üzuntü ile cümle
üzuntü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkeme parası ödedim, üzüntüsü de caba.소방구가 패군을 거두어서 강릉으로 되돌아갔고, 소역은 소방등이 죽었는데도 슬퍼하는 기색이 없었다.
Zaman geçtikçe bunun için olan üzüntüm artıyor.시간이 흐름에 따라 증세가 점점 심해진다.
Ruhu acı olmadan üzüntülü nazik melankolilerden biridir.즉, 사랑을 경험하면서 우리는 비로소 슬픈 존재, 멜랑콜리커가 된다.
Neşe Üzüntü'yü alıp geri dönmeyi başarır.슬퍼도 그리로 가고 기뻐도 그리로 가고 억울해도 그리로 갑니다.
Bu olayın ardından annesi de üzüntüden hayata gözlerini yumar.그때 현몽 때문에 어머니가 그를 용서했다고 하였다.
Aynı zamanda düşman kuvvetlerine yenik düşmenin üzüntüsünü yaşarlar.נניח ששברנו היום את כוחו של האויב.
Üzüntü duydum.אני עצובה.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.ברית קודש יחללו ולא יידעו במה יכשלו.
Cenazesi yakıldı ve vefatı tüm Avrupa'da büyük bir şok ve üzüntü ile karşılandı.הוצאתו להורג של המלך התקבלה בזעזוע חריף בכל רחבי אירופה.
Birçok aktör olay ile ilgili üzüntüsünü dile getirdi.רבים מן המבצעים מצהירים את בורותם על המתרחש.
Ölümü, Hindistan halkında büyük üzüntüye neden oldu.מותו עורר תחושות של צער בציבור הצרפתי.
Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu.דוסטויבסקי קיבל את הביקורת באופן קשה, ושקע בדיכאון.
Üzüntüsü de caba.За скръбта на Дани.
Hem üzüntülü, hem mutluyum.Той е ту весел, ту тъжен.
Ölümü, Hindistan halkında büyük üzüntüye neden oldu.Смъртта му е посрещната с безразличие от населението.
Aşık, sürekli bir üzüntü içinde kıvranıp durur.Винаги е готов да спаси някой от неприятност.
Hıristiyan halk arasında bu büyük üzüntüye sebep olmuştur.Това предизвиква всеобща скръб сред народа на Рим.
Bu sefer sevgilisini üzüntü içerisinde terk etmektedir.Приятелите му го изоставят в нещастието.
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Скоро след това щастието ѝ преминава в огорчение.
Meiwes yaptıklarını itiraf etti ve eylemleri için üzüntüsünü dile getirdi.Майвес признава, че е изял Брандес и изразява съжаление за действията си.
Ölümü Roma'yı üzüntüye boğmuştu.Румъния е на колене смъртно изплашена.
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Nakon toga se rasplače.
Meiwes yaptıklarını itiraf etti ve eylemleri için üzüntüsünü dile getirdi.Meiwes se pokajao za to što je učinio i priznao svoja nedjela.
Alexander, yaşamının geri kalanını üzüntüye boğan bu ölümle "diğer yarısını" kaybettiğini söylemiştir.Izgubivši njega Alexander je žalio što je "izgubio polovicu sebe".
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Izgubljena su djeca i ne znaju da su svojta.
Fakat Dido üzüntü içerisindedir.Kozara je zavijena u tugu.
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Po jej smrti bol strašne smutný.
Jean üzüntüden travma geçirir.Peter bol z Jana znechutený.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Jej matka a súrodenci sú z jej príchodu prekvapení.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Aj naďalej sa trápi a chce sa od neho odpútať.
Bu olayın ardından annesi de üzüntüden hayata gözlerini yumar.Jeho matka, ktorá to videla zo žiaľu urobila to isté.
Üzüntüsü öyle büyük olur ki hayata küser.Kto vraví, že život je smutný?
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Pretresla ga je njegova žalost.
Ancak, çok üzüntülüydü.Bila je zelo žalostna.
Bu sefer sevgilisini üzüntü içerisinde terk etmektedir.V objemu ljubljenega moža jo zapusti zavest.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Grofič se toraj poslovi in hoče oditi.
Gül Baba ise gül bahçesinin yok olmasından derin üzüntü duyar.Rožo to gojiti hočem zvest vrtnar.
Ancak, çok üzüntülüydü.Tačiau ji liko Kaune.
Ölümü, Hindistan halkında büyük üzüntüye neden oldu.Labiausiai šis klausimas kaitina aistras pačioje Indijoje.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Tačiau Retas ją atstumia ir praneša, kad ją palieka.
Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu.Pats M. Stabrovskis susirgo silpnaprotyste ir mirė didelėse kančiose.
Bir üzüntülü bir de sevinçli haber aldım.Ji fiksuoja džiugias ir liūdnas gyvenimo akimirkas.
Ölümü, Hindistan halkında büyük üzüntüye neden oldu.Haigus põhjustas India populatsioonis tõsist kahju.
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Näiteks tekib kurbus alles pärast nutma hakkamist.
12 yaşında fuhuşa zorlanan bir kızın gecelik fiyatı 1 doların altında. Umut kırıcı, üzüntü verici.Những cô bé cỡ 12 tuổi bị đưa đi bán dâm chưa tới 1$ cho 1 đêm điều đó thật nản lòng, thật buồn
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.(30:10) Помилуй меня, Господи, ибо тесно мне; иссохло от горести око мое, душа моя и утроба моя.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Ai milă de mine, Doamne, căci sînt în strîmtorare: faţa, sufletul, şi trupul mi s'au topit de întristare;
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.a nevydal si ma do ruky nepriateľa a postavil si moje nohy na priestranstve.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Aniś mię zawarł w ręce nieprzyjaciela; aleś postawił na przestrzeństwie nogi moje.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Aniž jsi mne zavřel v ruce nepřítele, ale postavil jsi na širokosti nohy mé.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.du har ikke overgitt mig i fiendehånd, du har satt mine føtter på et rummelig sted.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.etkä jättänyt minua vihollisen valtaan, vaan asetit minun jalkani aukealle.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Kasihanilah aku, ya TUHAN, sebab aku dalam kesusahan; mataku pedih karena menangis, jiwa ragaku merana
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.여호와여 내 고통을 인하여 나를 긍휼히 여기소서 내가 근심으로 눈과 혼과 몸이 쇠하였나이다
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.nem rekesztesz be engem ellenség kezébe, [sõt] tágas térre állatod lábaimat.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.non mi hai consegnato nelle mani del nemico, hai guidato al largo i miei passi
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.och icke överlämnar mig i fiendens hand, utan ställer mina fötter på rymlig plats.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Usmili se me, GOSPOD, ker v stiski sem, od žalovanja hira oko moje, duša moja in telo moje:
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Vær mig nådig, HERRE, thi jeg er angst, af Kummer hentæres mit Øje, min Sjæl og mit Indre.
Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, Üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor.Ελεησον με, Κυριε, διοτι ειμαι εν θλιψει εμαρανθη απο της λυπης ο οφθαλμος μου, η ψυχη μου και η κοιλια μου.