üzuntü ile cümle

üzuntü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Neşe diğer duygulara Riley'i mutlu etmesi için görev verir fakat Üzüntü'ye vermez.Rabbia: è l'emozione che assicura che Riley non subisca ingiustizie.
Birçok aktör olay ile ilgili üzüntüsünü dile getirdi.Molti critici hanno espresso la loro insoddisfazione verso la trama.
Onunla yakınlığını, ona sevgisini bir şiirinde ifade etmiştir, ölümüne dair üzüntüsünü belgelemiştir.Presto compose poemi sul suo amore per lei, talvolta menzionandone il nome.
Dehşete kapılan Harun Reşit büyük bir üzüntüyle sordu: "–Behlûl!Рядовой Князев (из состава знамённой группы): «Страшно было, когда в само здание проникли.
Meiwes yaptıklarını itiraf etti ve eylemleri için üzüntüsünü dile getirdi.Майвес признался в содеянном и выразил сожаление по поводу своих действий.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.Есть у них и своё сказание о потопе.
Arafat ve Kral Hüseyin açıkça ağlarken, Libya lideri Muammer Kaddafi üzüntüden iki kez bayıldı.Король Иордании Хусейн и Арафат плакали, ливийский лидер Муаммар Каддафи от стресса дважды упал в обморок.
Hüseyin üzüntü içindedir.В верховье бурная.
Tek üzüntüsünün (elbise hakkında) ise elbisenin mavi yerine yeşil olmamasi idi.Иши не принимал предложенную пищу и не спал, опасаясь белых людей.
Meydana gelen felaketlerden ötürü derinden üzüntü duyuyoruz." ifadeleri yer aldı.Прости ему все оскорбления, что сошли с его уст!»
Jean üzüntüden travma geçirir.Жан полон раскаяния.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Вот, отец Твой и Я с великою скорбью искали Тебя.
Ayrıca, Kazuma’nın aileden atılmasını engelleyemediği için üzüntü duyuyor.Также сожалеет, что не смог остановить высылку Кадзумы из клана.
Fakat Dido üzüntü içerisindedir.Эрг пребывает в печали.
Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu.Ковачевич, бежавший от усташской погони, простудился и заболел.
Üzüntüsü öyle büyük olur ki hayata küser.Здесь жалость приближается к печали.
Üzüntü duydum.Была печаль.
Üzüntüsünü neş'eye çevir!” diye duâ etti.Прими в отчаянии свою немощь!» (яп.
Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir.В этот день требуется не веселиться, а скорбеть об умерших.
Bir şekilde başkalarının acılarıyla ilişkilendirilmekten büyük üzüntü duyuyorum.Глубоко переживает несчастье других.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Адель делает грустное лицо.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Люди растеряны, не знают, как поступать.
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.При этом она выражает своё огорчение слезами.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.فيمسح عن وجوههم ويحدثهم بدرجاتهم في الجنة.
Halk derin bir üzüntüye dalar.وأصيب العلويون منه بضيق شديد.
Bazıları, bölümün mutsuz son ile neticelenmesinden üzüntü duyunca yapımcılar, bir devam yazmaya karar verdi.غضب البعض من النهاية الحزينه للحلقه وعندما سمع المنتجين بذلك قرروا الاستمرار في الكتابة .
Bu olayın etkisinden ve anavatanının işgal altına girmesinin yarattığı üzüntüden asla kurtulamadı.لم يستطع فيضي الهروب من التأثيرات الكارثية التي مرَّ بها بلده العراق وما زال.
Ölümü tüm İslam aleminde üzüntü ile karşılandı.أنزلت أخبار موته الحزن على الإمبراطورية بكاملها.
"Veda etmek fuzuli üzüntü ama..."مثل "قلق الوداع عند الكلاب" إلخ.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.جو تتراكم عليه الأحزان ويقرر أن يترك الملاكمه.
