Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerine ile cümle

üzerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Paketi masanın üzerine koyun.Put the package on top of the table.
Tom dergiyi sehpanın üzerine geri koydu.Tom put the magazine back on the coffee table.
Ben üzerine yazmak için bir şey istiyorum.I'd like something to write on.
Atıma ne isim vermem gerektiği üzerine iyi fikirleriniz var mı?Do you have any good ideas on what I should name my horse?
Daha sonra fiyat üzerine pazarlık yapabiliriz.We can haggle over price later.
Bir insan hayatı üzerine fiyat koymak zordur.It's difficult to put a price on a human life.
Lütfen her şeyin üzerine fiyat etiketlerini koymama yardım eder misin?Can you please help me put price tags on everything?
Sadece onu masanın üzerine koy.Just put it on the table.
Tom elini Mary'ninkinin üzerine koydu.Tom put his hand over Mary's.
Tom elini mikrofonun üzerine koydu.Tom put his hand over the microphone.
Tom sobanın üzerine bir çaydanlık koydu.Tom put a kettle on the stove.
Tom dergiyi sehpanın üzerine koydu.Tom put the magazine on the coffee table.
Tom ellerini ağzının üzerine koydu.Tom put his hands over his mouth.
Tom bir battaniye aldı ve onu Mary'nin üzerine örttü.Tom got a blanket and put it over Mary.
Tom içkisini tezgahın üzerine koydu.Tom set his drink down on the counter.
Mary battaniyeyi açtı ve onu çimin üzerine yaydı.Mary unfolded the blanket and spread it out over the grass.
Tom gözlerinden birinin üzerine bir plaster takıyordu.Tom was wearing a patch over one of his eyes.
Tom, Vikingler'in dünya tarihine etkileri üzerine beş dakikalık bir sunum yaptı.Tom gave a five-minute presentation about the influence of the Vikings on world history.
Tom beyaz tahta üzerine adını yazdı.Tom wrote his name on the white board.
Tom beyaz halı üzerine mavi boya kutusunu döktü.Tom spilled the can of blue paint on the white carpet.
Onun üzerine oturmuş olmalıyım.I must've sat on it.
Ben yanlışlıkla Lady Gaga CD'min üzerine bastım ve onu kırdım!I stepped on my Lady Gaga CD by mistake and broke it!
Tom çöp kutusunun üzerine oturdu ve mızıkasını çaldı.Tom sat on the garbage can and played his harmonica.
Empresyonist ressamlar üzerine olan konferans ilginçti.The lecture on the Impressionist painters was interesting.
Provence iklimi üzerine bir paragraf yaz.Write a paragraph on the climate in Provence.
Bunu üzerine takmadan önce bu elbiseyi ütülemek zorundayım.I have to iron this dress before putting it on.
İkinci Dünya Savaşı üzerine bir kitabın var mı?Do you have a book on the Second World War?
Karşıdan karşıya geçerken dizlerinin üzerine düştü.She fell on her knees while crossing the street.
Onları masanın üzerine koy.Put them on the table.
Bir şey üzerine fikrini alabilir miyim?Can I get your opinion on something?
Biz onun üzerine gideceğiz.We'll get right on it.
Her şeyin üzerine tekrar gideceğiz.We'll go over everything again.
Onun üzerine tekrar gideceğiz.We'll go over it again.
Ben hayatım üzerine yemin ederim.I swear on my own life.
Buranın üzerine gel.Get on over here.
Sen sadece bir eşek arısı yuvasının üzerine bastın.You have just stepped on a hornet's nest.
Alice'in üzerine Mary'yi seçtiği için Tom'u gerçekten suçlayabilir misin?Can you really blame Tom for choosing Mary over Alice?
Tom kitabı kapattı ve koltuğunu yanındaki küçük masanın üzerine koydu.Tom closed the book and put it on the small table next to his chair.
Tom bira kupasını tezgahın üzerine koydu.Tom put his mug of beer on the counter.
Mary üzerine güzel bir elbise giydi.Mary changed into a very nice dress.
Tom çimin üzerine uzandı.Tom lay down on the grass.
Tom bir dizinin üzerine çöktü ve Mary'ye evlenme teklif etti.Tom got down on one knee and proposed to Mary.
Tom Mary'nin üzerine bir battaniye koydu.Tom laid a blanket over Mary.
Lütfen bana biraz üzerine yazı yazabileceğim kağıt ver.Please give me some paper I can write on.
Tom kendi üzerine soğuk su döktü.Tom poured cold water over himself.
Bugün hiç de iş üzerine odaklanmış gibi görünemiyorum.I can't seem to focus on work at all today.
Üzerine doğru eğildi ve onu öptü.He leaned over her and kissed her.
Tom banyo tartısı üzerine çıktı.Tom stepped onto the bathroom scales.
Tom Mary ile konuşmak için üzerine eğildi.Tom leaned over to talk to Mary.
Bir kuş Vladimir Vladimirovich'in üzerine yaptı.A bird shat on Vladimir Vladimirovich.
O küçük bir kaya üzerine oturdu ve denize baktı.He sat on a small rock and looked out to sea.
Mary bir kağıt parçasının üzerine numarasını yazdı ve onu Tom'a uzattı.Mary wrote her number on a piece of paper and handed it to Tom.
1998'de Tom'un ölümü üzerine, Mary, onun meziyetlerini öven bir konuşma yaptı.On Tom's death in 1998, Mary paid tribute to his personal qualities.
Kim olduğu bilinmeyen bir adamın daveti üzerine gitti.She went at the invitation of an unknown man.
Kutuyu mutfaktaki masanın üzerine koy.Put the box on the table in the kitchen.
Ben Amerikaların tarihi üzerine bir kitap okuyorum.I am reading a book on the history of the Americas.
Profesör, Fransa tarihi üzerine bir sunum yaptı.The professor gave a presentation on the history of France.
Öğretmen, Fransa tarihi üzerine bir sunum yaptı.The teacher gave a presentation on the history of France.
O, kağıtları katladı ve masanın üzerine attı.He folded the papers and threw them onto the table.
Sonunda kendi kılıcı üzerine düşerek intihar etti.He finally committed suicide by falling on his own sword.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod