachgewiesen.
Günümüzde sadece İran İslam Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri tarafından kullanılır.Heute fliegt nur noch die iranische Luftwaffe das Flugzeug.
ABD Ordusuna destek veren Irak kuvvetleri ise 6 askerini kaybetmiştir.Auf Seiten der US-geführten Koalitionstruppen fielen 6 US-Soldaten und 9 irakische Soldaten.
70'li yıllarda İran'ın en ünlü şarkıcılarındandı.In Russland zählt sie seit einigen Jahren zu den bekanntesten Sängern.
Irak'ta Kürtçe ve Türkmence.Durch Tibet und Turkestan.
Güçlü, enerjik ve sağlam iradeli bir yapısı vardı.Unser Ziel war eine leistungsstarke, steuerbare, hochpräzise Rakete“.
Ayrıca her yıl çok sayıda İran vatandaşı turist olarak Türkiye'yi ziyarete gelmektedir.Zudem kommt ein Großteil der Touristen, die Albanien jährlich besuchen, aus dem Kosovo.
Fransa - Fransa Hava Kuvvetleri, ilk kez Irak'taki IŞİD hedeflerine hava saldırısı gerçekleştirdi.Unmittelbar nach den Anschlägen startete die französische Luftwaffe zum ersten Mal Angriffe in Syrien.
Bu yüzden, İran'da sıklıkla yıkıcı depremler yaşanır.Erdbeben ereignen sich in Japan häufig.
Türkiye-Irak-İran-Afganistan arasında aktedilen Sadabat Paktı, TBMM’de onaylandı.Nachdem sich die RQ-11 im Irak und in Afghanistan bewährt hatte, wurde sie in verschiedene Länder exportiert.
Bu bağlamda Irak'ın bağımsızlığının özel bir önemi vardır...In diesem Zusammenhang kommt der Erhebung des Irak besondere Bedeutung zu.
Nakkaşlık sanatı İran’da ortaya çıkmış ve gelişmiştir.Die dafür verwendete Trägerrakete Safir wurde ebenfalls im Iran entwickelt und produziert.
Günümüzde Erbil, Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetiminin başkenti durumundadır.Heute ist dies die Stadt Erbil, die Hauptstadt der Autonomen Region Kurdistan im Norden des Irak.
.iq, Irak için internet ülke kodu üst seviye alan adıdır..iq ist die länderspezifische Top-Level-Domain (ccTLD) des Irak.
Erişim tarihi: 29 Mayıs 2013. ^ "Iraq".Finale: 29. Mai 2013 (Mi.)
Seri bu durumda da ıraksar.Zu dieser Zeit befindet sich Geißliz auch ein Dingstuhl.
Böylece İran'a göç edenler olmuştur.Sie verließen den Iran.
Zaten geçmişte de Ali-Muâviye mücadelesinde İranlılar, Ali'yi tutmuşlardı.Im alten Indien dienten sie als Gewichte (siehe auch Indische Maße und Gewichte).
Irak hükümetine ve Şiilere saldırılar düzenlenmiştir.Die chilenische und irakische Armee haben Interesse bekundet.
Ayrıca Irak’da ithal edilen yakıt fiyatlarını şişirmekten dolayı KBR şirketini suçlarlar.Auch mit der Festlegung der Verkaufpreise für nach Grönland exportierte Güter machte die KGH Politik.
İranlı bir devlet görevlisinin oğluydu.Er ist der Sohn eines ägyptischen Offiziers.
1915'te Rus işgali sebebiyle ailesiyle beraber Irak'a hicret etti.Im Jahr 2002 zog seine Familie aus beruflichen Gründen mit ihm nach Japan.
Irak'ın son aslanı 1918'de katledilmişti.Le dernier lion d'Irak a été tué en 1918.
Eskiden İran'da aslanlar vardı.Auparavant, il y avait des lions en Iran.
2004'te, İran'ın doğal gaz rezervinin büyük bir kısmı henüz kullanıma açılmamış durumdaydı.En 2005, une grande partie des réserves naturelles de gaz de l'Iran étaient demeurées inexploitées.
Ey Irak halkı!Ô peuple tunisien !
Evliliği takiben prenses İran vatandaşlığı aldı.Après le mariage, la princesse a obtenu la nationalité iranienne.
80lerde Çin Irak'a 100lerce Type 59/69 AMT sattı.Au cours des années 1980, la Chine vendit des centaines de Type 59 et de Type 69 à l'Irak.
Film, İran'da yasaklanmıştır.Ce film a été interdit en Iran.
Ben Irak yanlısı değilim.Je ne suis pas pro-Irak.
İran'a döndükten sonra, önce 22 film yaptığı Sanat ve Kültür Bakanlığında çalıştı.De retour en Iran, il a d'abord travaillé au ministère des Arts et de la Culture, où il réalisa 22 films.
1962-1966 yılları arasında, İran televizyonu için 150 civarında reklam çekti.Entre 1962 et 1966, il tourne environ 150 annonces pour la télévision iranienne.
İran, Türkmenistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olmuştur.L'Iran a été l'un des premiers États à reconnaître l'indépendance du Turkménistan.
İran'daki eski havaalanlarından biri olup, 1938 yılında açılmıştır.Cet aéroport est l'un des plus anciens aéroports en Iran, qui a été inauguré en 1938.
Bu etkinlik, Irak veya Afganistan'da yapılmayan ilk Tribute to the Troops etkinliği oldu.Ce fut le premier hommage à l'événement ne se déroule pas en Irak ou en Afghanistan.
Irak halkı çok acı çekti."Et puis, c'était mon peuple qui souffrait ».
İran Ulusal Radyo ve Televizyon Orkestrası'nda on üç yaşından itibaren yer aldı.À treize ans, il jouait dans l'Orchestre national de la radio et de la télévision iraniennes.
Irak iki ülkeden de borçlarının silinmesini istedi, ancak iki ülke de bunu reddetti.L'Irak fait pression sur ces deux nations pour effacer les dettes, mais elles refusent.
Irak'ın borçlarının büyük kısmı Suudi Arabistan ve Kuveyt'e idi.La majeure partie de cette dette est détenue par l'Arabie saoudite et le Koweït.
Mutahhari İslam, İran ve tarihi konularda birçok kitap yazmıştır.Motahhari a écrit plusieurs livres sur l'islam, l'Iran, et des sujets historiques.
İran yeryüzündeki en dağlık ülkelerden biridir.L'Iran est un des pays les plus montagneux du monde.
Birçok devlette olan uygulamanın tersine İran'da hükümet silahlı kuvvetleri kontrol edemez.Contrairement à de nombreux autres états, la branche exécutive en Iran ne contrôle pas les forces armées.
Irak pasaportu uluslararası seyahat için Irak vatandaşlarına verilir.Le passeport irakien est délivré aux citoyens de l'Irak pour les voyages internationaux.
"Biz asla Irak'a savaş açmayız".Nous n'avons jamais été en guerre avec l'Italie".
Ailesi uzun süre İran hükümetinin diplomatik işlerine dahil olmuştu.Sa famille est liée depuis longtemps au gouvernement et à la diplomatie de l'Iran.
İran bugün Dünya'da dördüncü büyük blogger sayısına sahip ülke durumundadır.L'Iran est également le quatrième pays du monde par le nombre de bloggers.
Kanada'da İranlı sığınmacılara yönelik Iranian Railroad for Queer Refugees adlı bir LGBT örgütü kurulmuştur.Il est directeur général de l'Iranian Railroad for Queer Refugees.
Irak'a ve Umman'a müdahale edildi.L'Irak et Oman sont éliminés.
984 yılında İranlı matematikçi Ibn Sahl, "Yanan (Parlayan) aynalar ve mercekler" üzerine bir tez yazdı.Vers 984 : le mathématicien arabe Ibn Sahl écrit un traité sur les miroirs brûlants et les lentilles.
Irak ayrıca Kuveyt'i OPEC'in petrol üretimi için belirlediği kotayı aşmakla suçluyordu.L'Irak accuse aussi le Koweït de dépasser les quotas de production de pétrole fixés par l'OPEP.
2003 Irak Savaşı'ndan sonra, Kürdistan Bölgesel Hükümeti bölgenin idaresini devraldı.Après la guerre de 2003, le Gouvernement régional du Kurdistan prend le contrôle de l'aéroport.
1984 - IRA, Margaret Thatcher'in kaldığı otele bomba attı.En 1984 un attentat à la bombe est perpétré au Grand Hôtel par l'IRA contre Margaret Thatcher.
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.Les officiels iraniens s'opposent à l'organisation de l'Eurovision 2012 par l'Azerbaïdjan.