Güneşin son ışınları sonsuz deniz üzerine yansıyor.The last rays of the sun are reflected on the infinite sea.
Kediler neredeyse her zaman ayaklarının üzerine düşerler.Cats almost always land on their feet.
Onun üzerine basma. O patlayacak!Don't step on that, it's going to explode!
Tom üzerine düşeni yapıyor.Tom is doing his part.
Tom kesinlikle üzerine düşeni yaptı.Tom certainly did his part.
Tom beklentilerin üzerine çıktı.Tom has surpassed expectations.
Üzerine odaklandığım şey bu.That's what I'm focused on.
Onlar para üzerine tartışmaya başladı.They began arguing over money.
Kedi masanın üzerine atladı.The cat jumped onto the table.
Sorumluluğu üzerine almaya hazır mısın?Are you prepared to take on the responsibility?
Ben kırmızı üzerine beyaz şarabı tercih ederim.I prefer the white wine over the red.
Tom arkadaşının hatası için suçu üzerine aldı.Tom took the fall for his friend's mistake.
Tom onun üzerine denemeler yazdı.Tom wrote essays on it.
Keşke gökyüzünden bir şey düşse ve Tom'un üzerine inse.I wish something would fall out of the sky and land on Tom.
Bütün suçu Tom'un üzerine atamazsın.You can't blame it all on Tom.
Bu konu üzerine araştırma yaptım.I've done research on this.
Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.Television has a great deal of influence on society.
Tom bir plaj havlusu üzerine uzandı.Tom stretched out on a beach towel.
O, çimlerin üzerine uzandı.He laid down in the grass.
Ben zarfın üzerine pul yapıştırmayı unuttum.I forgot to stick a stamp on the envelope.
Tom bir kaya parçasının üzerine tek başına oturdu.Tom sat alone on a boulder.
Çatalı ekmek ve tereyağı tabağı üzerine koy.Place the bread and butter plate above the fork.
Paltosunu onun omuzlarının üzerine örttü.He draped his coat over her shoulders.
Tom paltosunu Mary'nin omuzlarının üzerine örttü.Tom draped his coat over Mary's shoulders.
Tom dizlerini cam sehpa üzerine çarptı.Tom banged his knees on the glass coffee table.
Pizzanın üzerine biraz sos koy.Put some sauce on the pizza.
Tom köpük yastık üzerine uyku tulumu serdi.Tom unrolled his sleeping bag on his foam pad.
Tabağımın üzerine yemek koymayı durdur.Stop putting food on my plate.
Tabağımın üzerine yemek koymayı kes.Stop putting food on my plate.
Tostlar hep tereyağlı tarafı üzerine düşer.Toasts always fall on the buttered side.
Tom buz paketini nemli bir havluyla sardı ve onu uyluğu üzerine yerleştirdi.Tom wrapped the ice pack in a damp towel and placed it on his thigh.
Tom korkuluk üzerine eğildi.Tom leaned over the banister.
Tom üzerine bir kova buzlu soğuk su döktü.Tom poured a bucket of ice-cold water on himself.
Mary saçını omzunun üzerine attı.Mary tossed her hair over her shoulder.
Ben gramer üzerine çalışıyorum.I'm working on the grammar.
Benim şerefim üzerine!On my honour!
Şunu halletmek üzerine çalışıyoruz.We're working on getting that done.
Bu ülke, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri üzerine kurulmuş.This country is founded upon the principles of freedom, equality and fraternity.
Tom Noel ağacının üzerine bir yıldız koydu.Tom put a star on top of the Christmas tree.
Onun üzerine birçok övgü aldım.I got a lot of compliments on it.
Boks üzerine yoğunlaşmak istiyorum.I want to concentrate on boxing.
Bize Tom üzerine bir güncelleme verebilir misin?Can you give us an update on Tom?
Ben işim üzerine odaklanacağım.I'm going to focus on my job.
Onun üzerine parmağımı koyamam.I can't put my finger on it.
Ellerini arabanın üzerine koy.Put your hands on the car.
Tom onun üzerine konsantre oldu.Tom concentrated on that.
Tom onun üzerine yoğunlaştı.Tom concentrated on that.
Ağaçlarımızın üzerine titriyoruz.We treasure our trees.
Onun üzerine atıldım.I lunged for it.
Tom, Mary'nin omuzlarının üzerine bir ceket attı.Tom slipped a coat over Mary's shoulders.
Korsan, elindeki kılıç, güverte üzerine atladı.The pirate, sword in hand, leapt onto the deck.
Tom ateşin üzerine daha fazla kütük koyarken, Mary uyudu.While Tom put more logs on the fire, Mary fell asleep.
Neden gazetecilik üzerine uzmanlaşmaya karar verdiniz?Why did you decide on majoring in journalism?
Tom amuda kalktı ve gömleği yüzünün üzerine düştü.Tom did a handstand and his shirt fell over his face.
Ne üzerine odaklanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?How do you decide what to focus on?
Atlar üzerine bahse girerim.I bet on horses.
Tom elini yüzünün üzerine koydu.Tom put his hand over his face.
Fadıl araba üzerine bir yorum gönderdi.Fadil posted a comment on the car.
Araştırmacılar Fadıl'ın geçmişi üzerine odaklandılar.Investigators focused on Fadil's past.
Tom atının üzerine atladı.Tom jumped on his horse.