Üzüntümü dile getiriyorum ve derin bir şekilde bu saldırıyı yapanları kınıyorum.أدين هذا الاعتداء أشد إدانة، وأبعث بأحر التعازي لعائلات الذين سقطوا قتلى في هذا الهجوم».
Vedniya karma: Mutlulukla birlikte üzüntü de vererek, ruhun aşırı mutluluk hissetmesini engeller.والآن يعيش حياة هادئة، آمنا مطمئنا، حتي يسلم الروح، راضيا مرضيا.
Fakat Dido üzüntü içerisindedir.إيمان بيطار بدور الحزن.
Üzüntü ve sıkıntı dikenine takılan eteğimdir.)كما في (اُلملم، ويلملم).
Üzüntü duydum.فأصابه الحزن..
Bu haber camiayı derin bir üzüntüye soktu.هذه العناصر تعطي القصة حزن مؤلم.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.أفكاري مع عائلتها ومعجبيها في هذه الساعة من الحزن.
Ancak, çok üzüntülüydü."كل شيء كان كئيب جدا.
Bir şekilde başkalarının acılarıyla ilişkilendirilmekten büyük üzüntü duyuyorum.من الناحية النفسية تتضمن تعاطف الشخص مع الآخرين.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.تلك ألعاب صبيانية لانعلم هل نضحك أن نحزن على مايجري.»
Mesajda Xi, hayat kayıpları, yaralılar ve hayatını kaybedenlerin aileleri için derin üzüntülerini sundu.كما تعرب السفارة عن خالص تعازيها ومواساتها لأسر القتلى والمصابين.
Ölümüne, "üzüntünün, zehirlenmenin ya da ilahi adaletin" neden olduğu söylenir.Sua morte tem sido atribuída a uma variedade de motivos, "ao desespero, veneno e à justiça divina".
Hem üzüntülü, hem mutluyum.Vou me sentir muito bem e feliz.
Nadejda eve girdiğinde Yakov'u odada çok üzüntülü bir halde görür.Quando ela entrou, viu Yakov desesperado perto de desmaiar na sala.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Seus amigos e subordinados foram alvo de grandes provações.
Alexander, yaşamının geri kalanını üzüntüye boğan bu ölümle "diğer yarısını" kaybettiğini söylemiştir.Ao perder o irmão, Alexander lamentou ter "perdido uma metade de si mesmo."
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Ela acaba por morrer de tristeza.
Tim Cook haberi büyük bir üzüntüyle öğrendiklerini söyledi.A Epic Records disse que estava muito triste com a notícias.
Bu sefer sevgilisini üzüntü içerisinde terk etmektedir.Isso, por outro lado, deixa o seu namorado desesperado.
Hıristiyan halk arasında bu büyük üzüntüye sebep olmuştur.Esta função causava algum grau de medo entre as populações Cristãs.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Orfeu ficou transtornado de tristeza.
Meiwes yaptıklarını itiraf etti ve eylemleri için üzüntüsünü dile getirdi.Meiwes admitiu ter canibalizado Brandes e expressou seu pesar por suas ações.
Ancak, çok üzüntülüydü.Mesmo assim, ela está triste.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Cegos pela paixão, não sabem o que fazem.
Fakat Dido üzüntü içerisindedir.Jacó entra em profunda tristeza.
Ölümü, Hindistan halkında büyük üzüntüye neden oldu.Sua morte foi lamentada por toda a Índia.
Çavuş Nemorino'ya niçin üzüntülü olduğunu sorar.De sergeant vraagt naar de reden van Nemorino's neerslachtigheid.
Bunun üzerine Oinone üzüntüsünden kendi canına kıydı.Maar ook aan diens leven kwam op gewelddadige wijze een einde.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Wolf moet vreselijk verdriet verwerken.
Bunun anlamına eren Kont ise büyük bir üzüntüye düşer.De graaf blijft verbijsterd achter.

İlgili Sayfalar