üzuntü ile cümle

üzuntü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık.We heard his cry, and saved him from the anguish.
O halde canın onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle) sıkılıp gitmesin.So do not waste away your self with grief for them.
Onlar orada şöyle derler: "Hamd olsun Allah'a, bizden o üzüntüyü giderdi.They will say: "All praise be to God who has removed all care from us.
Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.
İyi bilesiniz ki Allah'ın velîlerine korku yoktur, onlar üzüntüye de uğramazlar.Remember, there is neither fear nor regret for the friends of God.
Onlar iman etmiyor diye üzüntüden nerdeyse kendini yiyip tüketeceksin. [35,8; 18,6]You may perhaps wear out your heart because they do not come to belief.
ALLAH bu tip düşünceyi kalplerinde bir üzüntü kaynağı yapar.This happened so that God may fill their hearts with grief.
Fakat bu, sonradan kendileri için bir üzüntü kaynağı olacak ve ardından yenilecekler.They will go on spending and rue it in the end, and will be subdued.
Üzüntüden gözlerine ak düştü, acısını içine gömdü.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık.We heard his cry, and saved him from the anguish.
O, inkarcılar için bir üzüntü kaynağıdır.It is surely the nemesis of unbelievers.
Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İnananları işte böyle kurtarırız.We therefore heard his prayer and rescued him from grief; and similarly We shall rescue the Muslims.
Nihayet Firavun'un ailesi, kendileri için bir düşman ve üzüntü kaynağı olacak o bebeği aldı.And the household of Fir'awn took him Up, that he should become unto them an enemy and a grief.
Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.So be not sorrowful over the people who disbelieve.
Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de üzüntü çekerler.[See Tafsir Ibn Kathir, Vol. 1, Page 154].
Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.On them shall be no fear, nor shall they grieve.
Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.On them shall be no fear, nor shall they grieve.
Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.On them shall be no fear, nor shall they grieve.
Onlar ne korkacak ve ne de üzüntü duyacaklardır.[See Tafsir Ibn Kathir, Vol.
Onlara korku ve üzüntü yok.On them shall be no fear, nor shall they grieve.
Size bir iyilik dokunsa onlara üzüntü verir, başınıza bir kötülük gelse ona sevinirler.If a good befalls you, it grieves them, but if some evil overtakes you, they rejoice at it.
Küfür içinde koşuşanlar sana üzüntü vermesin.And do not be saddened by those who rush into disbelief.
Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın.And do not waver, nor feel remorse.
(Resulüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar.And warn them of the Day of Regret, when the matter will be concluded.
Dedi ki: "Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah'a şikayet ediyorum.He said, ‘I complain of my anguish and grief only to Allah.
Yakup: "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım.He said, ‘I complain of my anguish and grief only to Allah.
Onlar ne korkacak ve ne de üzüntü duyacaklardır. [3,20; 4,142]And no fear will there be concerning them, nor will they grieve.
Böyle meşrû olmayan kulisler, müminleri üzüntüye boğmak için şeytan tarafından telkin edilir.Conspiracy for evil purposes is the work of Satan, by which he means to bring grief to believers.
Obama'nın Küba'ya Yeni Yaklaşımı Miami'deki Bazı Küba Sürgünlerini Üzüntüye UğrattıSome of Miami's Cuban Exiles Are Disgruntled at Obama's New Approach to Cuba · Global Voices
Üzüntü çoğalır üşüdüğünde." — Yoldan geçen kişi, ağlayarak yürüyen kadına.Sadness grows in the cold." — Passerby to young weeping woman walking.
Marawi Belediye Başkanı Majul Gandamra şehrin yıkımına dair üzüntüsünü dile getirdi:Marawi Mayor Majul Gandamra is saddened by the destruction in his city:
Ellerini sıkacağız, açıma ve üzüntü gibi ifadeler edineceğiz.We will have hand wringing and expressions of sadness and pity.
Kendi zayıflığımız yüzünden bu hedeflere geçtiğimiz yıl ulaşamamış olmaktan üzüntü duyuyorum.I am just sorry that, because of our own weaknesses, we did not achieve them last year.
Novi Pazar'lı Amela Zupiç SETimes'a verdiği demeçte, "Bunun olması üzüntü verici.Amela Zupic of Novi Pazar says "It is sad that this is happening.
Bana büyük üzüntü veriyor." dedi.It gives me great grief," Ankara Mayor Melih Gokcek said.
Yüksek Temsilci Valentin Inzko da SC'nin kararından duyduğu endişe ve derin üzüntüyü dile getirdi.High Representative Valentin Inzko also expressed worry and deep regret at the RS decision.
Havel'in ölüm haberi yurtiçinde ve dışında çok sayıda kişiyi üzüntüye boğdu.The news of Havel's death saddened many at home and abroad.
Uluslararası basın özgürlüğü örgütü Sınırsız Gazeteciler olaydan derin üzüntü duyduğunu açıkladı.The international press freedom organisation Reporters Without Borders said it was deeply shocked.
Bazı VMRO-DPMNE üyeleri Georgievski'nin gitme kararlılığından üzüntü duyuyor.Some VMRO-DPMNE members resent the fact that Georgievski is poised to go.
Ortam kasvetliydi ve çok geçmeden bu üzüntü öfkeye dönüştü.The atmosphere was somber, and before long the sadness turned to anger.
Taksiciler o dönemleri saygı ve üzüntüyle anımsıyor.Back then, few of them were cab drivers.
Ekip, ikinci cildin kaynak yetersizliği nedeniyle gecikmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.They voiced regret that editing the second volume has been delayed due to insufficient funding.
"Seçimlere damgasını vuran şiddet olaylarından derinden üzüntü duyuyorum."I deeply regret the violence that marked the elections.
Belgradlılar önce Sırp takımına tezahürat için, sonra da üzüntüleri paylaşmak için toplandılar.Belgraders gather to cheer on the Serbian team -- then commiserate.
Petrusiç: Roman kadınların ortalama yaşam süresinin 48 yıl olması gerçekten üzüntü verici.Petrusic: The fact that the average lifespan of Roma women is 48 years is truly depressing.
AK, Slovenya'nın açıklamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.The EC expressed regret over Slovenia's announcement.
Annan, Menon'un ailesine ve Hint hükümetine uzuntulerini bildirdi.Annan sent his condolences to Menon's family and the government of India.
Talat, "Üzüntünüzü paylaşıyorum." dedi."I share their sorrow," he said.
Bazılarımızın süt alacak parası bile olmuyor." diyor, üzüntülü bir sesle.Some don't even have money to buy milk."
Keder, üzüntü ve suçluluk duygusu içinde Victor dağlara çekilir.Ravaged by grief and guilt, Victor retreats into the mountains.
Indian Wells'te Hindistan'ın Prajnesh Gunnashwaren için bir üzüntü yaşadı.At Indian Wells he suffered an upset to Prajnesh Gunnashwaren of India.
Ölü olduğunu sanıp üzüntüyle onu öper ve uyanmasına neden olur.Saddened by her apparent death, he kisses her, causing her to awaken.
Erkek ve kadından üçüncü bir varlık üretilir: neşe veya üzüntü uyandıran müzik.From the male and the female, a third object is produced: music, which evokes joy or sorrow.
Ama kaderinden kaçan ve hayatta olmaması gereken ben, şimdi hayatımı üzüntü içinde yaşayacağım.But I, who have escaped my fate and ought not to be alive, shall now live out my life in sorrow.
Şiirde bahsedilen kahramanın karısı üzüntü hisseder ve kaderinin yasını tutmaktadır.Feeling sorrow for the two latter, he mourns his fate.
Louis XIV ve Madame de Maintenon üzüntüye kapıldı.Louis XIV and Madame de Maintenon were plunged into sadness.
Yemen ile ilgili sonuçlar oldukça üzüntü yarattı.[2]The results with regard to Yemen were rather disappointing.[47]
Bu haber camiayı derin bir üzüntüye soktu.Diese Nachricht stimmt den Domkapellmeister tief traurig.
Ailesi ve sevenleri büyük üzüntü içine girmişti.Dein Vater und ich haben dich voll Angst gesucht.
Meydana gelen felaketlerden ötürü derinden üzüntü duyuyoruz." ifadeleri yer aldı.In fact we are the Shakers“, übersetzt: „Wir werden sie erschüttern.

İlgili Sayfalar